Dr. Milo P. Rindge yorulmuştu, 74 yaşında olduğu halde ılık ekim gününün güzelliğinden istifade edemeyecek derecede yorulmuştu. Küçük muayenehanesindeki masasının başında uyuklarken, gençliğinde, büyük işler başarmak için plânlar kurduğunu hatırladı. Halbuki 40 yıldır, bu küçük şehirde oturmaktaydı.
Evvela parmağı kesilen veya başı ağrıyan hastalara çağırılmış, sonra yavaş yavaş acil vakalar ve doğumlar için gece yarısı yatağından kaldırılmaya başlanmıştı. Seneler geçtikçe de hayata gelmelerine yardım ettiği çocukların büyümelerine ve çoluk çocuk sahibi olmalarına şahit olmuştu.
Biraz sonra kapının zili, Dr. Rindge’i, dalmış olduğu hülyalardan kurtardı. Kapıyı çalan parlak gözlü bir çocuktu. Dr. Rindge’e “Şehirde büyük bir resmigeçit var. Onu kaçırmayın.” dedi.
Resmigeçit ve merasimler, bu küçük şehirde, nadir görülen hâdiselerdendi. Dr. Rindge, sevinçle çocuğu takip etti. Şehrin ana caddesine çıktıkları vakit, çocuk, doktoru, meydanın ortasına doğru sürdü. Halk çılgınca alkışa başladı. Dev cüsseli iki delikanlı, doktoru omuzlarına alarak, merasim için hazırlanmış bir tahtın üzerine oturttular.
Kızlar, oğlanlar, kimi çocuk arabası süren, kimi ise çocuklarını kucaklarında taşıyan kadınlar ve erkeklerden müteşekkil yaklaşık bin kişi, merasimle doktorun önünden geçtiler. Hayatında “büyük” işler başaramamaktan yakınan doktor, göz yaşlarını zapt etmek için nafile yere uğraşıyordu. Resmigeçite katılmış olan her erkek ve her kadın, onun vasıtası ile dünyaya gelmişti... Şimdi onlar, hayatının 40 senesini insanlara hizmete hasreden bu büyük adamı selâmlıyorlardı!
