138 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Her Sabah Bahardır

Aralık 2016, 480 349 Görüntülenme Eklenme Tarih: 14 Ocak 2020 21:08 Selim Gündüzalp

 

Gözünü açtığın her sabah ne büyük bir nimet.

Sayısız umutlarla uyanır insan.

Kuşların zikriyle, kumruların hu hu’suyla…

Yavaştan üşümeye başlar bedeni. Dünyamız yaza veda etmiştir.

Bu veda faslı, içinde birçok hatırayı barındırır bundan güzeldir.

Hisseder insan… Ayrılık varsa, kavuşmak da vardır.

Allah’a yakın olan duygular içinde uyanmak ne kadar güzel.

Süt beyaz bulutlar içinde yüzer gider hayaller.

Demek ki yaradan böyle istiyor, böyle dilemiş.

İşini gücünü bırakıp da, bu güzelliğe bir an olsun merhaba demeli, ona odaklanmalı insan.

...

Bazen tenha sokaklar konuşur insanla.. Hızlı adımlarla yürüyen kalabalıklardan, tenha sokakların sesi bazen daha fazla çıkar.

Göremediğim, kaçırdığım şeyler vardır diye içinize bir merak düşse, kim bilir neler neler göreceksiniz bu sabahlarda.

Ey karınca kardeş, ey daldaki son serçe, ey gökteki beyaz bulut, hepiniz sakinlik ve esenlik içindesiniz. Biliyorum Allah’ın ayetlerini sessizce söylüyorsunuz.

Ey dört mevsimi, kendisinde gördüğüm elma, hoş geldin soframa. Allah’tan bir mektup bildik seni, açtık içindekini, gördük o mini minnacık çekirdekte neler gizlendiğini. Her çekirdekte, yediğimiz meyvenin devam edeceği müjdesi saklı. Üzülmeyin, arkası var gelecek, merak etmeyin diyor bize Rabbimiz.

Nasıl insan yakın olmaz, yaradana. Verdiği bunca nimet için hamd ederiz Rabbimize…

...

Yavaş yavaş üşümeye başladı ayaklarımız.

Çoraplar kalınlaştı, elbiseler de öyle.

Etraf epey sakin... Bu sessizlik seyyar satıcıların bağırışlarıyla kesiliyor bazen. Onlar da hayatımızın bir parçası zaten.

Ne diyelim, Rabbim, Halil İbrahim bereketi versin hepsine.

Şair tercüman oluyor hislerimize:

“Ne güzel enseyi geçmemesi saçların

Alnımızda bitmesi

Tane tane olması kirpiklerin

Tel tel olması kaşların

Ne güzel insan yüzü

Elmacık kemiği ve on parmak

Ya dünyamız, bütün bu mevsimler

Bulutlar, telli kavak

Ya İstanbul…”

...

Şair, bir çırpıda fotoğrafını çekip sermiş önümüze hamd edilecek nimetleri.

Bir sabah böyle güzel duygularla uyanmak, her yanımız baştan sona Allah ile dolu olmak, onun namına bakmak ne güzel.

Göreceğimiz daha çok şeyler var bu dünyada. Yeter ki içimiz güzel olsun.

Diller Allah’ı anınca, eller duaya durunca, gözler hikmetle bakınca, her şey yerli yerinde oluyor. Allah için olunca, her şey güzel oluyor.

Bu ne güzel haldir dostlar…

Uykuda değiliz.. Uyanmışız, hayretteyiz…

Böyle uyanmak ne güzel her sabah…

Kalplerimizi de uyandırsın Allah…

Ah ki Rabbim, hayatımızın her demi, keşke böyle güzel olabilse…

Ne güzellikler gördü gözlerimiz…

Bugüne de ayrı bir nasip var.

Allah sevdası gönlümüzü sardı mı akıl komuyor başımızda.

Gizli gizli gözyaşlarını siliyor insan. Ümit tohumları ekiliyor içimize.

Gözyaşı her zaman yanaktan akmaz ya, bazen de içten içe akar. Rabbimiz bilsin yeter…

...

