80 Yazı Ömer Sevinçgül

Yazar Profili »

İman Ağacı

Mart 2014, 447 79 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08 Nisan 2020 01:46 Ömer Sevinçgül

 

“Bilmek ama yapamamak... İşte bütün mesele! Olmak ya da olmamak gibi bir şey… Hem bilip, hem isteyip hem de yapamamanın pis bunaltısını yaşıyorum… Yok mu bir çare?”

Sana bir öykü anlatayım, belki yararı olur…

Gül yüzlü, narin yapılı, gencecik bir insandı. Ünlü bilgeye “Bir sorunum var, sizinle konuşmak istiyorum” dedi. 

Elimdeki kitabı kapattı bilge. “Bütün dikkatimle seni dinliyorum” dedi.

“İnanmam gerekenlere inanıyorum ama yapmam gerekenleri yapamıyorum. Üzgünüm... Sanırım inancım yetersiz.”

“Evet, bu bir sebep olabilir. Seni engelleyen sebep bu mu, bilemem. İnancı tartacak bir terazim yok benim” dedi bilge.

Hafifçe gülümsedi gül yüzlü. “Kendi kendime sözler veriyor, tutamıyorum.”

Bilge dedi: “İman ağaç, amel ise onun meyvesidir. Öyleyse ağacı güçlendirmek lazım... Yetersiz iman zayıf pile benzer. Radyoyu açarsın, bir kısım sesler duyarsın. Pili vardır, anlarsın ama zayıftır. Ne türkü söylemeye yeter ne de haber vermeye... Bununla beraber, inanıp da yaşayamamanın başka sebepleri de olabilir.” 

“Ne gibi?” 

“İrade meselesi... İradeni güçlendireceksin.” 

“Nasıl?”

“Senin yapmak istediklerini yapanlarla geçir zamanını. Onların tavırları, hâlleri sana da tesir eder. İnsan, etkileyen ve etkilenen bir varlıktır. Kime ‘dostum’ diyorsan, zamanla ona benzersin.” 

Derin düşüncelere daldı gül yüzlü. “Beni olumlu yönde etkileyen arkadaşlarım var. Fakat öbür türlüsü de var. Bundan sonra daha seçici davranacağım, söz” dedi. 

“İyi olur.” 

Kaygı dolu bir sesle sordu: “Ya inancım zayıfsa?”

“İnancını kuvvetlendirecek kitapları oku. Sohbetlere katıl. Canlı tut manevi hayatını...” 

Bir süre sustu gül yüzlü. Arada bir göz ucuyla bilgeye bakıyor, sonra yeniden kendi âlemine dönüyordu. Çekingen bir sesle “Merakımı bağışlayın” dedi “siz de benim yaşadıklarımı yaşadınız mı?”

Bilge gülümsedi. “Evet” dedi. Bir süre düşündükten sonra ekledi: “Hâlâ da yaşıyorum.” 

Bilgenin bu cevabı rahatlattı gül yüzlüyü. Rahatlatmakla kalmadı, ümidini de artırdı.

 

 


Mart 2014, 447 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Keşke!

Keşke her şey güzel olsaydı! Kötülük hiç olmasaydı! Şeytan geberseydi. Hayat ne güzel olurdu! Madem yaratıcının bütün isimleri güzel, eserlerinin de tamamen güzel olması gerekmez mi?

Devamı »

Alzaymır

Bir Almanya dönüşü yolda tanışmış, sohbet etmiş, samimi olmuştuk. Yaşı yetmişin üzerindeydi. Bir ömür Almanya’da çalışmış. Karısı ‘alzaymır’ hastasıymış. Hafızasını kaybetmiş. “Ne zaman başladı?” diye sordum.

Devamı »

Tesettür Farz Mı?

Her Müslüman kadın bilmeli ki, başı ve bedeni örtmek farzdır.

Devamı »

Birer Kukla mıyız?

Hiç kuşkusuz varlıkları birer oyuncak, insanı da bir kukla olarak yaratmadı. Bunu diyenler saçmalıyor. Bak, ayet bu iftirayı nasıl reddediyor: “Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyuncak olsunlar diye yaratmadık. Eğlence edinmek isteseydik onu kendi katımızdan edinirdik.”

Devamı »