48 Yazı Mehmet Paksu

Yazar Profili »

Vesveseden Kurtulma Yolları

Şubat 2017, 482 2268 Görüntülenme Eklenme Tarih: 16 Eylül 2019 19:29 Mehmet Paksu

 

Vesveseden nasıl kurtulacağız, nasıl defedeceğiz, nasıl başımızdan savacağız? Vesveseyi kalbimizden nasıl çıkaracağız?

 

Önce şu hususu bileceğiz ki: Vesvese belası öyle bir anda defolup gitmez. Bunun bir süreci vardır. Bir temizlenme zamanı vardır. Vesvese gelirken bir anda gelmemiştir ki, git deyince gitsin.

Vesvese de maddi hastalıklar gibidir. Kanseri düşünün, birdenbire mi gelmiştir, yerleşmiştir bedene? Elbette ki hayır. Haliyle gitmesi, vücuttan atılması da bir anda olmaz. Bir tedavi süreci vardır. Tedavi süreçleri de değişkendir. Kimisinde kemoterapi kullanılır, kimisinde ışın tedavisi uygulanır, gerekirse ameliyat da yapılır.

Vesvese de böyle bir musibet, böyle bir derttir. Önce çok sinsi olarak gelir, kendini fark ettirmez, hayalde ve kalpte yavaş yavaş yer tutmaya başlar.

Vesvese önce hayali yoklar. Çünkü hayal insanın dışa açılan ekranıdır. Hayal mobese kamerası gibidir. Her tür görüntüye açıktır. Kontrol altına alınamadığı için de irade dışı hareket eder. Vesvesenin kaynağı olan şeytan hayale sürekli görüntü gönderir, insanın merakını istismar eder. İnsan hayaline yansıyan görüntülerin birine kapılınca, işte şeytan oradan yol bulur ve devam eder.

Bunun için vesveseye hayal hastalığı da denilir. İlk teşhis böyledir. Vesveseye kapılan kişinin ilk yanıldığı şey hayal ile kalbi birbirine karıştırmasıdır, hayaline gelenle kalbindeki duyguları aynı görmesidir. İşte bu anda öncelikle yapılması gereken şey, buna kanmamaktır. Çünkü hayale insanın pek fazla sözü geçmez, serbesttir.

Bu açıdan bir tepki göstererek, telaşa kapılmamalıdır, heyecanlanıp şeytanın gazına gelmemelidir. Vesvesenin bir şeytan oyunu olduğunu fark edip, tuzağa düşmemelidir.

Bu nasıl olacak derseniz?

Bir kere hayale gelen bu şeytan görüntülerini önemsemeyeceksin. Ciddiye alıp üzerinde durmayacaksın. Kafaya takıp meşgul olmayacaksın. Meşgul olmak, şeytanın arayıp da bulamadığı bir şeydir. Tuzağı fark ettiğin an, hemen geriye çekileceksin, kalbini, aklını kaptırmayacaksın. “Aman sen de, boş ver, üzerinde durmaya değmez” diyeceksin, işine bakacaksın. Yani şeytanı ciddiye alıp onu “adam yerine” koymayacaksın; afedersiniz, “İt ürür, kervan yürür” diyecek, kendi yolunda yürümeye devam edeceksin.

Namaz mı kılıyorsun, hayal ekranına çirkin düşünceler mi geldi, kafanı kalbini oradan çevir, ibadetine devam et. Şeytan ısrar mı ediyor, içinden bir eûzü besmele çek, şeytanı uzaklaştır, kendini namazın zevkine ver.

Baktın ki, bu sefer de şeytan birtakım günahları mı gözünün önüne getiriyor, müstehcen görüntüleri mi hayaline yansıtıyor? Dönüp bakma, hayalinden geçenleri kalbine taşıma, kalbini imanının emrine ver.

Unutma ki, bundan dolayı sorumlu değilsin. “Yahu ne kötü bir adamım, ne kalbi fesat biriyim” diyerek kendini suçlama. Çünkü iraden dışında hayaline gelen çirkin görüntülerden dolayı mesul olmazsın, günaha girmezsin. Peygamberimizin buyurduğu gibi, iradesi dışı hayaline gelen kötü manzaralardan dolayı sorumlu olmaz, bir günah işlemiş sayılmaz.

