35 Yazı İsmail Çolak
Tarihçi, Araştırmacı

Yazar Profili »

ABD, Osmanlı Devletine Vergi Ödedi / ABD'nin Yabancı Dilde İmzaladığı Tek Anlaşma Türkçe

Eylül 2017, 489 1427 Görüntülenme Eklenme Tarih: 13 Mayıs 2019 16:49 İsmail Çolak

 

Türkiye-Amerika ilişkileri bilhassa Cumhuriyet tarihinde önemini hep korudu. Amerika, yakın tarihimizdeki birçok hadisede doğrudan ya da dolaylı anlamda müdahil oldu. Bugün stratejik müttefik (!) olduğumuz ABD ile ilişkilerimiz dalgalı bir seyir izliyor.

Osmanlı zamanında ise, 18. yüzyıldan itibaren günümüzün aksine belirleyici ve baskın olan taraf bizdik. İşte o cihanşümul azamet devrinden bir sayfa:

 

 

OSMANLI DENİZCİLERİYLE İLK TEMASLAR

Amerika ile bazı Avrupa ülkeleri arasında altın, gümüş vb. değerli maden/eşya taşıyan gemileri ele geçiren Osmanlı Devleti’ne bağlı Türk korsanlar, 17. asırda Amerika’yı daha yakından takip etmeye başladılar.

Boston (Massachusetts) ile Plymouth ve Bristol (İngiltere limanları) arasında işleyen birçok gemi, Osmanlı korsanlarının eline geçmişti. Korsanlar, Amerika’dan gelen 2 gemiyi 1625’de Manş Denizi’nde zapt ettiler. 1678’de Massachusetts’den İngiltere’ye giden, Charlestown limanına bağlı bir gemiye de el koydular.

Amerika, Avrupa ölçülerine göre mütevazı kalan yeni bir denizci devlet olarak 1783 yılından başlayarak denizlerde müstakilen bayrak taşımaya başladı.

 

OSMANLI’DA KORSAN: ‘DENİZ CENGÂVERİ’

 

Günümüzde “Korsan” kelimesine, ‘deniz haydudu/teröristi’ gibi olumsuz bir anlam yüklense de, Osmanlı’da tamamen olumlu bir anlamı vardı.

Korsanlık, ‘övünülecek bir sıfat ve meziyet’ olarak görülürken; korsan da, ‘büyük deniz kahramanı’ olarak kabul ediliyordu. Büyük amiraller ve reisler methedilirken, kullanılan sıfatlardan biri de ‘mahir, büyük korsan’ idi. Korsanlıktan gelmeyen denizciler, tam manasıyla denizci sayılmıyorlardı.

Korsan, Osmanlı bahriyesinin (donanmasının) kahraman, cengâver, akıncı bir zümresiydi. Korsan sınıfı, karadaki akıncı sınıfının denizdeki karşılığıydı. Bir anlamda bugünkü deniz komandoları gibi en tehlikeli görevleri korkusuzca yerine getirirlerdi.

 

CEZAYİRLİ CENGÂVERLERİN AĞINA DÜŞENLER

 

25 Temmuz 1785’te Atlantik’teki Cadiz açıklarında, Boston limanına bağlı Kaptan Isaac Stevens idaresindeki Maria isimli Amerikan bayraklı gemi, Osmanlı’ya bağlı Cezayir korsanları tarafından zapt edildi.

Bir müddet sonra Philadelphia limanına bağlı Kaptan O’Brien idaresindeki Dauphin de aynı akıbete maruz kaldı. 1793 yılı Ekim-Kasım aylarına kadar Türk korsanlar tarafından ele geçirilerek Cezayir’e getirilen toplam gemi sayısı 11’e ulaştı.

1787’de 100 olan Amerikalı esir sayısı, 1794’te 11 geminin 119 kişilik mürettebatıyla 220’yi buldu.

 

ABD’NİN VERGİYE BAĞLANMASI!

 

Bunun üzerine Amerikan Kongresi, 27 Mart 1794 tarihindeki toplantıda, Osmanlı korsanlarına karşı koyacak güçte harp gemileri imal edilmesi ve satın alınması için Başkan George Washington’a 700 bin dolar civarında harcama yetkisi tanıdı.

Bu sayede, Türk korsanların bitmek bilmeyen saldırılarının bir neticesi olarak Amerikan donanmasının da temelleri atılmış olacaktı.

Fakat Amerika, Osmanlı’nın Cezayir donanmasına bağlı korsanlarla baş edemeyeceğini anlayınca, 5 Eylül 1795’de anlaşma yapmaya mecbur kaldı. 22 maddeden oluşan anlaşmayı, Amerika adına Joseph Donaldson, Osmanlı adına da Cezayir Beylerbeyi (Dayısı) Hasan Paşa imzaladı.

