31 Yazı Dr. Selçuk Eskiçubuk

Yazar Profili »

Bakteriler Dünyasında Başkomutan Kim?

Ekim 2019, 514 285 Görüntülenme Eklenme Tarih: 20 Eylül 2019 18:57 Dr. Selçuk Eskiçubuk

 

Mikroplar gözle görülmeyen varlıklardır. İnsanoğlunun gözle görülemeyenle ilk defa tanışması ışık mikroskobunun Leuwenhoek tarafından 1668’de icat edilmesiyle olmuştur. Bundan öncesinde böyle bir dünyadan kimse haberdar değildi. Sonraki yıllarda mikroplar dünyasının sırları da yavaş yavaş çözüldü. Onlar da aslında diğer canlılar gibidir, başıboş ve gayesiz varlıklar değillerdir.

İnsanlar ile mikroplar, hastalıklar ve salgınlar arasında her zaman yakın bir ilişki olmuştur. Yaşanılan zaman ve şartlara göre bazı hastalıklar salgınlar yapmış ve ardından toplu ölümler yaşanmıştır. Salgınların dışında da insanlarda mikrobik hastalıklar olmaktadır.

İnsan kanının 1 mililitresinde erkekte 4,5-5,9 milyon, kadında ise 4,0-5,2 milyon kırmızı kan hücresi bulunur. Bu hücrenin çapı 8 mikrondur.

 

image 1

image 2

image 3

Büyük Veba Salgını, Kara Ölüm ya da  Kara Veba, 1347-1351 yılları arasında Avrupa’da büyük yıkımlara yol açan veba salgını olarak bilinir. Salgına, Yersinia pestis adı verilen bir bakteri yol açmıştır.

Salgın Asya’nın güney batısında başlayarak 1340’lı yılların sonlarında Avrupa’ya ulaşmıştır. Benzer salgın hastalıklarını Avrupa’da her yeni nesil gördü. Salgının etkileri 1700’lü yıllara kadar devam etti. Bunların arasında 1629-1631 yıllarında gerçekleşen İtalya salgını, Büyük Londra (1665-1666), Büyük Viyana (1679), Büyük Marsilya (1720-1722) ve son olarak da 1771 Moskova salgınları bulunur.

image 4

image 5 Kolera mikrobu

Kolera, Vibrio cholerae isimli mikrobun neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan, ani ve şiddetli ishal ile seyreden bir bulaşıcı hastalıktır.

Bu mikrop 1817′de Japonya’da, 1826′da Moskova’da, 1831′de Berlin’de, Paris’te ve Londra’da salgınlar yapmıştır. Sonrasında Londra’dan göçmenlerle Kanada’ya ulaşan salgınlar birçok insanın ölümüne neden olmuş ve ardından 1892 yılında Hamburg’da salgın yapmıştır.

Tarihte ülkemizdeki en büyük kolera salgını 1912-1913 Balkan savaşı sırasında yaşanmıştır. Ordu personeli ve göçmenler arasında ciddi ölümlere sebep olmuştur.

image 6 Tifo mikrobu

Tifo, kirli içme suları ve pis yiyeceklerle bulaşan bakteriyel bir hastalıktır. Hastalık etkeni Salmonelle typhi adlı bir bakteridir.

Birinci Dünya Savaşı’nda Avrupa Cephesindeki bütün ordularda tifo salgınları ortaya çıkmıştır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, 1912-1913 Balkan Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı’nda orduların büyük bölümünde açlığın baş gösterdiği ve kolera, tifo ve dizanteriden ölen askerlerin sayısının çatışmalarda ölenlerden fazla olduğu görülür.

1954 yılında tüm dünyadaki sıtma olgu sayısı 250 milyonu bulurken, sıtmadan ölen kişi sayısı 2,5 milyon idi.

Birleşmiş Milletler 2004 raporuna göre dünyada 38 milyon kişi AİDS hastalığı mikrobu (HİV) taşıyor, her yıl 5 milyon kişi bu virüsü kapıyor ve 3 milyon kişi AIDS’ten ölüyor. 1981-2008 yılları arasında ise 20 milyon kişi AIDS nedeniyle hayatını kaybetmişti.

