Kalbim...
Kabrim kadar geniş...
İçinde dünya, zıp zıp topu; duvardan duvara çarpan...
Beni arıyorum...
Düşünüyorum...
Bülbül sabrıyla...
Bir an gelir, kopan bir tesbihin taneleri gibi...
Namludan kurtulan kurşun gibi...
Tereddütsüz...
Bulurum...
Bir sabah ezanının süzülüşü gibi şehrin üstünde...
Kabrim, kalbimin içinde...
Büyür...
Ben, ak sakallı bir ihtiyar olurum
Cami önünde gülyağı satan...
Emekleyen bir çocuk olurum...
Ben ölmeden, siz öldüremezsiniz...
Gerçek olurum...
Göremezsiniz...
Ben bulduğum zaman beni...
Siz öldüremezsiniz...
Bu ateşi söndüremezsiniz...
