İnsan kelimesinin temel anlamı unutkan olmasıdır. Bu nedenle, sahip olduğu nimetlerin, imkanların ve hazinelerin şükrünü yapmakta biraz yavaş kalmaktadır. Örneğin; sağlığımız, zamanımız, finansal varlığımız, gençliğimiz gibi elden gidince geri gelmesi mümkün olmayan şeyleri elimizdeyken fark edemediğimiz gibi, günlük kullanımda her an yanımızda olan birçok imkânın da farkında değiliz. İşte bunlardan birisi de çelik.
1856 yılından sonra çeliğin üretiminin kolaylaşması, sanayi devrimi sürecinde çelik üretimine sahip olan ülkelerin gelişmesini hızlandırmıştır. Günümüze kadar, kullanılan yer, alaşım oranları, fiziksel özellikler gibi onlarca grubun altında yüzlerce türevi üretilmiş olan çelik hayatımızın her alanında yer almaktadır.
Matematikteki “tersinden ispat” gibi, “Bir şeyin faydasını göstermek için, onun yokluğunu hayal ederek ortaya çıkan zararı vurgulamak” yolu ile gelin hayatımızın her anında bir şekilde faydasını gördüğümüz çeliğin yokluğunu hayal edelim. Eğer demir ve çelik hayatımızda olmasaydı bakalım neler eksik olur ve yaşantımız negatif anlamda nasıl etkilenirdi:
Evlerimiz yatay mimari ile yapılmak zorunda kalır ve en fazla üç katlı olurdu. Yüksek binalar ve gökdelenler yapılamaz arsa problemi olan şehirlerde gelişme mümkün olmazdı.
İnşaat sektörünün önemli bir malzemesi olan çelik olmasaydı, asma köprüler yapılamaz ve ulaşımda sağladığı kolaylıklar olmazdı.

Evlerimize kadar su taşınması da mümkün olmayabilirdi. Ahşap evlerde hayat devam ederdi, bu da yangın riskini artırırdı.
Çelik, otomobillerden trenlere, gemilerden uçaklara kadar tüm ulaşım araçlarında ana malzeme olarak kullanılır. Bu durumda çeliğin yokluğunda ulaşım araçları üretilemez, yedek parça tedarik zinciri, bakım onarım gibi hizmet sektörleri bulunmazdı. Toplu taşıma sistemi gibi bir imkân bulunmazdı. Alternatif malzemeler (alüminyum, kompozitler) bazı sektörlerde kullanılabilse de maliyet, dayanıklılık ve kaynak erişimi açısından ciddi sıkıntılar oluşurdu.
Makine ve teçhizat olmazdı. Buna bağlı olarak fabrikalar yapılamaz, seri üretim diye bir kavram bilinmez, endüstriyel üretim imkânlarına erişilemezdi.
Bugün enerji üretim santrallerinde oldukça yüksek basınç altında çalışan sistem bileşenlerinin birçoğu demir ve çelik türevleridir. Demir olmasaydı termik ve nükleer santrallerde elektrik üretimi mümkün olmaz, hayatımız karanlığa gömülür, ay ışığının penceremizden süzülmesini beklerdik.
Tarımda da üretimimiz çok kısıtlı olur, tarımda makinalardan mahrum kalır, gıdayı olabildiğinden çok daha pahalıya tüketirdik. İşsizlik, kıtlık ve ekonomik çöküş gibi zincirleme olumsuzluklar kaçınılmaz olurdu.
Savunma sanayii ürünleri, güvenlik sistemleri, zırhlar, askeri araçlar, silah sistemleri bulunmayan bir ortam oldukça güvensiz olur ve bu gibi koruma kalkanlarının olmaması düşman istilalarını kolaylaştırırdı.
Sağlık ve tıp teknolojilerinde de ameliyat aletlerinden protezlere, hastane yataklarından tıbbi cihazlara kadar birçok alanda çelik kullanılmaktadır. Alternatif biyomalzemeler geliştirilmiş olsa da çeliğin yerini tamamen alabilecek sağlıklı ve sağlam bir malzeme henüz yoktur. Demirin olmaması, sağlık hizmetlerinin kalitesini düşürür, teşhis ve tedavide kullandığımız hayati cihazların üretimi mümkün olmayacağı için insanların ortalama ömür süresi de kısalırdı.

Demir ve çeliğin kullanımı elbette sadece saydığımız sektörlerle sınırlı değildir. Aynı zamanda günlük hayatımızın hemen her alanında karşımıza çıkar: mutfak eşyaları, aletler, mobilya sistemleri, beyaz eşyalar, elektronik ürün kasaları ve hatta müzik enstrümanları. Bu durumda çeliğin olmaması, hayat konforunda ciddi düşüşe, alternatif malzeme arayışlarında çevresel ve ekonomik krizlere, kültürel üretimlerde yavaşlamaya yol açardı.

İşte demiri yaratarak ve insanlara verdiği yeteneklerle çelik üretmeyi öğreten Allah (cc), Kur’an’da Hadid (demir) isimli surenin 25. ayetinde, “Biz peygamberlerimizi apaçık delillerle gönderdik ve insanların adaleti ayakta tutmaları için beraberlerinde de kitabı ve adalet terazisini indirdik. Bir de kendisinde büyük bir kuvvet ve insanlara birçok fayda bulunan demiri indirdik. Allah, bütün bunları, görmedikleri halde kendisine ve peygamberlerine yardım edenleri ortaya çıkarmak için size verdi. Şüphesiz Allah çok kuvvetlidir, karşı gelinemez bir kudrete sahiptir.” buyurmuştur.
Çelik ve türevleri modern hayatın görünmeyen, vazgeçilmez nimetleridir. Sadece teknolojik değil, sosyal, ekonomik ve kültürel anlamda da büyük faydaları vardır. Bu malzeme yaratılmasaydı, yalnızca teknik açıdan geri kalmaya değil, aynı zamanda insan hayatının da iptidai bir seviyede kalmasına sebep olurdu.
…
Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Arifiye Meslek Yüksekokulu, Motorlu Araçlar ve Ulaşım Teknolojileri Bölümü
