24 Yazı Ümit Şimşek

Yazar Profili »

“Bir Sineğin Kanadını Kırk Kağnıya Yükledim, Kırkı da Çekemedi…”

Eylül 2017, 489 41 Görüntülenme Eklenme Tarih: 13 Mayıs 2019 14:19 Ümit Şimşek

 

“Allah’tan başka bütün çağırdığınız ve ibadet ettiğiniz şeyler toplansalar, bir sineği halk edemezler.” (Hac, 22/73)

 

Yunus Emre’nin “Bir sineğin kanadını…” diye başlayan bu sırlı sözünü, zamanın fenni malumatı ile anlamak daha bir kolay hale geldi. Çünkü sineğin anatomisini inceleyen ilim dalları, sineğin ne kadar harika ve mükemmel bir sistem ve düzenle yaratıldığını gözler önüne serip insan oğlunu hayret içinde bırakıyor.

Bir göz, elli yüz gramlık bir et parçası, ama bir insanın bir göz doktoru olabilmesi için en az on beş yıl okuması gerekiyor. Şayet o doktorun on beş yıllık okuduğu ders kitaplarını bir kağnıya yüklesek kağnı zor çeker. Tabi “kırk kağnı” ifadesi bu inceliğe işaret eden güzel bir edebî teşbihtir. Burada asıl maksat, sineğin kanadı dahi öyle mükemmel bir sanat ve güzel bir eserdir ki insan aklını şaşkına çeviriyor. Bu harika sanat ve eserleri tabiata ve tesadüfe havale etmek mümkün ve kabil değildir.

 

Bu konuda kaleme alınmış bir makaleyi takdim edelim:

“Yunus Emre bir sineğin kanadını kırk kağnıya yüklemiş, kırkı da çekememiş. Şimdi kağnıların yerini otomobiller aldı, ama sinek kanadı yenilmezliğini hala koruyor. Bir sineğin vücudunda 12.000 devirli motor halinde çalışan, o incecik şeffaf kanatların gördüğü işi otomobiller de kendi boylarına uygun şekilde görebilselerdi, İstanbul-Ankara arası karayoluyla 6 dakikaya inerdi!”

“Sinek, saniyede 200 defa kanat çırpar, acelesi yoksa saatte 7,5 kilometre hızla uçar. Bu, kendi boyuna nispet edildiğinde, bir otomobil için saatte 5.000 kilometre hız demektir. Uçmak için sıçramaya bile ihtiyaç duymaz. Kanatlar harekete geçer geçmez havada istediği yöne doğru harekettedir. Kanatların arkasına yerleştirilmiş iki tane “halter,” modern uçaklardaki en gelişmiş jiroskoplardan mükemmel şekilde hesap ve ayarlamalar yaparak sineğin dengesini sağlar. Bir de bakarsınız ki, gözünüzün önünde bu küçük uçaklar konduğu gibi kalkıyor, kalktığı gibi konuyor, pike yapıyor, yön değiştiriyor, dalışlar yapıyor, gözle takip edilemeyecek manevraları sessiz sedasız gerçekleştirerek filolar halinde odanızı hava gösterileriyle şenlendiriyor.”

“Onu uçağa benzetmek, aslında sinek için haksızlıktır. Gerçi ona tam karşıdan baktığınızda, mütevazi duruşunun altında bir Fantom heybetinin yattığını açıkça görürsünüz. Fakat diğer bütün maharetleri biri yana, temizlik için özel şekilde tanzim edilmiş tüylerle kaplı arka ayaklarıyla, ta kanatlarının üstüne kadar uzanıp boydan boya süpürmesi bile, “Bende Fantom’dan çok daha fazlası var” demiyor mu? Bir Fantom’un sinekle yarış edebilmesi için, önce iniş takımlarıyla sırtını kaşıması gerekir!”

“Tavanda baş aşağı durmak, kaygan camın üzerinde dikine yürümek de, insan medeniyetinin harikalarıyla alay edercesine bir sineğin her gün binlerce defa tekrarladığı işlerdendir Bu maharetin altında, sineğin her bir pençesine yerleştirilmiş bezlerden salgılanan sıvıdaki yüzey gerilimi hesaplarının mükemmelliği vardır. Ama gören kim? Güneşin yedi rengiyle parıl parıl parlayan sinek kanadındaki muhteşem sadeliğin altında da atmosferin bütün özelliklerinin ve çekim kuvvetinin hesabı yatar. Ama gören kim? Güneşin yedi rengiyle parıl parıl parlayan sinek kanadındaki muhteşem sadeliğin altında da atmosferin bütün özelliklerinin ve çekim kuvvetinin hesabı yatar. Ama düşünen kim? Karşımızda başını elleri arasına alıp temizlerken yaylı bir parçanın hareketi gibi eğilip geri gelen o minik kafadaki dört bin tane petek göz, güneş ışığı altında renk renk desenler çizerken, her şeyi gören, her şeyi işiten, her şeyi bilen ve dilediğini dilediği gibi yapan bir Sanatkârı anlatır. Ama seyreden kim? En küçük bir hava akımını dahi hissedecek, tehlikeleri haber verecek ve koku alarak rızkının yerini bildirecek şekilde tanzim edilen kısacık iki antenin sinek kafasındaki mevcudiyetini ise belki çoğumuz bilmeyiz bile.”

