ARAMA SAYFASI

Küstüm Otunu Küstüren Kim?

Küstüm Otunu Küstüren Kim?

Halk arasında “Küstüm Otu” adı verilen ve evlerimizde süs bitkisi olarak yetiştirdiğimiz bu bitkinin çok ilginç özellikleri vardır.

 

Halk arasında “Küstüm Otu” adı verilen ve evlerimizde süs bitkisi olarak yetiştirdiğimiz bu bitkinin çok ilginç bir özelliği vardır. Dokunulduğunda veya sarsıldığında minik yaprakçıklarını üst üste kapatarak bir tepki verir. Bundan dolayı olsa gerek, bu bitkiye halk arasında “küstüm otu” adı verilmiştir.

Bitkilerde dokunma ya da sarsıntı uyarısı ile meydana gelen bu harekete ‘tigmonasti’ veya ‘sismonasti’ adı verilir.

 

Dokunmaya karşı duyarlı bir bitki olan Küstüm otu (Mimosa pudica), bipinnat (çift tüysü bileşik yaprak) yapraklara sahiptir.

 

Herhangi bir dış etmen olmadığında yaprakçıklar açık ve yaprak sapı dik durumdadır. Bu yaprakçıkların dala bağlandıkları tabanında da ‘pulvinus’ adı verilen şişlikler bulunur. Dokunma ya da sarsıntının etkisi ile pulvinusun her iki tarafındaki hücrelerin turgor durumlarında değişiklikler meydana gelir. Yani yapraklar açıkken bu hücrelerin içerisi su ile doludur. Dokunma uyarısı sonucu pulvinustaki bu içi su dolu hücrelerin turgorunu kaybederek büzülmesi sonucu yaprakçıklar üst üste kapanır.

 

 

Uyarı etkisi geçtiğinde de pulvinustaki hücreler yavaş bir şekilde su almaya başlar ve yaprakçıklar tekrar eski durumuna döner.

Bitkinin bu davranışına bitki biliminde; tigmonasti (dokunma tepkisi) ya da sismonasti (sarsıntı tepkisi) adı verilir.

Bununla beraber, son yıllarda yapılan çalışmalarda; bitkilerin de tıpkı insanların sinir sistemi gibi sinyaller ve uyarılarla çalışan bir sisteme sahip olduklarına dair bazı bulgular da keşfedilmiştir.

 

Küstüm otundaki bu hareketin hikmeti nedir?

 

 

Eğer bitki kuvvetle sarsılır ya da yapraklarına dokunulursa, bitkide bir tepki görülür ve yaprakçıklar birbiri üstüne kapanır. Eğer bitkiyi rahatsız eden etki devam ederse bu kez küstüm otunda ikinci bir hareket daha görülür; yaprak sapı aşağı doğru sarkar ve gövde üzerindeki sivri dikenler ortaya çıkar. Bu da bitkinin düşmanlarını kaçırması için yeterlidir.

Bu hareketin Küstüm otu için bir savunma mekanizması olduğu düşünülmektedir. Bu hareket sayesinde küstüm otu üzerindeki böcekleri kaçırmış olur.

 

Bitkilerin sinir sistemleri ve beyni olmadığına göre, onları işiten, gören ve duyan gibi hareket ettiren kim?

 

Bilindiği gibi, bitkilerin bir beyni ya da sinir sistemi yoktur. Buna rağmen, Küstüm otu örneğinde de olduğu gibi bazı bitkiler adeta görüyorlarmış gibi belli bir yöne yönelebilir, dokunuyorlarmış gibi tutunup tırmanabilecekleri uygun zemini bulabilirler.

Dışarıdan bakınca bilinçli yapıldığı sanılan bu hareketlerin ardındaki ilmin sahibi elbette bitkiler, hücreler ya da akılsız ve cansız moleküller değildir.

Materyalist bakış açısıyla olaylara bakanlar, Küstüm otu yapraklarındaki bu hareketin sadece ‘hormonlar’ ve ‘turgor değişimi’ ile gerçekleştiğini anlatmaya çalışarak bu mucizevi olayları adileştirip, sıradanlaştırıyorlar. Güya bu şekilde olayların mahiyeti anlaşıldı sanıyorlar. Böylece bunun gibi mucizevi olayların arkasında iş gören harika irade ve kudreti bilerek ya da bilmeyerek perdeliyorlar.

Şüphesiz ki son derece karmaşık ve planlı olan bu hareketlerin; akıl ve şuurdan yoksun olan yaprakların işi olarak ve yaprak hücrelerindeki hormonlarla açıklamaya çalışmak aklı tatmin etmemektedir.

Tüm biyolojik olaylarda olduğu gibi her şeyin bir sebebi olması ya da her şeyin bir sebebe bağlanarak açıklanabilir olması felsefi bir kavramdır. Bu felsefi görüşe göre, kâinatta her şey sebeplerin tasarrufunda ve idaresinde olduğu kabul edilerek Allah’ın kâinat üzerindeki tedbir ve tasarrufu inkâr edilmeye çalışılmaktadır. Oysa sebeplerin ilmi ve iradesi yoktur. Böyle yapılarak, bilinç altında sebepler bir nevi ilahlaştırılmakta, neticelerin sebeplerden bilinmesine yol açmaktadır.

Oysa sebepler neticeleri yaratmıyor, sadece onların ortaya çıkmasında aracılık yapıyorlar. Yani, Allah imtihan hikmetiyle, bu âlemde sebepler vasıtası ile iş görüyor.

Tabiatta her şey kanunlar ve sebepler dairesinde cereyan eder. Madem her şeyin tabiatı, her şey gibi mahluktur. Ve madem her şeyin vücudu, pek çok cihazat ve âletlere muhtaçtır. O halde, o tabiatı icad eden ve o sebebi halkeden bir Kadîr-i Mutlak vardır.

İşte ilim ve teknoloji çalışmalarımız ile bizler de; Yaratıcı’nın kudretiyle gerçekleşen bu girift hâdiselere sebepler dairesinde izah getirebilmekteyiz. Aklı ile beraber vicdanını da çalıştıran hakiki münevverler, sebeplerin arkasında iş gören iradeyi ve kudret elini daima görmekte ve göstermektedirler.

 

Kaynaklar:

Kocaçalışkan, İ. Bitki Fizyolojisi, Nobel Yayınevi, 2008.