 

Osmanlı Dayısı Hasan Paşa ile ABD'nin yaptığı anlaşmanın Osmanlıcası ve Latincesi   

 

Hasan Paşa ile Amerikan Heyetinin görüşmesinin temsili resmi

 

Anlaşma gereğince ABD, Cezayir’deki Amerikan vatandaşı esirlerin iadesi; Atlantik ve Akdeniz’deki Birleşik Devletler bayrağını taşıyan hiçbir gemiye dokunulmaması karşılığında 642.500 dolar ve yılda 12 bin Osmanlı altını (21.600 dolar) ödemeyi kabul etti. Veya bunun değerinde mühimmat ve malzeme vermeyi; yolcular için kişi başına 4000 dolar, kabin görevlileri için 1400 dolar ödemeyi onayladı.

 

ABD TARİHİNDEKİ TEK TÜRKÇE ANLAŞMA

 

O yıllarda ABD’nin senelik gelirinin 10 milyon dolar dolayında olduğu düşünüldüğünde, ödenecek miktarın bütçeye ne denli ağır bir yük getirdiği kolayca anlaşılacaktır.

Amerikan heyeti anlaşmayı, Amerikan Kongresi’ne sundu; 7 Mart 1796’da kongre tarafından da onaylandı.

 

 

Böylece Amerika, Osmanlı tarafından yıllık vergiye bağlanmış oldu. Tarihinin en ağır haraçlarından birini onaylamak zorunda kaldı.

Anlaşma, iki asırlık Birleşik Amerika tarihinde Türkçe imzalanan tek anlaşma olduğu gibi, yabancı bir devlete vergi vermeyi tasdik eden tek Amerikan belgesi olarak tarihe geçti.

Yine bu anlaşma, Osmanlı donanmasının güvencesi altında Amerikan bandıralı gemilere, Akdeniz ve Anadolu sahillerinde emniyet içerisinde serbestçe dolaşma ve ticaret yapma imkânını bahşetti.

 

 

Kaynaklar:

-Gardner Weld Allen, Our Navy and the Barbary Corsairs, 1905, Hamden, CT: Archon Books, 1965, s. 37-38, 47, 57, 65-66.

-Akdes Nimet Kurat, “Berberi Ocakları ile Amerika Birleşik Devletleri Münasebetleri”, Tarih Araştırmaları Dergisi, c. II, Ankara, 1964, Sayı: 2-3, s. 190 vd.

-Hunter Miller, Treaties of the United States, Washington, 1939, c.1, s. 276-317.

-Yılmaz Öztuna, Büyük Türkiye Tarihi, c. 10, İstanbul, 1983, s. 88-89, 105, 117-118.

-İhsan Ilgar, “İlk Türk-Amerikan Ticaret Antlaşması”, Hayat Tarih Mecmuası, Ekim 1969, Sayı: 57, s. 4-7.

 

 


Eylül 2017, 489 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Çanakkale'nin Kahraman Hemşiresi Safiye Hüseyin

Dr. Besim Ömer’in (Akalın) kurduğu Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin (Kızılay), İstanbullu kadınlar için 1911 yılında açtığı hemşirelik ve ebelik kursundan mezun olan ilk hasta bakıcılardan biri de Safiye Hüseyin (1881-1964) idi.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar II

Geçen sayıda başladığımız, Osmanlı’da insanı hayrette bırakan yardım vakıflarına örnekler vermeye devam ediyoruz. Bu ay ise daha çok hamallara, yaşlılara, hastalara, esirlere, mahkûmlara, kazazedelere ve mağdurlara hizmet amacıyla tesis edilen vakıflara yer vereceğiz.

Devamı »

Osmanlı'da İlginç Vakıflar

OSMANLI ÜLKESİ, akla hayale gelmedik envai çeşit vakıfla bezenmiş bir Vakıf Cenneti gibiydi. Yedi iklim, üç kıtaya adeta çil çil serptiği, nakış nakış işlediği on binlerce hayrat müessesesiyle diğerkâmlığın zirvesini yakalayan Osmanlı insanı, cümle mahlûkata hizmet etmeyi kendisine ulvî bir gaye edinmişti. Prof. Ziya Kazıcı’nın kanaatine göre bu durum; “Müslümanların fazilet, cömertlik, diğerkâmlık ve vatanperverlik gibi millî ve manevî ruh ile heyecanın kuvvetli tezahüründen başka bir şey değil

Devamı »

Bir Mübarek Proje Hicaz Demiryolu

Devamı »