134 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

Ramazan ve anılar

Nisan 2020, 520 440 Görüntülenme Eklenme Tarih: 23 Mart 2020 21:22 Selim Gündüzalp

 

Ramazan çocukluğumuzdan itibaren güzel anılar bırakır bize. Hele de uzun günlerde ve sıcak mevsimlerde geldi mi, ömür sayfalarımızdaki izleri daha da belirgin oluyor.

Çocukluğumuzun en güzel anıları belki de bunlar. Upuzun Ramazan günlerinde tahammül ediyoruz; edebiliyoruz. Allah’ın rahmetinin bir izini böyle görüyoruz işte. Allah’ın rahmeti bazılarına geldiği gibi koli koli, paket paket gelip kapımızı çalmaz ya… Her aynada farklı akseden güneş gibi, her insanın rahmetten nasibi de kendi hayat aynasına göredir.

Allah’ın rahmeti çocuklara böyle gelir işte. Bacak kadar çocuklar, küçücük sabiler, bakarsınız, Ramazan’ı oruçlu geçirme gayretindeler. Anlaşılan o ki, insan azmetti mi, Allah’ın rahmeti de tahammülsüz, güçsüz olanlara orucu kolaylaştırıyor. Onlar orucu tutuyor, rahmet onları tutuyor…

Gücü yerinde olup kaçanlar ise, bu rahmetin lezzetinden, zevkinden, sürurundan mahrum kaldıkları için cidden üzülmeleri lazım. Neleri kaçırdıklarını bir bilseler!..

Gelelim kısa günlere. O günlerde de Allah’ın feyzi ve rahmeti az değil ki… Gün kısa olmuş, uzun olmuş ne fark eder? Ramazan, zaten oruç ibadeti Allah için tutulduğunda, yapıldığında, yaşandığında güzel. Orucun anlamı, Allah’ın emrini yerine getirmek. Yani uzun ya da kısa olması önemli değil… Olsa olsa zahmeti çok olanın rahmeti ve sevabı da çok olur.

Zaman, saatte başka, oruçlunun içinde başka işler. Oruçlunun huzurunu, sükûnunu, mutmain olmuş kalbini, manevi âlemlerin havasını solumuş ruhunu ölçebilecek bir alet var mı?

Sabırsızların beyhude ittirip günü bitirmeye çalışmalarına karşılık, orucu Allah için tutanlara, Mülkün ve Zamanın Sahibi akrebi yelkovanı adeta koşturuyor… Bir bakıyorsunuz iftar vakti gelivermiş. Emir tutulmuş. Bir maraton daha bitmiş. O günkü oruç görevi de tamam olmuş. Allah’ın emriyle aç kalmanın lezzeti, Allah’ın nimetleriyle doymanın lezzeti ve işte Ramazan’ın unutulmaz lezzeti…

Hele o ikindiden sonra esen lahutî rüzgârlar… Yaklaştıkça hedefe, iftar saatine doğru, insanı nasıl bir manevi bir hava sarıyor!..

Özellikle yaşlıların Ramazan’ın ardından dillerinden dökülen o hasretli, mânidar sözleri, elvedaları, gözyaşları meğer boşuna değilmiş…

Ramazan, böyledir işte…

Küçüklerin de hatıraları büyüktür, büyüklerin de… Küçük diye bir şey yok Ramazan’da. Ramazan başıyla sonuyla, niyetiyle sonucuyla her şeyiyle büyük bir aydır. Büyük olan Allahımızın, Rahman ve Rahîm olan Rabbimizin, yüceliğinin şuuruna varıp ‘Allahuekber’ diyerek, tekbirlerle hislendiğimiz Rabbimizin kullarına çok özel bir armağanıdır.

Evet, bir yandan mevsimlerde dolaştırıyor bizi Rabbimiz, öbür yandan mevsimleri de gezdiriyor.

Hayat makaramız sarılıp dürülürken, altın kareler bıraktırıyor ömür şeridimize. Ve geriye dönüp baktığımızda, bu güzel kareler için nasıl seviniyoruz… Hafıza da ne büyük nimet imiş…

Seviniyoruz sıcak günlerde oruç tutuyoruz diye.

Seviniyoruz kısa günlerde tutuyoruz diye.

Seviniyoruz iftar ediyoruz diye.

Seviniyoruz nefsimizle olan mücadelemizde galip geliyoruz diye.

Seviniyoruz Allah’ın emriyle oruç tutup, Allah’ın emrine tutunduğumuz için.

Seviniyoruz Allah’ın nimetleri ile orucumuzu açtığımız için.

Seviniyoruz nimetlere ihtiyacımızı görüp şükredebildiğimiz için.

Seviniyoruz açlığımıza, tokluğumuza, hastalığımıza, sağlığımıza…

Nice hastalar biliyorum, Ramazan’dan önce yataktan kalkamayan; fakat oruçlu günleri hasretle çeken ihtiyarlar biliyorum. Ve o gün geldiğinde can suyu geliyor bedenlerine, doğruluyorlar yattıkları yerden. Biraz daha mutluluk, biraz daha neş’e, biraz daha sağlık…

Ve aslında gören görüyor; Allah’ın bir mucizesine şahit oluyorlar. Allah’ın mucizesi bazılarına geldiği gibi koli koli gelmez ya… Onun mucizesi işte böyle gelir ve gören görür.

O rahmet ki, çocukları ayrı sevindirir, gençleri ayrı sevindirir, ihtiyarları ayrı sevindirir. Herkese yepyeni bir ruh verir Ramazan. Hepsi, Allah’ın dilemesiyle olur, Rabbimizin ikramıyla olur…

Bakmayın siz direkler arasına çekilen mahyalara. Asıl ışıklı mahyalar içimizde kurulur bizim.

Bir dönüp baktığımızda geriye doğru; aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği nice Ramazanlar ışıklı mahyalar gibi durur, ömrümüzün semasında pırıl pırıl parıldar.

Allah’ın bizi rahmetiyle kuşattığını hatırlatır.

Gökler ötesi bir ziyafetin, ebedî bir mutluluğun ve cemaliyle müşerref olmanın şerefine çağırır.

Onun için güzeldir işte Ramazan ve oruçlar. Tutarız, tutunuruz… Öyledir Ramazan. Öyledir işte o güzellikler.

 

 


Nisan 2020, 520 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »

Yeniden Başlayalım!

Haydi, yeniden başlayalım hayata.

Devamı »

Ramazan ve anılar

Zaman, saatte başka, oruçlunun içinde başka işler. Oruçlunun huzurunu, sükûnunu, mutmain olmuş kalbini, manevi âlemlerin havasını solumuş ruhunu ölçebilecek bir alet var mı?

Devamı »