Bir güzellik diğerine eriştirir.

İnsanlar bu vakitlerde kalplerinin içinden yükselen sesi dinlediler mi, tüm kalpler ortak bir noktada birleşir.

İman ateşi yüreklerde yerleşir. Yanar tutuşur.

Geceleri yıldızları seyreden bu gözler, gündüzleri maviliğin içinde yüzen güzellikleri seyre başlar.

...

Bereket yüklü başaklar, yarınların rızkının hazırlığıydı bir vakitler.

Şimdi tarlalar, bahçeler  dinleniyor. Yağmuru; göklerden gelecek rahmet yüklü hediyeleri bekliyor.

Gökler kimin ise, yerler de onundur. Toprak kimin ise, içindekiler de onundur. Kalb bunları hisseder, görür, anlar.

İman gözüyle bakınca, her şey güzel olur sabahlarda…

Tek tük yapraklar kalmış şimdi dallarda. Böyle de bir güzellik saklı sonbaharda.

Kış dediğin, dirilişe giden yoldur aslında. Yapraklarını döken, elbiselerinden soyunan ağaçlar, şimdi dirilişe hazırlar.

Bir mevsim sonra, haktan bahar fermanı gelecek. Çiçek çiçek her yer yeniden süslenecek.

Ölmeyeceğiz, size daha çok dersler vereceğiz diyorlar.

Görmek istediğiniz sabahlarda, bizler sizin tek ayak üstünde duran en yakın dostlarınızız diyorlar.

...

Herkesin bir sözü ve duası var.

Bizim de dualarımız var. Bizim de bu sabah hayata katacağımız dualar var.

Günlük işlerin peşine düşmeden, kalbimiz Rabbimizden ayrı düşmeden seyredilecek çok güzellikler var.

Kışa girerken sıcacık duygular kaplıyor içimizi.

...

Evet, bir çocuk safiyeti içinde inanmak ne güzel.

Gözlerin de, dillerin de nasibi var. İnanmak gerek. Fazilete, iyiliğe, güzelliğe, yarınların daha güzel olacağına inanmak gerek.

Allah’ın yarattığı güzellikleri muhabbetle seyre dalmak ne güzel.

Uyanın insanlar, uyanın dostlar. Mesut olmak için çok sebep var.

Bizim için çok nasipler var bu vakitlerde. Bu vakitleri kaçırmayalım.

Bütün insanlar için edeceğimiz dualar var.

O kocaman kalplerin içine yerleşecek nice muhabbetler var. Kâinat dolusu dilekler, dualar var.

Çekirdekte ağacı saklayan Allah, kalbimizde de neler saklıyor kim bilir, neler… Sadece bedenler değil, kalpler de uyanmayı bekliyor.

Yeryüzü ilahi rahmetin coşkusuyla güzel.

Ağaçlar bundan güzel.

Sen de kalbini beyaza boya.

Zor değil tövbe sularıyla yıkanmak.

Dünyadaki günübirlik işlere karışmadan önce ilk ibadetimiz bu olsun.

Bu sabah pencereden bakıp, bir ağacı seyredip, bir kuş ile selam göndermek kutlu diyarlara, hepimiz için fırsat şu güzelim sabahlarda…

Kalbimizi açabilsek, içine kocaman bir dünya girecek.

Kalbimiz ilahi neşeyle dolacak, içimizde hiç solmayan çiçekler açacak. Dokunduğun yerler seninle yeşerecek. Bir bakış bu dünyaya yetecek Allah için oldu mu…

Baharı beklemeye gerek yok.

Her sabah bir bahardır.

Senin kalbin bir çiçek gibi açmışsa, her sabah bahardır.

Şimdi imanın meyvelerini deste deste derme vaktidir.

Herkes kendi kalbinin çiftçisidir.

Hasadımızı yapalım, çiçeklerimizi derelim bakalım.

Kalbimizin payına düşen ne?

 

 


Aralık 2016, 480 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »