23 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

Eleştirmek İstiyorum Ama…

Ağustos 2018, 500 146 Görüntülenme Eklenme Tarih: 31 Temmuz 2018 01:48 Ömer Sevinçgül

Canım, cicim bir arkadaşım var. Sürekli hata yapmaya başladı son günlerde, hem bana karşı hem de başkalarına karşı. Kötü biri sayılmaz aslında, niye böyle yapıyor anlamıyorum. Beni sever. Zor zamanlarımızda birbirimizin yanında olduk. Eleştirmek, hatasını söylemek istiyorum ama büsbütün koparız diye korkuyor, yapamıyorum. Ne dersin, yoksa ben düşündüğünü söyleyemeyecek kadar korkak biri miyim? 

Eleştiri ya da tenkit, yalnız eksikleri, hataları, kusurları söylemek değildir aslında.

Bir şeyi inceleyip iyi ve kötü yönlerini ortaya koyma, gerçek değerini belirleme demektir.

Evet, insanlar eleştirilmekten hoşlanmazlar.

Fakat kimi durumlarda eleştiri yapmak kaçınılmaz bir görev hâline gelir.

Olup bitenleri yok sayamaz, olmamış gibi davranamazsın.

Özellikle iş hayatında, ekip çalışmalarında hem eleştiri yapmak hem de eleştiri almak gerekir.

İnsan kendini gözlemleyemez her zaman. Biri ayna olmalı, onun kendini görmesini sağlamalı.

Belki kusurunun farkına bile varmıyor arkadaşın.

Muhataba her şeyi söylemek mümkün, bütün mesele üslubu ayarlamakta.

Sana eleştirinin biçimi konusunda bazı tavsiyelerim olacak, dilersen uygula.

Eleştiri yapmak için uygun zamanı kolla. Rahatça konuşabileceğin iyi bir yer seç.

Başkasının yanında eleştirme sakın, tepki verir. Yalnızken konuşmayı dene.

Hatasını söylemeden önce sevgini belli et, güzel özelliklerine vurgu yap.

“Senin şu özelliklerin güzel ama şu hareketin de olmasa” de mesela.

Neyi iyi, neyi kötü yaptığını belirterek konuş. Samimi ve net davran.

Sadece eleştirmekle kalma, sorununu halletmesi için yardımcı ol ona, çözüm önerileri sun.

Eleştiriyi kendin yap, katiyen aracı kullanma. Yüz yüze konuş, telefon, mektup ve benzeri vasıtalar kırıcı olabilir.

Kendini onun yerine koyarak, onu anlamaya çalışarak söz söyle.

Eleştirinin kişiliğine yapılan bir saldırı olmadığını anlaması gerek, buna özen göster.

Seni seviyor anlaşılan, bu iyi. Daha az canı yanar. Karşısında değil yanında olduğunu hissettirerek konuş.

Yarardan ziyade zarar verebilecek olumsuz sonuçlar doğuracağını anlarsan sus ve eleştirini ertele.

Korkaklık meselesine gelince… Hayır, öyle olduğunu sanmıyorum. Fakat öylelerini gördüm.

Bir arkadaşım vardı üniversitedeyken. Korkak ve pısırıktı. Konuşması gereken yerde susuyordu.

Bazen de dışlanmamak için muhataplarının hoşuna gidecek sözler söyleyebiliyordu. Bu da benim tepemi attırıyordu.

Bir gün aldım onu karşıma, dedim ki: “Bak arkadaşım, sen muhatabının ne düşüneceğini, ne diyeceğini o kadar çok hayal ediyorsun ki söylemek istediklerini söylemeye, yapmak istediklerini yapmaya gücün kalmıyor. Hayır! Herkesi memnun edemezsin. Ne hissediyor, ne düşünüyorsan onu söyle. Kendinle çelişip durma. Birilerine hoş görünmek için tavizler verirsen belki bir şeyler kazanırsın ama mukabilinde şahsiyetini kaybedersin.”



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Deprem Kader Değil mi?

Bediüzzaman Hazretleri, bir risalesinde, “insanların ağzından çıkan ve küfrü işmam eden kelimeler var,” der ve inananların bu kelimeleri “bilmeyerek” kullandıklarını söyler. Küfrü işmam eden, yani “koklatan, kendilerinden küfür kokusu gelen” kelimeler... Bu tesbiti okuduktan sonra ben de kelimeleri koklamaya çalışıyorum. Gün geçmiyor ki böyle bir sözle karşılaşmayayım. İşte onlardan biri: “Deprem kader değildir!”

Devamı »

Ruh Nereye Gider?

“Merak ediyorum, ölüm nasıl gelir, bedenden ayrılan ruh nereye gider, sonra neler olur? Bunları aşama aşama anlatır mısın bana!”

Devamı »

“Allah Nerede?”

Merakının bütün derinliğini sesine yükleyerek, “Söyler misin bana” dedi, “kâinatın sınırı var mı?”

Devamı »

Süslü Suretler Sergisi

Kuşa nasıl iki kanat gerekiyorsa mana âlemine yükselmek isteyen insana da iki kanat gerek. Bunlar kalp ve akıl kanatlarıdır. Kişi, kalbiyle yaratıcısını severken aklıyla da yaratılışın ince sırlarını, hikmetlerini, maslahatlarını tefekkür eder, kavrarsa hakiki marifeti kazanır, kâmil insan olur.

Devamı »