46 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Bin Yok Bir Varı Tartamaz…

Ocak 2015, 457 460 Görüntülenme Eklenme Tarih: 18 Nisan 2018 14:49 Ömer Sevinçgül

 

Allah’tan kaçanlar tabiata sığındılar. Padişaha isyan edip cellada iltica eden asi gibiler. 

Tabiat yaratılmışların toplamından ibaret büyük bir eser. Ustayı inkâr için esere usta demek izahın değil, kaçışın ifadesi. 

Güneşe, suya, toprağa tapanlara ‘ilkel’ diyenler, varlıkların yaratılışını bunların toplamından ibaret olan doğaya vermekle aynı inancı paylaşmıyorlar mı? 

Natüralizm, putperestliğin yeni adıdır. 

İnkâr cephesinde yeni bir şey yok. İsimler değişti ama mantık çizgisi aynı kaldı. Ne iniş var, ne çıkış. Yükselişi yok ki, alçalışı da olsun. Tezinin dayanağı tek kelime: Yok. Yoklarla bina kurulmaz. Bin yok bir varı tartamaz. ‘Yok’ kelimesi inançsızın kimliğidir, kendi boşluğunu belgeler. 

Reklam, en çok güvendikleri araç. Bilim adına sürekli söylenen yalanlar doğruların yerini alabilir, derin düşünmeyen dikkatsizleri kandırabilir.

Mantığın temel yasaları ışığında düşünen akıl ‘Her eserin bir ustası var. Hiçbir eser kendi kendini yapamaz. Resim, ressamını gösterir. Kitap, yazarına delildir. Masa, marangozuna alamettir. Ustayı eserin içinde aramak yanlıştır’ diyor.  

Bir yazı okuduğumuzda ‘Bu harfler mürekkeplerden oluşuyor. Mürekkebin doğasında yazı olma özelliği var’ diyerek yazarı inkâr edebilir miyiz?  

Tablodaki resme hayran olup ‘Boyaların resim olması doğaldır. Bir ressam aramaya gerek yok’ diyebilir miyiz?  

‘Bina kumun, çakılın, demirin, tahtanın doğası gereği var olmuştur. Mimarı yoktur’ diyene kim inanır? 

Ya da binanın planını görüp ‘İşte mimar budur!’ diyen kimi aldatabilir? 

Kâinatın kendisi de, içindeki her bir varlık da muhteşem bir binaya, güzel bir resme, manalı bir kitaba benziyor. ‘Bunların yaratılması nesnelerin doğası gereğidir’ diyen adamın aklından şüphe etmek lazım!

Her binanın gerisinde bir mimar var. Dünya eşsiz bir saray. İçindeki her varlık sanatlı birer eser. İnsan gücünü aşan bir bilim, sanat ve estetikle yapılmış, yaratılmış. Nizam, düzen ve güzellik dilleriyle sanatkârını bildiriyor. Bu sesi kim susturabilir? 

Kâinat, yaratılanların bütünü. Demek kendisi de yaratılmış. Doğa ise evrendekilerin toplamı, bir bakıma kâinatın ikinci adı. Bu durumda ‘Kâinatı oluşturan bütün varlıkları doğa yarattı’ demekle ‘Kâinat kendi kendini yarattı’ demenin ne farkı var?

 

 


Ocak 2015, 457 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Birer Kukla mıyız?

Hiç kuşkusuz varlıkları birer oyuncak, insanı da bir kukla olarak yaratmadı. Bunu diyenler saçmalıyor. Bak, ayet bu iftirayı nasıl reddediyor: “Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyuncak olsunlar diye yaratmadık. Eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik.”

Devamı »

Rastlantı Öyle mi?

Bütün bu olaylar kendi kendine mi oluyor? Görünen varlıklar birer yapı taşı olan zerrelerin, atomların eserleri mi? Her akıl sahibi kabul eder ki, atomlar bir bilince sahip değiller. Ne ilimleri var ne de iradeleri...

Devamı »

Uzayda Hayat

“Dünyadan başka yerde yaşam var mı, yok mu diye tartışılıyor. Kimi var diyor, kimi yok diyor, kimi bilemeyiz diyor. Peki, sen ne diyorsun?”

Devamı »

Deprem Kader Değil mi?

Bediüzzaman Hazretleri, bir risalesinde, “insanların ağzından çıkan ve küfrü işmam eden kelimeler var,” der ve inananların bu kelimeleri “bilmeyerek” kullandıklarını söyler. Küfrü işmam eden, yani “koklatan, kendilerinden küfür kokusu gelen” kelimeler... Bu tesbiti okuduktan sonra ben de kelimeleri koklamaya çalışıyorum. Gün geçmiyor ki böyle bir sözle karşılaşmayayım. İşte onlardan biri: “Deprem kader değildir!”

Devamı »