24 Yazı Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan

Yazar Profili »

Bitkiler Kışa Hazırlık Yaparlar Mı?

Ocak 2016, 469 804 Görüntülenme Eklenme Tarih: 07 Aralık 2019 18:15 Prof. Dr. İsmail Kocaçalışkan

 

Her kış öncesi insanlar hazırlık yapıyor. Dolaplardaki paltolar, kazaklar, atkılar çıkarılıyor; geleneği devam ettirenler turşu ve reçeller hazırlıyor, patates ve soğanları çuvalla alıp kilere yerleştiriyor; evlerin pencere ve kapıları gözden geçiriliyor, binaların dışında mantolama yapılarak izolasyon sağlanıyor.

Bunları görünce bitkileri düşündüm. Bitkiler kışın soğuktan nasıl korunuyor? Onların da kışa hazırlığı var mıdır? Halbuki onlar kışın soğuğunda tipi ile boğuşurken biz sıcacık evimizde pencereden onları seyrederiz.

Bitkilerin hayatını ve yapılarını incelediğimizde, Allah’ın onlara kışı geçirebilecek donanımlar verdiğini görüyoruz.

Sonbaharda yaprakların dökülmesi kışa hazırlığın ilk göstergesidir. Bitkinin üzerine yaprakları takan Yaratıcı, yaprakların alt yüzünde gözle görülemeyecek kadar küçük stoma adı verilen pencereler açmıştır. Bunlar gündüz açılıp gece kapanan otomatik pencerelerdir. Bitki bu pencerelerden teneffüs eder. Bunların bir benzeri ağaçların gövdesinde bulunan ve lentisel adı verilen menfezlerdir. Hem stomalar hem de lentiseller bitkide CO2 ve O2 gazlarının alışverişinin yapıldığı yerlerdir.

İşte bu pencereler kışın da açık olursa buralardan soğuk girer ve bitki üşür. Bitkiler kış uykusuna girdikleri için kışın fotosentez ve solunum yapmazlar ve bu gazlara ihtiyaçları yoktur. Bu yüzden kışa girmeden önce bu pencerelerin kapatılması gerekir. İzn-i ilahi ile sonbaharda yaprakların dökülmesi sonucu pencereler atılmış olur. Yaprağın koptuğu yerde meydana gelen yara derhal bir kallus dokusu ile kapatıldıktan sonra üzerine mantar doku ile yalıtım yapılır. Gövdedeki lentiseller ise volkan bacasına benzerler. Yapraklar dökülürken bu bacalar da bir başka mantar doku ile kapatılır. Bitkilerin gövdesi ve dalları zaten kabuk dediğimiz bir koruyucu doku ile kaplıdır. Mantar doku; yapısında süberin, lignin ve fenolik maddeler bulunduğundan iyi bir izolasyon malzemesidir. Böylece bitkinin bütün dış cephesi mantolanmış olur. Artık kendisine giydirilen bu koruyucu elbiseyle bitki kışa hazır hale getirilmiştir.

 

***Çam, ardıç, göknar gibi iğne yapraklı bitkiler ile şimşir gibi pul yapraklı bitkiler yapraklarını mevsime göre dökmediklerinden kış boyunca yeşil kalırlar. Bu tür bitkilerde yapraklar küçük ve dar olduğundan soğuktan etkilenen yüzey azdır. Yine bu bitkilerin yaprakları kalın bir kutikula tabakası ile kaplıdır. Kutikula, kütin ve mum karışımından meydana gelen başka bir izolasyon malzemesi olup yaprağı soğuktan korur. Ancak bu bitkilerin yaprakları kışın bitkinin üzerinde kaldığından yapraktaki pencerelerden soğuk girmemesi için yapraktaki pencereler mağara biçimindeki çukurluklar içine yerleştirilmiştir. Çukurluğun ağzı da yaprak tüyleriyle kaplı olduğundan bitkiye soğuk girmesi engellenmiş olur. Bazı bitkilerde ise yapraklardan salgılanan ve müsilaj adı verilen yapışkan bir sıvıyla yaprak yüzeyi kaplanır ve sonra bu maddenin katılaşmasıyla soğuktan koruma sağlanır.***

 

Bitkilerin dış cephesinde mantolama faaliyetleri sürerken içeride de Yüce Yaratanın koyduğu fizyolojik mekanizmalarla kışa hazırlık yapılmaktadır. Nasıl ki kış öncesinde arabanın bakımını yaptırarak kışa hazırlıyorsak ve en önemlisi radyatör suyuna antifiriz maddesinin ilave edilmesi gerekli ise, bitkilerin hücrelerinde de kışa girerken soğuğun uyarmasıyla antifiriz proteinleri sentezlenir. Bu proteinler diğer proteinlere göre daha küçük olup bunlarla hücrelerde donma noktası düşürülür ve buz kristallerinin oluşumu engellenir. Diğer taraftan yaz mevsiminde yaprak mutfağında hazırlanan yağ, protein ve karbonhidrat gibi besinlerin bir kısmı meyvelere taşınırken bir kısmı da ihtiyat akçesi olarak aşağıya taşınarak kiler görevi yapan kök ve gövdenin parankim hücrelerinde depolanır. Çünkü ilkbaharda yaprakların ve çiçeklerin tekrar inşasında bunlara ihtiyaç olacaktır.

