TR EN

Dil Seçin

Ara

Satır Arkası

Bir hata yapar ve hatanızı itiraf etmekten sakınırsanız, kendinize iki kere zarar vermiş olursunuz. İlki, hatayı yaptığınızda; ikincisi, hatanızdan ders çıkarmayı reddettiğinizde...”

İktisatçı Milton Friedman’dan dikkate değer bir hayat dersi...

 

***

 

Mal güvenliği’ lütfen

Ne zaman ekonomide biraz canlanma olup da insanlar yatırıma yönelirse, hemen hassas okuyucularımdan faizle ilgili sorular yağmaya başlar.”

Yeni Şafak ekonomi yazarı Mustafa Özel, gazetenin 18 Ağustos nüshasında, bu cümleyle başladığı ‘faiz’e dair yazısında, ‘önce birkaç tarihî hakikat’ diyerek şu tesbitleri sıralıyordu:

1. Hristiyanlığı faiz yıktı. 2. Kapitalizm faiz üzerinde yükseldi. 3. Faizi meşru kılan bir iktisadî sistem, evrensel kardeşliğin yerine ‘evrensel yabancılığı’ ikame eder. Bu bakımdan, faiz tartışmalarına asla kısa vadeli ve ekonomik mülahazalarla sınırlı bir perspektifle yaklaşmamalı, meselenin tasavvur edemeyeceğimiz kadar mühim olduğunu akılda tutmalıyız.”

İslâm’ın faizi kesin surette yasakladığını, bu yasağa karşı ‘herhangi bir kılıf’ uydurmanın, ‘herhangi bir makamdan faiz fetvası almanın’ mümkün olmadığını belirten Özel’in yazısında, Veda hutbesinden bugüne uzanan şu anlamlı tespit de
vardı:

Peygamber Efendimiz (sav) Veda Hutbesi’nde esas olarak iki mesele üzerinde durmuştur: can güvenliği ve faiz. İkincisini ‘mal güvenliği’ diye de okuyabiliriz. Bugün dünya mal/hizmet ticaretinin günde 20 milyar dolar, buna karşılık günlük para ticaretinin 2,5 trilyon dolar olduğunu hesaba katarsak, çok küçük bir azınlığın para ve faiz marifetiyle büyük çoğunluğun mal emniyetini ortadan kaldırdığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

 

***

 

Hayaloğlu’ndan hakikatli sözler

Ahmet Kaya gibi şarkıcıların yorumladığı şiirleriyle ün kazanan Yusuf Hayaloğlu kendisi ile yapılan bir söyleşide dikkat çekici cümleler kurmuş. Söyleşi boyunca ‘harbi’ konuşan Hayaloğlu, ‘bizi ayıran duvar’ın yüreklerinde aynı sesleri işiten insanların nasıl da birbirinin yüreğinden habersiz olabildiğini de insana düşündüren ilginç sözler söylemiş.

Bireyin toplumun bir parçası olduğunu düşünüyorum; bu benim sol yaklaşımım.” diyen Hayaloğlu, ekliyordu meselâ: “Aynı şekilde, bireyin Allah’ın bir kulu olduğunu düşünüyorum; bu da benim sağ yaklaşımım. Çünkü Allah’a inanıyorum. Allah’a inanmak realizmdir.”

Söyleşinin bir yerinde, “Yunus Emre dünyanın en basit cümlesiyle hayatın en önemli, en derin lâfını ediyor: ‘Bir ben vardır bende benden içeri’” diyen Hayaloğlu, ‘şöhret’ten yana şikâyetçiydi. “Her an gülümsemek zorundasın, ya da yapmacık olmak zorunda kalıyorsun. Yanında hep birileri olmak zorunda. Özgürlüğünü yitiriyorsun yani.”

Bu tesbiti yapan bir insan olarak, şu sözler de Hayaloğlu’ndan:

En önemlisi her şeyden arınabilmektir. Keşke yapabilsek. On yıl daha yaşarsam belki de gidip bir mağarada derviş gibi yaşarım. Arınmaktan kastım da bu; arınmayı seviyorum. Günlük tedirginliklerimizden, korkularımızdan, olaylardan, teknolojiden ve sair her şeyden arınmak. İşte o zaman hakikî düşünceye ulaşabiliriz. Deriz ki; geliyoruz dünyaya, yaşıyoruz ve ölüyoruz. Misafirim diyebildin mi, o zaman hiçbir şeyi incitmemek gelir arkasından. Dünyaya geliyoruz ve dünyayı altüst edip gidiyoruz. Doğup kırmadan, dağıtmadan, parçalamadan yaşayabilsek keşke... Her şey boş, her şey anlamsız dedikçe de, ilâhî düşünceye yaklaşıyorsun.”

 

***

 

Ümitvar iseniz, ümit var demektir!

 

***

 

Bırak bu çiçeğin sözü, sana Allah’ın bir mesajı olsun!”

Goethe’nin ünlü eseri Faust’tan, kâinata O’nun adına bakma mesajı yüklü bir söz.

 

***

 

Ne sosyal, ne demokrat!

Batıdaki ‘sosyal demokratlar’ ismi üzerinde hem ‘sosyal’ hem ‘demokrat’ken, bizimkiler ne yazık ki ne ‘sosyal’ ne de ‘demokrat’!”

Bilgi Üniv. öğretim üyesi ve Yeni Şafak yazarı Kürşat Bumin söylüyor.