Bazı vesveseler de şöyle gelir: Guslettin, “acaba kuru bir yer kaldı mı, vücudumun her yerine su temas etti mi” diye bir vesveseye kapılma.

Ne yapacaksın böyle bir durumda?

“Vücudumda hiç kuru yer kalmadı, her tarafı ıslattım” de tekrar tekrar yıkanıp durma. Çünkü namazda olduğu gibi, gusülde gelen vesvese de şeytandandır. Bu da farz bir ibadet olduğu için şeytan burada kafanı allak bullak eder. Fakat böyle yapmaz da, tekrar tekrar gusledip yıkanırsan, şeytanın dediklerini yapmış olursun, saatlerce banyoda kalırsın. Bunun için şeytana prim vermeyeceksin, şeytanı sevindirmeyeceksin.

Hani, şeytan Cennetten kovulunca, Hz. Âdem’in bütün çocuklarını yoldan çıkaracağı konusunda Allah’tan müsaade istemiş, Allah da bir imtihan sırrı olarak şeytana bu fırsatı vermişti ya, şeytan vaz geçmeyecek, yüz defa da kovsan, yüz birincide yine musallat olacaktır. Bu mücadele, bu imtihan hayat boyu bitmeden, kesilmeden devam edecek.

Şeytan bir taraftan ümidini kesse, bir başka taraftan yine burnunu sokacak içimize, işimize… Biz de şeytanı her reddedişte bir sevap kazanacağız, bir sünnet işleyeceğiz. Yani Üstat Bediüzzaman’ın dediği gibi, menfi ibadet yapacağız. Şeytanın dediğini yapmamak menfi ibadettir, Allah’ın, Peygamberin dediklerini yapmak da müsbet ibadettir.

Aslına bakılırsa mümin her halinde kazanıyor, kârlı çıkıyor. Bu yönüyle vesvese hayırlı bir şeydir. Vesvese ikaza, dikkate ve uyanıklığa sevk ediyorsa; aynı zamanda Rahman’ın merhamet kucağına atıyorsa, yine kârdasın, kazançlısın.

 

 


Şubat 2017, 482 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Baba-Evlat Konuşmalarına Kur'an'dan En Güzel Örnekler

Kur’ân’ın aile hayatına kattığı en önemli değerlerden birisi de aile fertlerinin birbirlerine hitap şekilleridir. Babanın evlâdına, evlâdın babasına nasıl hitap edeceği, nasıl sesleneceği, konuşurken nasıl bir üslup kullanacağıdır. Bu konuda peygamberlerle oğulları arasındaki ilişkiler örnek olarak verilir. Çünkü Yüce Allah, her konuda örnek olarak insanların önüne peygamberleri çıkarır.

Devamı »

Kur’ân Her Derde Devadır

İnsan, doğumundan ölümüne kadar maddî mânevi çeşitli hastalık ve musibetlerle yüz yüzedir.

Devamı »

İmanın İki Kanadı: Sabır ve Şükür

Sabır, insanı yasaklardan uzak tutar. Belanın acılarını yudumlarken sükûnetini ve vakarını muhafaza eder. Fakir düştüğünde de zengin görünmesini sağlar.

Devamı »

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (asm) Çocuklara Sevgi ve Şefkati Nasıldı?

Peygamberimizin (asm) çocuklara olan şefkati ve sevgisi bambaşkaydı. Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm verir, halini hatırını sorardı. Binekli bulunduğu zaman çocukları atının terkisine alır, gidecekleri yere kadar götürürdü. Çocuklarla arkadaşça konuşur, onların yanında çocuklaşır, anlayış seviyelerine göre sohbet ederdi. Çocuklarla o kadar ilgiliydi ki, bir defasında yarış yapan çocukları görmüştü de, onların neşesine katılmak için birlikte koşmuştu.

Devamı »