TR EN

Dil Seçin

Ara

Kaosun Ardındaki Düzen / Bilim-Araştırma

Amerika’daki bir kelebeğin kanatlarını çırpmasıyla oluşturduğu hava hareketinin bu olaydan günler sonra Çin’deki hava durumunu tamamen değiştirebilecek bir etkiye sahip olduğunu biliyor muydunuz?

Evrende ve günlük hayatta gözlemlediğimiz birbiriyle ilişkisiz gibi görünen olayların ve varlıkların aslında bir bütün planın parçaları olması... Çok düzensiz, hatta tesadüf eseri gibi izlenim veren olayların değişik bir bakış açısından ele alındığında muazzam bir düzenin parçası olduğu gerçeği...

Bu yazımızda kader gerçeğinin yansımaları olan benzeri kavramların incelendiği, pozitif bilimlerin hemen hepsinde çığır açmış olan son yılların popüler sahası olarak kaosu ele alacağız. Kaos, kısaca ‘kompleks ve lineer olmayan dinamik sistemleri inceleyen bir teori’ olarak tanımlanır. ‘Kompleks’ karmaşıklığa, ‘lineer olmayan’ özgün bir matematiksel yapıya, ‘dinamik’ ise sabit olmayan değişken bir yapıya işaret eder. Çevremizde gözlemlediğimiz hemen her şey bu tanıma uyan bir işleyişin parçası olduğu için, günümüzde kaos, fizik, matematik, biyoloji, ekonomi, ve hatta psikoloji gibi birçok bilim dalında yerini bulmuş saygın bir teori olarak bilinmektedir.

Bir meteorolog olan Prof. Edward Lorenz 1960 yılında kaos teorisini destekleyen ilk bilimsel kanıtı elde etmiştir. Atraktör olarak tanımlanan düzenli yapılar içinde yer alan objeler ilk bakışta düzensiz ve tesadüfi gibi görünen bir davranış sergiler. Aslında bu objeler atraktörlere özgün kurallara, dolayısıyla ancak daha geniş bir çerçevede ele alındığında fark edilebilecek bir düzene uygun hareket etmektedirler. Lorenz atmosferik olayların bu kalıba uygun gerçekleştiğini göstererek, meteorolojide, daha da önemlisi bilimde büyük bir devrime imzasını atmıştır. Karmaşık sistemler kendilerine uygun farklı atraktörlere uygun davranış sergilerler.

Kaos teorisinin getirdiği önemli kavramlardan birisi de ‘kelebek etkisi’ olarak bilinir. Kaos teorisinde karmaşık sistemlerin başlangıç şartlarına çok bağımlı oldukları varsayımı vardır. Ayrıca, yukarıda da bahsedildiği gibi, lineer olmayan bir matematiksel yapıya sahip olmasından ötürü en küçük değişiklikler çok büyük boyutta sonuçlara yol açabilir. Kelebek etkisi kavramı bu olguya kolay anlaşılabilir bir örnek olarak ileri sürülmüştür. Bilindiği gibi, hava tahminleri ancak yakın zaman dilimleri için belirli bir doğruluk payına sahiptir. Örneğin bir gün sonraki havayı tahmin etmek büyük oranda mümkün olmasına rağmen, üç-dört gün sonrasını doğru olarak tahmin etmek son derece zor olmaktadır. Amerika’daki bir kelebeğin kanatlarını çırpmasıyla oluşturduğu hava hareketinin bu olaydan günler sonra Çin’deki hava durumunu tamamen değiştirebilecek bir etkiye sahip olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu olgu kaos teorisinde kelebek etkisi olarak bilinir.

Bilim dünyasında yaygın kabul gören bu kavram, yani kelebek etkisi ekonomide de önemli bir yere sahiptir. Dünyadaki makro ekonomik sistemler incelendiğinde çok küçük gibi görünen olayların çok büyük değişikliklerin ortaya çıkmasına yol açabildiği gösterilmiştir. Benzer şekilde beyindeki küçük kimyasal değişikliklerin veya çevredeki küçük uyarıların sonucunda çok önemli düşünsel ve aklî değişikliklerin olması da bu etkiyle açıklanabilmiştir. Ayrıca, ilk bakışta düzensiz gibi görünen ekonomik değişikliklerin, örneğin buğday fiyatlarının yıldan yıla değişiminin, yukarıda bahsedildiği şekilde özgün bir matematiksel atraktöre uygun bir düzen dahilinde gerçekleştiği de artık bilinmektedir. Yani buğday fiyatlarının düzensiz bir şekilde aydan aya değiştiği düşünülse de, uzun yıllarda olan fiyat oynamalarına bakıldığında makro bir düzene uyan bir davranış sergilediği gözlenebilmektedir. Makro planda bir atraktör yapısıyla da gösterilebilecek böyle bir düzen olmasına karşın, kelebek etkisi nedeniyle, örneğin aylar sonraki buğday fiyatlarını büyük bir doğrulukla tahmin etmemiz mümkün değildir.

Karmaşık sistemlerin davranışlarının önceden tahmin edilememesi kelebek etkisinin önemli bir pratik sonucudur. Yani hiçbir zaman on gün sonraki havanın nasıl olacağını büyük bir doğruluk payıyla tahmin edemeyeceğiz. Dolayısıyla, makro planda bir düzenin parçaları olsalar da, tek tek ele alındığında objelerin düzenli sistemler içinde gösterdiği düzensiz davranışları ayrı ayrı analiz edip bir bütün oluşturmamız mümkün değildir. Bu nedenle tanıklık ettiğimiz ve parçası olduğumuz mükemmel düzene ve Rabbimizin sınırsız ilmine olan hayranlığımız daima devam edecektir.

Ne mutlu O’nun sıfatları ve o sıfatların hikmetleri üzerine tefekkür edenlere! Ne yazık o sıfatları ve dolayısıyla hikmeti inkâr edip O’nun ilminin damlacıkları içinde boğulup gidenlere...