 

Dünyamızın en soğuk yerleri olan kutuplara yakın bölgelerde de bazı bitki türleri yaşar. Bunlar ayı üzümü, huş ve yaban mersini gibi boyları 1 metreyi geçmeyen çalılar ile bazı otsu bitkilerdir. Bu bölgelerde yaz mevsimi sadece 2 ay kadar kısa sürer; diğer aylarda sıcaklık -60°C’ye kadar düşer ve kuvvetli rüzgarlar eksik olmaz. Ayrıca dünyamızın normal iklime sahip olan yerlerinde yüksek dağların tepelerinde de buna benzer soğuk iklim şartları hâkimdir. Zira deniz seviyesinden her 100 metre yükseldikçe sıcaklık 1°C azalır. Onun için yüksek dağ tepelerinde yaşamak kolay değildir. Her işinde hikmetler bulunan Hakîm Allah (cc.), bu zorlu şartlarda yaşamaya müsait bitki türleri yaratmış ve onlara mahsus soğuktan koruyucu mekanizmaları onların yapılarına yerleştirmiştir. Buralarda yaşayan bitkilerin yaprakları kalın bir kutikula tabakası ile kaplı olduğu gibi yaprak yüzeyi pamuğumsu uzun tüylerle bir örtü gibi sarılmıştır. Ayrıca yapraklarda klorofille birlikte bol miktarda antosiyanin denilen koyu kırmızı renk maddeleri bulunur. Bunlar güneş ışığını emerek yaprağın ısınmasını sağlarlar. Bu sayede bitkilerin yaprak sıcaklığının hava sıcaklığına göre 15°C kadar daha yüksek olduğu tesbit edilmiştir. Soğuk yerlerdeki bitkiler işte bu donanımlarla kışın zor şartlarında yaşatılırlar.

Canlılarda Cenab-ı Hakk’ın rahmet ve merhametinin tecellisi kuvvetin derecesi ile ters orantılıdır. Canlıların en acizleri yavrularken, en iyi beslenip bakılanlar onlardır. Aynen bunun gibi, bitkiler de toprağa bağlı olup kışın şiddetli soğuğuna karşı bir yere kımıldayamazlar. Fakat Yüce Allah onları soğuktan koruyacak özel koruma sistemlerini onlara bahşederek, kışın da hayatta kalmalarını sağlar.

Aslında biz de bundan örnek almalıyız. Gelecekte başımıza neler geleceğini bilmediğimizden bizim için bir anlamda karanlıktır ve kıştır. Hayat ise bu dünyadan ibaret değildir; ölüm sonrası bir hayatımız vardır ve ebedîdir. Oradaki rahatımız da bu dünyada yapacağımız ibadet ve çalışmalara bağlı olacaktır. Kabrin arkası için çalışmazsak dünyada kışa hazırlanmayan bir bitki gibi oluruz… Ya da bitkiler bile kışa hazırlanırken, akıllı bir insanın daha çok hazırlık yapması aklının gereğidir.

 

 


Ocak 2016, 469 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Corona'dan Sakınalım Fakat Başka Bir Virüs Daha Var!

Corona (Covid 19) virüs salgınının başladığı Mart ayından Haziran ayına değin üç ay kadar evden çıkmadım diyebilirim. Kampüste, lojmanda oturduğumuz için evden çıksam da kampüsten çıkmadım. Kampüste öğrenci olmadığı için kalabalık bir ortam zaten yoktu. Dolayısıyla fazla bir risk ile karşılaşmadım.

Devamı »

Mum Çiçeği ve Corona'nın Düşündürdükleri

Corona salgını sebebiyle 15 Mart’tan itibaren mecburi olarak evde yaşıyoruz. Gözle görülemeyecek kadar küçük Covid-19 adı verilen bir virüs mahluku sebebiyle bütün dünya evlere hapsoldu. Bu virüsün öğrettiği çok şey var. Ama bana göre en önemlisi acizliğimizi göstermesi. Aklı ve vicdanı bozulmamış herkese Yaradanını hatırlattı. Dünyanın geçiciliğini hatırlattı. Ölümü ve ahireti hatırlattı. Nefsimizle bir muhasebe yaptırıp ölümden sonra gelecek olan ebedi hayata hazırlanmamız gerektiğini hatırlat

Devamı »

Fotoperiyodizm ve Gece Namazı

Niçin bitkiler farklı zamanlarda çiçek açarlar? Bilim insanları bunu merak etmişler ve araştırmışlar.

Devamı »

''Oku!'' Ne Demek

Devamı »