139 Yazı Selim Gündüzalp

Yazar Profili »

İlk Defalar...

Aralık 2014, 456 184 Görüntülenme Eklenme Tarih: 16 Nisan 2020 21:27 Selim Gündüzalp

 

Önce bir sessizlik ve bu sessizlik içinde bembeyaz bir hayal sahnesi..

Kare kare gönlüme düşen ilkler…

İlk defa Allah diyen bir dil, bir kalb ne hisseder acaba?..

İlk düşen kar tanesi

İlk açan çiçek

İlk doğan güneş

İlk defa meyve veren ağaç ne hisseder?

İlk defa anne olan bir kadın

Kucağına alıp sevdiğinde çocuğunu, ne hisseder?..

Susuzluktan bağrı yanan yolcusuna ilk suyunu veren çeşme ne hisseder?..

İlk defa abdest alan bir çocuk,

İlk defa secdeye giden bir baş,

İlk defa kıyama, rükûya duran bir insan

Ne hisseder acaba?

İlk defa anne diyen bir kalp

Ne hisseder acaba?

İlk defa gören bir göz..

O minicik kapakların içinden dünyaya fıldır fıldır bakan o gözler,

neler görür, neler hisseder acaba?

Gözlerini ilk defa açan bir bebek, ne hisseder acaba..

Annesinin elini tutan o yumuş eller ne hisseder acaba?

Bir bebeği sarmalayan kundak, dili olsa da konuşsa

Ne hisseder acaba?

İlk defa işiten bir kulak neler duyar, nelerden hoşlanır?

İlk defa seven bir genç ne hisseder..

***

Çölde o güne kadar yalnız olan bir kuyu

İçine Yusuf düştüğünde ne hissetti acaba?

Gürüldedi mi suyu coşkuyla?

Neler söyleştiler orada, günler geceler boyu Yusuf’la..

Nasıl göründü acaba oradan yıldızlar?

Duası neydi, dili ne söyledi?

“Yâ Galiben ğayra mağlub..”

(Ey mağlup olmayan Galip)

Dediği rivayet edilir Yusuf’un..

Hatta meleklerin Rabbimizden bu sahneyi bir daha seyretmek istediği söylenir..

***

İlk orucun iftar vaktinde dudaklara değen bir yudum su

Neler hisseder?

İftarda ilk lokmaya uzanan el

İlk suya kavuşan dudak neler hisseder

Dereler, ırmaklar neden coşarak akar?

Muhtaçlara ulaşmak için heyecan duyar mı?

***

İlk defa denize değen bir çift ayak

Yüreğinde neler hisseder?

Serinlik nasıl yayılır bir bedende dalga dalga?

İlk defa üşüyen ya da ısınan bir beden ne hisseder acaba?

İlk defa hasta olan,

İlk defa şifa bulan, ne hisseder?

Yıllar sonra döndüğü sokağında ve şehrinde her şeyin değiştiğini gören bir insan neler hisseder?

Kendine ve düne ait neler arar orada?

Aradığı dostlarını bulunca nasıl sevinir acaba?

İlk defa tadılan bir bal, onun damakta bıraktığı tat ne hissettirir insana?

Düşünür mü acaba çiçeklerde olmayan o tadın kendisine minicik arının eliyle takdim edilişini…

O küçücük arının karnında bir yanda zehir, bir yanda şifa bulunmasına hayret eder mi?

Hayretini şükürle tamamlar mı acaba?

Şu dünyada her şeyin kendisine hizmet ettiğini gören insan,

onları hizmetine veren Rabbini, arar sorar mı acaba?

İlk defa kalp gözü açılıp o gün hidayete eren bir mü’min kalp ne hisseder?

Cat Stevens’tan Yusuf İslam’a geçerken neler yaşar o insanın kalbi?..

Bilmek isterdim her insanın hidayet öyküsünü.

***

Kırılan kalp, kırılan dal, yerinden edilen bir ev ne hisseder?

Dayanamam eski evlerin yerinden edilişine…

Enkazcılar tarafından birkaç gün içinde yerle bir edilişine.

Bırakın elimizi, gözümüzün değdiği yerde bile hatıralarımız var.

Bilesiniz!..

Sadece insanlar değil, hatıralar da gömülüyor bir bir.

Bilmek isterdim yerinden edilen eski bir ev neler hisseder?

Yıllarca kullandığınız eski arabanızı yeni bir modelle değiştirip sattığınızda neler hisseder?

***

Yoksulluğun belini büktüğü bir adam, canına tak eder birgün,

Tek sermayesi olan atını satmaya götürür.

Alıcı bulup satacak da onun parasıyla karın doyuracak, 

evde günlerdir aç olan çoluk çocuk…

Kolay değildir yıllar yılı hemhal ve hemdert olmuş iki dostun ayrılması…

Atı tam satacağı sırada, hayvan öyle bir bakış bakar ki, adamcağız satmaktan vazgeçer.

Rızkı veren Allah deyip, 

yoksulluğa beraber katlanmaya razı olur.

Verir de Allah…

Mutlu olurlar…

Hikaye değil bu, gerçeğin ta kendisi..

***

Kıyamazdım eski eşyalarım verilirken ihtiyaç sahiplerine.

Hiç olmazsa içinden şunu saklasam, hatırası var derdim.

Ama veda vakti geliyor işte…

Ağlasanız da sızlasanız da, isteseniz de istemeseniz de, eşyalarınızla vedalaşıyorsunuz.

Acaba onları giyen bedenlerde şimdi neler hisseder eşyalarınız?

***

Rahmet yüklü bulutlar, belli ki gittikleri yerden memnunlar.

Onların dilinden duymak isterdim, neler hissederler acaba?

