40 Yazı Prof. Dr. Sefa Saygılı

Yazar Profili »

Glia Hücreleri

Mart 2016, 471 29 Görüntülenme Eklenme Tarih: 10 Aralık 2019 19:21 Prof. Dr. Sefa Saygılı

 

İnsan beyninde tahmini 100 milyar kadar temel sinir hücresi yani nöron vardır. Biz  harika özelliklerle yaratılmış olan bu nöronlar sayesinde hareket eder, konuşur, davranır, düşünür, inanır, sever, nefret ederiz… Beynimiz ve bedenimiz arasındaki ilişkiler, nöronların çalıştırılmasıyla gerçekleşir.

Nöronlar, merkezi sinir sistemimizin (beyin) yaklaşık yarısı kadardırlar. Geriye kalan bölüm ise çeşitli destekleyici hücrelerdir.

En önemli destekleyici hücreler ise glia hücreleridir. Bunların sayıları ise nöronların 9-10 katı kadardır.

Nöronların metabolizma oranı çok yüksektir, bu yüzden sürekli besin ve oksijene ihtiyaç duyarlar. Üstelik besin saklama imkânları da bulunmaz, besin ve oksijen bulamadığında ise hızlıca ölürler.

İşte glia hücreleri, nöronları çevreleyip tutmak ve besin sağlamalarını kontrol etmek için yaratılırlar.

Glialar ayrıca nöronlar arası gerçekleşen iletişimin karışmaması ve iletişim hızının artması için yalıtım hizmeti sağlamak gibi görevleri vardır.

İletişimin olduğu aksonları elektrik kablolarındaki yalıtkan plastik kılıfta olduğu gibi miyelin kılıfı ile sararlar.

Ayrıca yaralanma veya hastalık sonucu ölmüş nöronların enkazlarını yutarak yok eder ve temizlik görevi de yaparlar.

Glia hücrelerinin bir tipi olan mikroglialar üzerine son yıllarda yapılan araştırmalarda; bu hücrelerin sinapsların (nöronların birleşme yerleri) yapımında ve  kullanılmayan sinapsların budanmasında görevleri olduğu anlaşılmıştır.

Yine mikrogliaların yenidoğanlardaki nöronların büyümesinde ve gelişmelerinde de çalıştırıldıkları ifade edilmektedir.

Glia hücrelerinin faaliyetleri bunlarla da bitmez. Nöronların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için gerekli bazı kimyasal salgılar da glia hücrelerinde üretilirler. Nöronların çevrelerindeki kimyasal bileşenlerin kontrol edilmesinde, yoğunluklarının belli kritik seviyede bulunmasının sağlanmasında; bazı maddeleri alarak veya bırakarak aktif görev yaparlar.

Bazı glia hücreleriyle, kan damarlarının iç yüzeyleri kaplanır, böylece beynin içine ve dışına hangi kimyasal sinyallerin geçişine izin verileceği kontrol edilir.

Glia hücrelerinin en önemli faydalarından birisi de, beyin hasarına karşı iltihabi reaksiyon oluşturarak beyni istilâ eden mikroorganizmalara karşı beynin korunması için kullanılmalarıdır.

Yapılan araştırmalar bu hücrelerin hayati önemde olduğunu gösterdi. Üstelik her geçen gün yeni görevleri de tespit edilmektedir.

Her şey hakkında ahkâm kesmeye meraklı evrimciler ise yakın zamana kadar glia hücrelerinin fazlalık olduğunu söylüyorlardı. Ama ortaya çıkan gerçekler evrimcileri yine yalanladı ve bu iddiaları da fos çıktı… 

Anlaşılan o ki, evrimciler, kendilerini böyle mükemmel donanımlarla yaratan Allah'a şükretsinler; yoksa işleri evrime kalsa ağızlarını açıp o çok sevdikleri evrim kelimesini de söyleyemezlerdi...

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Şaşırtan Organımız: Talamus

ARA BEYNİN bir parçası olan talamus, ceviz büyüklüğünde yaratılmış bir sinir dokusudur. İnsan beyninin orta kısmındadır. Koku duyusu dışında tüm duyu organlarının bağlantı yeri talamusta yer alır.

Devamı »

Beynimizin Şaşırtan ve Yeni Anlaşılan Esnekliği: Nöroplastisite

Nöroplastisite kavramı; gelişim, öğrenme, büyüme, yaşlanma, bozulma, hasarlanma, iyileşme, tedavi, terapi ve rehabilitasyon gibi farklılaşmanın yaşandığı tüm süreçlerde ortaya çıkan değişim ve düzenleme mekanizmalarının yönlendirdiği tüm ‘yeni’ veya ‘yeniden’ yapılanmaları ifade eder.

Devamı »

İnsan Beynine Özgü Heyecan Verici Keşif: Kuşburnu Nöronları

Beyinde keşfedilmemiş farklı hücre tiplerinin olması da muhtemel. Örneğin, araştırmacılar yakın bir zaman önce şeklinin adeta kuşburnu ağacını andıracak şekilde çok sayıda dallanmalar içermesi sebebiyle kuşburnu nöronu olarak adlandırdıkları yeni bir tür beyin hücresi keşfettiler ve bu hücrenin sadece insanlarda olduğunu tespit ettiler.

Devamı »

Tedavi İçin Yaratılan Canlı: SÜLÜK

Sülük insanlık tarihi kadar eski geleneksel bir tedavi şeklidir ve asırlardır pek çok hastalığa şifa vermeye devam ettiği gibi günümüzde de öneminden bir şey kaybetmiş değildir.

Devamı »