ARAMA SAYFASI

Karınca Küçük Görevi Büyük

Karınca Küçük Görevi Büyük

Karıncalar arasında rekabet diye bir şey yoktur. Herkes uzmanlaştığı işi en iyi şekilde yerine getirir. Karıncalarda “ben” duygusundan önce “biz” duygusu vardır...

 

Hayvanlar âleminin küçük böcek türü bir karıncadır. Dünyada en fazla bulunan ve en çalışkan canlı türlerinden biridir. Günümüzde yaklaşık olarak 12 bin karınca türü tespit edilmiştir. Karıncalar insanlara oranla yaklaşık 20 milyon kat daha fazladır.

Evet karıncalar o kadar çoktur ama bir tanesi bile dünya gibi cansız varlığa değişilmez, çünkü o küçüktür ama canlıdır ve adeta şuurludur.

Hayvanlar dünyasında da tek başına yaşayanlar, sürü halinde yaşayanlar olduğu gibi cumhuriyetçi bir yaşam sürenler de vardır. Mesela arılar ve karıncalar böyledir. Yaşayış tarzları çok ilginçtir. Birbirleriyle dayanışma içinde olan karıncalar, sosyal varlıklardır, örgütlenerek topluluklar halinde yaşarlar. Karıncalar arasında rekabet diye bir şey yoktur. Herkes uzmanlaştığı işi en iyi şekilde yerine getirir. Karıncalarda “ben” duygusundan önce “biz” duygusu vardır. Karıncaların hayatına bakıldığında onlar, bir emir almışlar ve onu yerine getiriyorlar gibidir.

Her karınca kendisine verilen görevleri yapar.

Mesela, kraliçe karıncaların tek görevi soyu devam ettirmektir.  Birden fazla kraliçe aynı kastta bulunabilmektedir. Bu kraliçelerin asıl görevi üremeyi sağlamak ve kast içindeki karıncaların sayısını artırmaktır.

Erkek karıncalar, kraliçe karıncaların üremesi için dölleme görevini yerine getirirler. Ancak neredeyse tamamı, kraliçeleri dölledikten sonra ölmektedir.

Asker karıncalar, koruma ve avlanma görevi yaparlar.

İşçi karıncaların ise hepsi dişidir. Temizlik, besin arama ve yuva inşa etmekle görevlidirler. İşçi karıncalar sosyal varlıklardır, buldukları bütün yiyecekleri alıp yuvalarına götürürken çok hırslıdırlar, yetecek miktarın çok üstünde yiyecek toplarlar.

Halbuki arılar böyle değildir; arılar kanaatkârdır. Bu yüzden arılar sanki başlar üstünde uçarken, karıncalar bazen ayaklar altında kalır ve ezilirler.

 

Küçük bir canlı olmasına rağmen Kur’an nazarında onlar değerlidir.

“Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan (meydana gelen) orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde sevk edildiler. Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir karınca dedi ki: ‘Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp geçirmesin.’ (Süleyman) Onun bu sözü üzerine gülüp tebessüm etti ve dedi ki: ‘Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih amelde bulunmamı bana ilham et ve beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.” (Neml suresi, 17-19)

Bu nedenle karınca gibi sanatlı ve çalışkan bir hayvanı bilerek çiğnemek dinimizce yasaktır; hayvanları gereksiz yere öldürmek de. Bu nedenle bizler, dilimizde kullanılan “karınca ezmez” sözüne uygun bir yaşam sürmeliyiz.