Çiftçinin yüzü gülünce,

toprağın yüzü gülünce,

ağaçlar, kuşlar sevinince,

muhtaçlar şükredince

yağmurlar neler hisseder acaba?

***

Günahın acısıyla kıvranan bir insan,

sonra da tövbe istiğfar eden bir kalp,

neler yaşar, neler duyar acaba?

Allah’ı seven, Onun sonsuz kudret ve azametinden çekinen

ama ümidini de hiç yitirmeyen bir kalp neler hisseder?..

***

Erkenden yollara düşen o çocuklar…

İlk defa okula, okumaya başlayan mini mini bir yavrucak neler hisseder?

Harfleri gördüğünde, öğretmeniyle tanıştığında,

İlk zil sesini duyduğunda ne hisseder acaba?

O gün okuldan eve döndüğünde gönlünde neler biriktirmiştir mesela?

Üzülen bir kalbin gözünden dökülen bir damla yaş ne anlatır acaba?

Kalbin içinden geçenleri nasıl dile getirir?

İlk defa kalem tutan, yazı yazan eller neler hisseder?

Kalem de öyle tabii… O da ne hisseder acaba?

Dün ağlayan, bugün gülen ne hisseder?

Dünkü acıların bugünkü sevinçlerinin kaynağı olduğunu düşünür mü acaba?

“Güldüren de O, ağlatan da O…”

Allah’tan bilir mi acaba?

İlk defa bir ders dinleyen,

ve o sohbetin tesiriyle silkinip, kendine gelen bir genç,

ben de bir şeyler yapmalıyım diye düşünür mü acaba?

O vakt, kalbinde bir ideal uyanmaya başlar mı?

Yıllar yılı elinden kitap düşmeyen bir insan,

bir gün olsun okumaktan maksadın,

kendini okumak olduğunu anlar mı acaba?

Kendini, bir kitap gibi yazan Rabbine, nefsinden bir yol bulur mu?

Çeşmenin altına konulmayan bardaklar kendi dolası değil…

Hâlâ sular boşa akar ve o bardaklar bomboş durur mu?

İlk defa kendine “dedee” diyen bir çocuğun seslenişine karşı ne hisseder yüreğinde bir dede?..

Oruca ilk başlayan ne hisseder ve bayram sabahı o yürekte

nasıl bir bayram sevinci yaşanır acaba?

İlk koklanan gül ne hisseder?

Bediüzzaman Barla’dan Çamdağı’na doğru yolculuk yaparken,

çitten başını uzatan bir güle doğru eğilip, ona bir buse kondurur.

O gül, ne hissetmiştir acaba?

Gülün üstündeki şebnemler, gülün sevinç gözyaşlarıdır…

Rahmetin rahmetle buluşması nasıl bir şeydir?

Yıllardır kurak topraklarına yağmur düşmeyen bir insan,

yüzüne ilk yağmur tanesi değdiğinde neler hisseder acaba?

Birbirleriyle selamlaşan kalbler, neler hisseder?

Hira’ya ilk geldiğinde neler hissetti acaba Fahr-i Kâinat (asm)?

Ve o mübarek mağara neler duydu, neler gördü acaba?

Bugün de duruyor yerli yerinde o hatıra.

Biz neler hissediyoruz acaba ziyaretine gittiğimizde?

Daha yazılacak, o kadar çok şey var ki...

İlk umreye, ilk hacca giden mesela, neler hisseder acaba?

İlk defa ormanda kaybolan ve sonra yolunu bulan ne hisseder acaba?

İlk defa bir yakınının vefat ettiğini öğrenen çocuk neler hisseder acaba?

İlk defa ve son defa ölen ne hisseder, ne der, o demde neler yaşar acaba?..

Ve o gün mahşerde, amel defteri eline verilen bir insan, ne hisseder acaba?

 

 


Aralık 2014, 456 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Haydi Bakalım

Neyi dinlesen, kendine özel bir dille konuşur. Her şey ses verir anlayana, geçip gitmeyene… Yıldızı dinlesen, dereyi dinlesen; ağacı dinlesen, kuşu dinlesen… “Nerede beni dinleyen, nerede sesimi duyan?” der adeta. Ve bin bir gecenin içinden bir ses gelir: “Ben seni dinliyorum.” der. Ve açılır sırlar, hikmetler… Dinleyen anlar!.. Düşünün bir yayla başındasınız, bir gece vakti bir ağacın tepesindesiniz, herkesten uzak, her şeye yakınsınız… Yalnızlık! Dışı yalnızlaştıkça, içi kalabalıklaşıyor

Devamı »

Rabbimizin Nimetleri Saymakla Biter mi!

Dün neredeydik, bugün nerede… Günbegün ağacın başındaki bir meyve gibi olgunlaşan hayatımız, dört bir yandan akıp gelen nimetler. Neler neler… Saymakla bitmez. Hangi birini sayabiliriz ki? Rabbimizin bizi yok iken yaratıp var ettiğini mi, bitki ya da hayvan değil bir insan olarak yaratmasını mı?.. Hayat verip sürdürmesini mi? Belki her gün ne kazalar, ne hastalıklardan korunuyoruz da haberimiz bile olmuyor…

Devamı »

Tohumdan Çınara

Ne acayip değil mi! Cenab-ı Hak tohumu ve ağacı bir makine gibi yapmış. Bir küçücük tohum, koca ağacı içinde saklıyor; adeta bir ağaç makinesi gibi çalışıp ağaç üretiyor. Ağaç da meyve makinesi gibi çalışıp lütf-u ilahi ile meyve üretiyor.

Devamı »

Rabbim, Her İşine Hayretteyim

Beyaz ve tatlı meyveleri olan bir dut ağacının altındayım. Sanki tüm varlığın odak noktasındayım...

Devamı »