60 Yazı Prof. Dr. Alaaddin Başar

Yazar Profili »

Ruh Nasıl İş Görür?

Kasım 2016, 479 127 Görüntülenme Eklenme Tarih: 14 Ocak 2020 19:03 Prof. Dr. Alaaddin Başar

 

Varlık âlemi hakkında yapılan ikili tasnifler vardır: “âlem-i şehadet, âlem-i gayb,” “âlem-i mülk, âlem-i melekût,” “dünya ve ahiret” gibi; bunlardan birisi de “âlem-i halk ve âlem-i emir” şeklindedir. Halk âlemi, emir âleminden idare edilir. Emir âleminin merkezi “Arş”tır, ve “İlâhî emirlerin meleklere ilk tebliğ edildiği makam” olarak tarif edilir.

Halk âlemi gibi, emir âlemi de mahlûktur, ancak bu âlem madde âlemine göre çok lâtif olduğundan bir derece perdelidir. Onun için ayrı bir isim almıştır. 

İnsanın ruhu da, bedeni de mahlûktur; ancak aralarında mahiyet farklılığı vardır. Ruh emir âleminden, beden ise halk âlemindendir. Beden ruhun hanesidir ve onun emrindedir. 

Bu âlemdeki bütün kanunlar da, ruh gibi, emir âlemindendir, onların tatbik edildiği sahalar ise halk âleminden. Meselâ, yer çekimi emir âlemindendir, yeryüzü ise halk âleminden. Bir ağaç halk âlemindendir, onun içinde işleyen büyüme kanunu ise emir âleminden.  

“Bir de sana ruhtan soruyorlar, de ki: Ruh Rabbimin emrindendir ve size ilimden ancak az bir şey verilmiştir.” (İsrâ Sûresi, 85)

Ayette geçen “Rabbimin emrindendir” ifadesine:

“Rabbimin bileceği bir şeydir.”

“Rabbimin bildiği bir iştir.”

“Rabbimin emrindedir.”

“Kün emriyle doğrudan (ibda yoluyla) yaratılan.” gibi manalar verilmiş. 

Üstat Bediüzzaman Hazretleri ise “emrindendir” kelimesinin “emir âlemindendir” manası üzerinde durmuş ve ruhun “âlem-i emirden gelen ve haricî vücud giymiş bir kanun” olduğunu beyan etmiştir.

Hz. Mevlânâ da halk ve emir âlemleri şeklindeki sınıflandırmaya iştirak eder ve şöyle buyurur:

“Taraf ve cihet halk âlemindendir, emir âlemini cihetsiz bil.” 

Büyük-küçük, ön-arka, alt-üst gibi ifadeler ancak beden hakkında kullanılabilir. Emir âleminden olan ruh, maddî olmadığı için madde âlemiyle ilgili bu gibi ifadeler onun için kullanılmaz.

Mesela, masamızım üstünde bir kâğıt bulunsun. Ve biz yazı yazmaya niyetlenelim. Kâğıt da, bedenimiz de maddî birer varlık olduklarından her ikisi için de “taraf ve cihet” söz konusudur ve kağıdımız bizim ön cihetimizde bulunur. 

Zihnimizde kurduğumuz bir cümleyi o kağıda döktüğümüzde, bu bilgi, “aklın neresinden gelmektedir?” gibi bir soru sorulamaz. Zira, beynin üstü altı, önü arkası olmakla birlikte, aklın ne önü, ne de arkası vardır; ne üstü ne de altı vardır.

Akıldan kâğıda intikal eden bilgiler, kanımızın kalbimizden bir başka organa intikal etmesine hiç benzemez.

Ruhun diğer bütün işleri de bedenin icraatlarından çok farklıdırlar, onlara hiç mi hiç benzemezler.

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Küfür Neden En Büyük Zulümdür? / Emanet III

Önceki yazılarımızda ayet-i kerimede geçen emanetin mahiyeti üzerinde durmuştuk. Bu yazıda, emaneti yüklenen insanın neden çok zalim ve çok cahil olarak nitelendiği konusu üzerinde duracağız.

Devamı »

Emanet II / Cansız Varlıklara 'Emanetin Teklifi' Konusunu Nasıl Anlamalıyız?

“Biz o emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. O gerçekten çok zâlim ve çok cahildir.” (Ahzâb Suresi, 72)

Devamı »

Emanetin Bir Yönü

“Gök, zemin, dağ, tahammülünden çekindiği ve korktuğu emanetin müteaddit vücuhundan bir ferdi, bir veçhi ene’dir.” (Bediüzzaman, Sözler)

Devamı »

Bizi Geri Bırakan İslâm mı?

Müslüman olsun kâfir olsun, her kim ulaşmak istediği sonucun ön şartlarını yerine getirir, sebeplerine, vesilelerine tam riayet ederse, başarı onun olacaktır. Hangi üründen, hangi şartlarda, hangi tekniklerle ve nasıl bir planlama ile verim alınacağı bellidir. Bu şartlara kim uyar, bu vesileleri kim yerine getirirse başarı onundur.

Devamı »