8 Yazı Ümit Şimşek

Yazar Profili »

Allah’ın Büyüklüğü Nasıl Anlaşılır?

Mart 2018, 495 569 Görüntülenme Eklenme Tarih: 04 Mart 2018 22:17 Ümit Şimşek

ALLAH’IN birliği konusunda insan aklının içine düştüğü bir ikilem vardır:

Kâinatta herşey Allah’ın birliğini gösterir, bundan başka bir ihtimali kesinlikle imkânsız kılar. Fakat tek bir Rabbin herşeyi birden nasıl yarattığını, her an herşeyi nasıl görüp gözettiğini de insan bir türlü anlayamaz. Aklı ona bir taraftan “Allah birdir, başka türlü olamaz” derken, bir taraftan da “Nasıl olabilir?” diye sorar.

Aslında bu ikilemin basit bir sebebi vardır:

Allah’ın birliği sonucuna, insan, gözü önündeki sayısız delillerin ortaya çıkardığı objektif bir gerçek olarak varır. “Nasıl olabilir?” sorusu ise, konuyu sübjektif bir şekilde, kendi açısından, kendi zaafları ile beraber kendisini Tanrı yerine koyarak anlamaya çalışmasından kaynaklanan bir sorudur.

Oysa bilmek başka, algılamak başka şeydir. Biz Güneşin merkezinde sıcaklığın 15 milyon dereceyi bulduğunu hesaplar ve buna kolayca inanırız. Fakat 15 milyon derece sıcaklığın nasıl birşey olduğunu algılayamayız, hattâ bunu hayal bile edemeyiz. Yalnız, bilimsel hesapların bir sonucu olarak, öyle bir Güneşte böyle bir sıcaklığın bulunması gerektiğine inanmakta zorlanmayız. Zorlanan olursa da, bir yaz günü ortasında kısa bir yürüyüş, ona bu gerçeği hatırlatmaya yeter!

(……)

Biz Güneşi, bütün âlemimizi kuşatan ışık ve ısısıyla tanıyoruz. Denizin yüzünde, akarsuyun kabarcıklarında onun yansımasını görüyoruz. Bir gurup vakti, karşı yamacın pencerelerinde tek tek onun altın sarısı rengini seyrediyoruz. Herhangi bir anda, Dünya üzerindeki sayısız kabarcıklarda, pencerelerde, cam parçalarında, aynalarda, ağacın yapraklarında, çiçeğin yanaklarında, insan ve hayvanların gözbebeklerinde onun ışıltısı parlıyor. Aynı anda, Dünya ile beraber diğer gezegenler, aylar ve asteroidler de aynı Güneşten ışık alıyor. Bütün bunlardan birinin veya binlercesinin eksik veya fazla olması, Güneşin işinde hiçbir değişikliğe yol açmıyor. Onun ışığı, bütün renkleriyle beraber bir su kabarcığında nasıl parlıyorsa, okyanus yüzeyinde de, gezegen yüzünde de öylece parlıyor ve eserini gösteriyor.

Aynı şekilde, bir merkezden yapılan bir radyo veya televizyon yayını, seyredenlerin sayısına hiç  bakmaksızın, bütün alıcılarda birden izlenebiliyor. İzleyicilere bir anda binlercesinin daha katılması, diğerlerinin payından hiçbir şeyi eksiltmiyor. Kimse, bir televizyonun camında oynayan görüntünün nasıl olup da başka binlerce televizyon camında daha aynen belirebildiğini merak etmiyor.

Her iki örnek de, “tecellî” adı verilen bir olayı anlamamıza yardımcı olabilecek türdendir. Bizim konumuzla ilgili olarak tecellî’yi, “Allah’ın sıfat, isim ve fiillerinin birşeyde eserinin görünmesi” şeklinde kısaca tanımlayabiliriz. Kâinatta her varlık, Güneş ışığı karşısındaki bir kabarcık veya bir gezegen yüzeyi gibidir; İlâhî fiillerden, kendi kabiliyeti oranında bir pay alır. Gelincikler Güneş ışığıyla kırmızıya boyanırken papatyalar aynı ışığın içinden beyaz ve sarı rengi alır. Deniz yüzeyindeki bir damlacık onunla buharlaşır. Gökyüzünde Ay onunla aydınlanır ve Dünya gecelerini aydınlatır. Kelebekler onunla kanatlarını ısıtır. Eserler farklı biçimlerde ve farklı ölçeklerde görünebilir; ancak hepsinde tecellî eden şey Güneşin ışığıdır.

Aynı şekilde, kâinattaki her bir varlık, Yer ve Gökler Rabbinin fiillerinden, kendi kabiliyeti oranında bir nasibe kavuşur. Bir bahar mevsimi, Onun rahmetiyle rengârenk tebessümlere bürünür. Onun kudretiyle gökyüzünde yıldızlar tutuşur. Arının balında, karıncanın yuvasında, örümceğin ağında Onun sonsuz ilminin tecellîsi görünür. Tohumlar ve yumurtalar Onun hayat vermesiyle can bulur. Onun konuşturmasıyla gülistanlarda bülbüller şakır, deniz dibinde balinalar şarkı söyler, gökte bulutlar nâralarla rahmet müjdeler. Onun doyurmasıyla bir uğur böceği yaprak üzerinde, bir kuzu annesinin memesinde rızkını bulur. Bir, bin, milyon, milyar fark etmez. Hepsi, aynı anda, aynı tecellîlerden kendi payını alır. Yer ve Gökler Rabbinin fiilleri karşısında bir damla bir kâinat ile beraber nasiplenir, koca kâinat bir damla kadar küçülür.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

2131

Tefekkür yürüyüşleri hayatımızdan çıkalı çok zaman oldu. Yarın öbür gün irticaî eğilim olarak muamele görürse, şaşmamak gerekir: tıpkı Ray Bradbury’nin hikâyesindeki gibi...

Devamı »

Bir Yudum Su

Her an binlerce tanker dolusu su taşınır denizlerden göklere. Her an binlerce tanker dolusu su iner göklerden yere. Saniyede 10 bin ton su arıtan bir fabrika gibi çalışır dünya. Bir yudum su, işte böyle muazzam bir fabrikanın ürünüdür.

Devamı »

Kötülükler Niçin Var?

Dünyada güzelliklerle beraber çirkinlikler, iyiliklerle beraber kötülükler, hayırla beraber şer de bulunur. Ancak yaratılışta esas olan şey güzelliktir, hayırdır, iyiliktir. Çirkin ve kötü olarak görünen şeyler de, aslında, güzelliğin ve hayrın ortaya çıkmasına bir vesile olarak yaratılmıştır.

Devamı »

Salavatın Anlamı

Allah ve melekleri Peygambere salât ederler. Ey iman edenler, siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin. (Ahzâb Sûresi, 33:56)

Devamı »