“HERBİR SİNEK, Âlemlerin Rabbinin birçok ismini ve yedi sıfatını bize tarif eden bir minik kuştur. Onu bir kuş olarak gördüğümüz zaman, üzerindeki manalar da birer birer açığa çıkmaya başlar. Gerçekte, bu muhteşem sanat eserini bu kadar bolluğuna rağmen gözümüzden saklayan şey ufkumuza kap kara bir bulut gibi çökmüş ülfet perdesinden başka bir şey değildir. O perdeyi bir yırtabilsek, her gün karada ve havada ücretsiz olarak sergiledikleri gösterileriyle, aralıksız faaliyetleriyle ve durup durup abdest alışlarıyla bu minik kuşların bize neler anlatmak istediğini çözmekte güçlük çekmeyiz.”

“Sineğin verdiği rahatsızlıktan sakın yakınmaya kalkmayın. Eğer Yaratan ona da karıncalara verdiği kesici çeneyi yahut yaban arısına verdiği iğneyi verseydi, belki bir parça şikâyete hakkınız olurdu. Fakat sineğin silahı yoktur; ağzı ise sadece öpmeye ve okşamaya elverişli şekilde yaratılmıştır. Bu minik kuşların elinizi öpmesinden usanıp da haşere ilaçları gibi ilkel yollarla onu mağlup düşürmeye ise hiç heveslenmeyin. Muhalfarz, yeryüzündeki bütün sinekleri yok etmeyi başarsanız, her bir kıt’ada gözünüzden kaçmış birer tane dişi sineğin normal üreme hızı, yedi ay sonra dünyanın bütün karalarını yedi metre yüksekliğinde sinekten bir yorganla kaplamaya yeterdi! Haşere ilaçlarıyla belki atmosferi delebilirsiniz, ama sineği asla ortadan kaldıramazsınız. Dünyada başka hiçbir canlıya yer bırakmayacak bir üreme potansiyeline sahip olan o minik kuş, yine karşınızda o Fantom heybetiyle durur ve kendisini belli bir nüfusta tutan kuvvetin sizde olmadığını ilan ederek, Allah’ın ayetini hal diliyle size şöyle tercüme eder:

“Ey insanlar! Evrim, tesadüf, tabiat, sebepler diye gevelemeyi bırakın. Sizin bel bağladığınız şeylerin hepsi toplansa benim benzerimi yaratamazlar. Ben onlardan bir şey kapsam onu da geri alamazlar. Onlar da, siz de, sizin yaptıklarınız da acizliğinizle baş başa kalırsınız, o kadar.”

“İşte sineğin verdiği ders bu. İster dinleyin, ister dinlemeyin. Yine de onlar uçmalarında ve yürümelerinde, hareketlerinde ve durmalarında sayısız dillerle Âlemlerin Rabbini tesbih etmeye devam ediyorlar.”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Zabelka’nın pişmanlığı

Bilim adamı yaptı, din adamı kutsadı, politikacı emretti, yüz binlerce insan bir anda kül oldu.

Devamı »

Hayatının Kontrolünü Eline Almak İçin Tek Kelimelik Bir Kur'an Reçetesi

İnsanlar maddî ihtiyaçlarının peşine düştükçe, doyumdan da uzaklaşıyorlar. Daha fazla şeye sahip oldukça daha da yoksullaşıyorlar. Bu fasit daireden kurtulmanın yolunu Kur’ân gösteriyor.

Devamı »

Candan Aziz Peygamber

“Peygamber, müminlere, kendi canlarından daha yakındır.” Allah Resulü ile ümmeti arasındaki gönül bağını en tatlı bir üslûpla ortaya koyan âyetlerden birisi de bu âyettir.

Devamı »

Peygambere İman Etmenin Gereği

PEYGAMBERİN ağzından çıkan sözün bağlayıcılığı konusuna hiç kimsenin itirazı olmamalıdır, görünürde de yok gibidir. Fakat zamanımızın hararetli tartışmaları, Müslümanları, problemlerinin çözümünde Peygamberlerine yönelmek ve ondan gelen her şeyi tereddütsüzce kabul etmek konusunda bir çekingenlik içine itmiştir. Bunun görünürdeki başlıca nedeni, hadislerin sıhhati hakkında vücuda getirilen tereddütlerdir.

Devamı »