19 Yazı Abdülkadir Dinç

Yazar Profili »

Cennet

Ekim 2015, 466 159 Görüntülenme Eklenme Tarih: 25 Mart 2020 19:07 Abdülkadir Dinç

 

O gün çok özel bir misafirini ağırlayacaktı. Heyecanlıydı. Binlerce kilometre uzaktan, Çad’dan gelmesini beklediği arkadaşıyla bir yardım kuruluşunun gönüllü elçiliği sırasında tanışmış, kardeş kılınmanın rahmetiyle kısa sürede kaynaşmışlardı. Kendisini memleketine, İstanbul’a davet etmiş, misafir etmekten duyacağı mutluluğu defaatle tekrarlamıştı. İşte o güzel gün gelmişti. Hamd ediyor, heyecanını bastırmaya çalışıyordu.

Orta Afrika’nın sahile kıyısı olmayan, yetersiz beslenme, hastalık ve susuzlukla anılan bir ülke vatandaşını, İstanbul Boğazı sahilinde bir restoranda ağırlamasının makbule geçeceğini düşündü. Uçaktan indiğinde yolcular arasında kendisini fark etmesi zor olmadı, kucaklaştılar. Biraz Arapça biraz Fransızca anlaşabiliyorlardı. Özel aracında, restorana kadar aralıksız konuştular. Çad’daki son sosyal gelişmelerden, mescitteki faaliyetlerden bahsettiler. Yol boyunca etrafı dikkatle gözlüyor, merak ettiği mekânları soruyor, cümle aralarında “maşaallah, maşaallah!” iltifat ve hayret yüklü tesbihatını eksik etmiyordu.

Bir süre sonra Yalı Restoran’ın park alanındaydılar. Kendilerine ayrılan masaya oturdular. Ahşap Yalı’nın kesme taş eteklerini okşayan denizin masmavi suları, güneş tam tepede olmasına rağmen tatlı bir serinlik veriyor, oymalı ağaç ızgaraların üzerindeki sarmaşıklar gölgeyi daha da koyulaştırıyordu. Bir taraftan mütemadiyen donatılan sofraya gözleri ilişiyor, diğer taraftan boğazı süsleyen her biri bir gerdanlık gibi sahile süzülen cumbalı yalılara, irili ufaklı gemilere, balıkçı sandallarına, uçan martılara bakakalıyordu. Bu git-geller kısa bir sessizliğe sebep olacak kadar derinleşti. Yüzündeki ifade karışık duyguların tanımlanamaz mimikleriyle daha da esmerleşti. Şaşkın bakışları bir an kilitlendi. Belli ki bir şey söylemek istiyordu. Misafirini rahatlatma adına merakla ve bütün nezaketini takınarak “sizi dinliyorum” dedi. Afrika’nın sıcağında kavrulmuş simasında iri sayılabilecek dudaklarından bütün haz ve zevkleri bıçak gibi kesen şu cümleler döküldü.

“Benim bütün cennet hayallerimi yıktınız. Merak ediyorum, sizin cennet tahayyülünüz nasıl?”

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

İnsanlığın Su İle Sınavı

Kur'an'da su

Devamı »

Yüreğine Sığmayan Adam!

Devamı »

Bahar Lisanı

Bahar gibi lâtif bir konuda konuşmak ne de büyük bir zerafet istiyor. Zira Karacaoğlan’a sorsaydık, Aşık Veysel’e sorsaydık, Ya Fuzulî ne der diye kulak verseydik neler duyardık?..

Devamı »

Modern Aklın Çözüm Yöntemi!

Bir Hatıra

Devamı »