Bir kitap yazılırken başka kişilerin fikirlerinden faydalanılabilir. Bunun meşru yolu faydalanılan kaynağı ilan etmektir. Kaynak göstermek hem kanuni bir mecburiyet hem de ahlaki bir davranıştır. Faydalanılan kişi şahsen yardım etmiş ve destek olmuşsa kitabın başında, genel olarak eserlerinden faydalanılmışsa kitabın sonunda kişiyi ve eserini tanıtmak gerekir. Eğer bir cümle, olduğu gibi kitaba eklenecekse tırnak içinde ya da farklı biçimlerde yazılarak diğerlerinden ayrılmalı ve hemen önünde ya da arkasında kaynak kişi yazılmalıdır.
Sovyet Rusya’da bir sinek türü ortaya çıkarmak için çalışmalar yapıldığı, çalışmalar sonucu ortaya çıkarılan genetiği bozulmuş varlıkların sinek olma özelliklerini kaybettikleri gibi şekil ve fonksiyon olarak başka bir şeye de benzemediği söylenir. Olayın doğru olup olmadığı ya da nasıl gerçekleştiği konusu tartışmalıdır. Ama olmuşsa, bilimsel gerçekler ışığında sonucun aşağı yukarı yukarıda belirtilen şekilde olacağı bellidir. Biz yine de bu deneyi proje seviyesinde tasarlayıp hayalen tekrarlayarak uygulanabilirliğini tartışalım:
Deneyin amacı: Allah’tan başka bir yaratıcı tarafından yapılmış bir varlık ortaya koymaktır. Bu yaratıcı, maddenin kendisi, tabi olduğu kanunlar, maddenin rastgele hareketleri, bilim, bilim adamı, yani Allah’tan başka herhangi bir şey olabilir.
Deneyin kısıtlayıcısı: Yaratıcı güç ve bilgi iddiası nedeniyle başkasına ait telif, kullanma ve patent hakkı olan herhangi bir şey sahibinden izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Bilim adamları ne yaratacaklarını konuşurlar ve sonunda bir sinek yaratmaya karar verirler. Bu konuda önce bir literatür araştırması yapılır ve sonuç olarak sineğin daha önce yaratılmış olduğu ortaya çıkar. Sinek kavramı tüm tanımları ve sınıflandırmaları ile birlikte telif koruması altındadır. Yapılacak eserde herhangi bir türe ait tasarım özellikleri kullanılamayacağı gibi, o şey sinek olarak da isimlendirilemez. Aksi taktirde yoktan var etmek söz konusu olamaz ve yaratıcılık sıfatı telif sahibine verilir. Üstelik sadece fikir hakkı olarak değil ürün olarak da tüm sinek türleri patentlidir. Sineğin şekli, tasarımı, uzuvlarından ya da organlarından herhangi biri izinsiz kullanılamaz. Ayrıca bu yeni ürünün tüm sineklerin faaliyetleri ve kainat sistemi içerisindeki fonksiyonları dışında bir iş görmesi gerekir. Yoksa yeni ürün ya da faydalı model değil, ancak merdiven altı üretimi kötü bir taklit olabilir.
Bilim adamları sineğin genetiği üzerinde değişiklik yapmaya karar verebilir ama ortaya çıkacak şeyi kendilerinin yaptığını iddia edemezler; ancak sebep olduklarını söyleyebilirler. Dört harfli bir alfabeyle yazılmış üç milyardan fazla karakterden oluşan bir kod üzerinde işlem yapmak, orijinal bir çalışma değil, mevcut bir eserin birkaç kelimesini değiştirerek kendi ismiyle yayınlamak olacaktır ve böyle bir şeye hiçbir eser sahibi müsaade etmez.
Bu deneyde telif ve patent haklarından başka hukuki durumlar da söz konusudur. Deneyin yapılacağı ortam kainatın dışında olmadığından içerisindeki her şeyle birlikte başkasının mülküdür. Atomlar, elementler, amino asitler, proteinler, aletler gibi ihtiyaç duyulacak her şey, hatta bilim adamlarının kendileri de bu mülkiyet hakkının kapsamındadır. Ayrıca üretilecek sineğin kullanacağı hava, besleneceği gıda, tabi olacağı yer çekimi, ihtiyacı olan gündüz ve gece, güneşin hareketi, dünyanın dönmesi ve benzeri her şey Allah’ın sahipliğinde ve hükümranlığında olacaktır.
Bilim adamları kainatla tam uyumlu, mükemmel bir sinek yapabilseler ve o sinek akıl sahibi olup konuşabilse; kendisinin kime ait olduğunu söyleyecektir? Elbette onu yapanlar, içerisine Allah’a ait olmayan bir şey koyamayacakları gibi, eser sahibi olarak O’nun isminden başka bir isim yazamayacaklardır.