İnsanlar ne kadar güçlü olsalar da mikroplara yenik düşmüşler, çalışmışlar, onlara karşı ilaçlar geliştirmişler ama onlar da ilaçlara karşı direnç geliştirmişlerdir. Bu savaş devam etmektedir, kazanan her seferinde mikroplar olmuştur. Onlara karşı insanlar ortak akıl ile mücadele etse de mikrop gibi gözle görülemeyecek kadar bir varlık karşısında aciz kalmaktadır.

Gerçek o ki, bütün yaratılmışlar gibi mikroplar da Yaratıcının memurlarıdır. Her şeyi hikmetli yarattığı gibi mikropların yaratılışında da pek çok hikmetler gizlidir. Bakteriler büyük oranda faydalıdır. Hatta Âlemler Rabbi, gerek bedenimizde, gerekse tabiattaki işleyişte bakterilere çok önemli ve büyük görevler yaptırır. Bakteriler olmasa hayat durur, yediğimiz bir lokmayı dahi hazmedemeyiz. Ayrıca mikropların o küçük yapılarında harika sanatlar yaratılmaktadır. Âlemler Rabbi, bakterilere yüklediği görevler ile gücünü, kudretini ve ilmini göstermektedir. Bu sebeple mikroplar dünyasından aktarılan bilgiler, çekilen fotoğraflar bizi derin tefekküre sevkediyor. Bediüzzaman da mikro dünyaya sanat açısından bakıp şöyle diyor:

“En ehemmiyetsiz ve en küçük zannettiğimiz mahlûklar, bazen sanat  ve hilkat cihetinde en büyüğünden daha büyük olur.” (Lem’alar, 26. Lem’a)

Kur’an’dan şu ayet mealiyle yazımızı bitirelim:

“Onun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur.” (Hud Suresi, 56)

 

image 7 HİV mikrobu

image 8 Rhino virüsü

image 9 E.Coli

image 10 Mimivirus

image 11 Rinovirus

image 12 Çocuk felci virüsü

image 13 Pandoravirus

image 14 Pithovirus

image 15

image 16

image 17

image 18 Hepatit C virüsü

image 19

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Dünyanın Akciğerleri Ormanlar mı, Sulardaki Mikrocanlılar mı?

Dünyanın 1/3’ü karalarla, 2/3’si sularla kaplıdır ve bu suyun %96’dan fazlası tuzlusudur. Tüm canlıların yaşam kaynağı olan tatlı suyun oranı ise yalnızca %4’tür. Karaların bir kısmı ormandır. Dünya orman varlığı 4 milyar hektar civarındadır. Bu da karasal alanın %30’u demektir.

Devamı »

Koronavirüsü Dabbetül Arz Mıdır?

Dâbbetül arz, din alimlerince genelde kıyamet işaretlerinden biri olarak kabul edilir.

Devamı »

Koronavirüs Hakkında Merak Edilen Sorulara Cevaplar

Çin’in Wuhan kentinde Aralık 2019’da ortaya çıkan yeni tip koronavirüs (COVID-19) Mart ayı ortalarına kadar 65’i aşkın ülkeye yayıldı. Durumun ciddiyeti artarken herkesin merakı koronavirüs haberlerine yöneliyor, bu ortam da yalan yanlış bilgilerin yayılmasını kolaylaştırıyor. Hatta etrafta dolaşan pek çok yanlış bilgi sebebiyle, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) bu duruma “infodemik” ismini vererek dikkat çekti. Bu sebeple koronavirüse ilişkin doğru bilgileri öğrenmek hayati önem taşıyor. Çünkü yanlış

Devamı »

Korona Virüsü Bize Ne Anlatıyor?

Bugün gündemde olan yeni bir Koronavirüstür (Covid-19). 31 Aralık 2019’da sebebi tespit edilemeyen bir zatürre vakasının DSÖ’ne bildirilmesi ile salgın dünya gündemine geldi. Koronavirüsler, hayvanlarda yaygın olarak görülen bir virüs türüdür. Kuş gribi, Domuz gribi gibi son yıllarda ortaya çıkan hastalıkları toplumun büyük kısmı biliyor, daha az bir kısmı da SARS (2003’de) ve MERS (2009’da) gibi koronavirüs hastalıklarını duymuştur.

Devamı »