Hayat ne güzel öğretmendir.
En tembeli bile, bir sille ile hedefine hızlı koşan şampiyon yapabilir.
Renklerinin kıymetini bilmeyenin ışığını alır ve o karanlığın ihtişamına kapılıp karanlığına şiirler yazdırabilir.
Bazen bir derya olur önünde, bazen de git gide daralan, ışığı azalan kapı kilidi. Ve en az ışığın sızdığı anda eline bir anahtar verip kendi elinle açtırabilir, kaybettiğini sandıklarınla başarırsın.
Bazen zor gelen her şeye şikâyet edersin ve tüm zorluklar elinden alınır.
Kolaydır artık her şey ama tadı yoktur.
Midesini üşütmüş insana benzer hayatın, neyi tadarsan tat, hep acı hep aynı.
Her haline şükrün tılsımı vardır, onu kaybedince anlarsın.
Bazen ye’se kapılırsın… Umut etmenin, mutlu olmanın iyileştirdiği kanser gibi, yolunu kaybettiğini sandığın anda, bulursun kaybettiklerini.
Yani bütünü ile güzeldir hayat…
Ardıyla, perdesiyle, sırlarıyla…
Bazen “neden!” dediklerimiz, “iyi ki” dediklerimizden daha kıymetli olur…
Bilemeyiz...
