BAZI YANLIŞ YARGILAR:
Yaşlılık şifası olmayan bir hastalıktır:
Yaşlılığın dermansızlığının çaresi yoktur ama kişi iyi bir hayat felsefesi ile keyifli bir yaşlılık geçirebilir.
Yardıma muhtaç, acınacak durumda olma hissi:
Yaşlılığın kazanımları daha çoktur. Çevresi ondan “öğretmesini isteyen” gençlerle dolu bir yaşlılıktan daha hoş ne olabilir?
Yaşama sevinci yaşlılık döneminde kaybolur, gençlik yaşamın mutlu dönemi, yaşlılık hayatın mutsuz dönemi düşüncesi:
Yaşlılık, problemlerinin olduğu bir dönemdir. Fakat karamsar gözlükle bakan bir kişiyi cennete koysanız da rahatını bozacak şeyler bulabilir.
Gerçekçi hayat felsefesine sahip olan insan en ufak şeylerden mutlu olabilir. Uçan bir kuş, kedinin çevresinde dolaşması ona zevk verebilir. Beklenti düzeyini yüksek tutan, ihtiraslı yaşlılar hep daha fazlasını istediklerinden, mutlu olamazlar.
Hayattan çok şey istemeyeceğiz, bize verdiklerinin kıymetini bileceğiz. Böylece kendimizi çok daha iyi hissedebiliriz.
Gençlikte kaybettiklerinin veya kazanamadıklarının yasını tutmak yerine, yaşlılığın tadını çıkarmak daha akıllıca olmaz mı?
Emekliliğin kötü bir şey olduğu düşüncesi:
Emekli olduktan sonra üretken olmayı beceren insanlar daha geç yaşlanmaktadırlar. Emekliliği felaket olarak değerlendiren insanların sağlıkları, emeklilik sonrasında sür’atle bozulmaktadır. İsmet İnönü, Faruk Gürler, İran Şâhı Rızâ Pehlevî emekliliklerini felâket olarak değerlendirdikleri için altı ay içinde kanser veya ağır bir hastalıktan öldüler.
İnsanoğlu eli tutup, şuuru yerinde olup ayakta durduğu sürece çalışmalıdır. Tembellik, yaşlanma sürecini hızlandırmaktadır.
YAŞLILIĞA UYUM
Sağlıklı bir yaşlılık için olumsuz etkenler, olumlu hâle çevrilmelidir.
1. Beyin tıpkı kalem gibi bir âlettir. İyi bakılırsa ömrü uzun olur ve erken yıpranmaz.
Son yapılan araştırmalar beynin sürekli olarak yeni şeyler öğrenmesinin, uyarıcı tesiri yaptığı ve hücre yaşlanmasını yavaşlattığını göstermektedir.
Yaşlanmaktan korkan insan “Çalışan demir ışıldar.” sözüne uygun olarak beynini iyi şekilde çalıştırması çok önemlidir. Beyin tıpkı bir kuyu gibidir. Suyu alındıkça açılır, bollaşır.
2. İyi beslenme, özellikle E ve C vitaminleri açısından zengin bir beslenme beyin hücrelerini genç tutar. Özellikle E vitamini, doğal olarak zeytinde bol bulunan bir vitamindir. E vitamini beyin hücrelerinin oksitlenmesini önlemektedir.
3. Gençlik ve erişkin yaşam biçimi yaşlılığa en iyi hazırlanmadır. Yaşlılığın bilgece ve rahat karşılanması için kişide koruyucu hayat felsefesi olması, yanlış yargıların düzeltilmesi gerekir.
YAŞLILIKTA DİNDARLAŞMA SÜRECİ:
İhtiyarlığını hisseden, dünyadan ve sevdiklerinden ayrılığının yaklaştığını anlayan yaşlı insan teselli ve ümit arayışı içine girer. Bir taraftan yaşlılığın getirdiği sorunlar, yalnızlık duygusu, çaresizlik hisleri ve hastalıklar ona hücum etmektedir. Diğer taraftan da ümit ve emelleri dünya ile bağlarını koparmaya başlamaktadır.
İnsanların sevdiklerinin, ailenin desteği, iltifatı teveccühleri kabir kapısında bitmektedir. Ölümden sonrası için teselli verici bir şey olması gerekir.
Çok sevdiği, çok güvendiği gençlik, dünya zevkleri ona “Elveda!” demeye hazırlanmaktadır.
Yaşlılığın onun başına getirdiği hazin haller hasret ve kavuşamama üzüntüsü ile onu ağlatmaktadır. Ölüme yaklaşmanın bilincinde olmak onu hayat felsefesini yeniden gözden geçirmeye sevkedecektir.
Gençliğini ve zevklerini düşünüp hasretle ağlamak yerine, şu mesajlara kulak verecektir: “Âhiret var ve bakîdir; dünyadan daha güzeldir.”
“Gerçek hayat, “ahiret hayatıdır.”
“Kur’an-ı Kerim’in bize verdiği en büyük ders âhirete imandır.”
“Yüce Peygamber (sav)’in bize getirdiği hidayet hediyesi, en büyük tesellidir.”
“Dünya bütün şaşaası ile beraber ahiretin yanında zindan hükmündedir. ”
“Madem merhametli bir yaratıcımız var; bizim için gurbet, yalnızlık olmaz, mâadem ki O var, bizim için her şey var.”
“İhtiyarlığın zaaf ve aczi, ilâhî yardım ve rahmetin celbine vesîledir.”
“Kibrit çakar gibi her şeyi kolaylıkla icad eden ilim ve kudret sahibi Allah, benim dertlerime de çare vesiledir.”
“Tatsız, geçici, akibetsiz, özsüz dünya zevkleri yerine, hakiki, daimi, tatlı ve bakî iman lezzetleri bana kâfidir.”
“Ölmek için dünyaya geldiğinizi, harab olmak için binalar yaptığınızı unutmayın.”
Yaşlı insan bir taraftan şiddetli bir ölümsüzlük duygusu, vücudu sevmek, hayata açık olmak, diğer taraftan yetersizlik, çaresizlik duyguları içinde kıvranırken bu mesajları kulağıyla değil gözüyle işitebilmektedir. Bunun sonucunda dünyaya geliş amacına ve Rabb’ine yönelmesinden daha doğru ne olabilir!?
Evet, maddeci keskinliklerden uzak, mânânın ve düşüncenin derin ışığını bulan insan kendisi ile barışık olur.
Yaşlıyı mutlu eden güler yüz, samimi sevgi, iç dünyasının aydınlanması maddi güçle olmamaktadır. Aile desteği bir noktaya kadar yaşlı insanı teselli eder. İnancın lezzeti nûr yüzlü bir yaşlının kendisi ile barışık, keyifli, hayatın tadını çıkaran tavırlarında çok güzel görünür.
Sonuç olarak yaşlılığı sadece güçlük ve zorlukların olduğu bir dönem değil, hoş yanlarının da bulunduğu bir hayat kesiti olduğunu düşünmek yaşlıyı mutlu edecektir, ruhundaki fırtınaları dindirecektir.
