TR EN

Dil Seçin

Ara

Portakal, Orda Kal!

Soğuk günlerde sık sık sofralarımızda elimize aldığımız portakal, pek farkında olmasak da tam bir mucizedir aslında.

 

Soğuk günlerde sık sık sofralarımızda elimize aldığımız portakal, pek farkında olmasak da tam bir mucizedir aslında. Rengiyle, şekliyle, büyüklüğüyle, tadıyla, kokusuyla, içine ihtiyacımız için konulmuş vitaminlerle ve bunların hepsi kadar önemli olan tam lazım olan zamanda bizlere lütfedilmesiyle, Rabbimizin rahmet, şefkat ve kudret mektubudur portakal.

İnce dilimleri arasındaki zar yapısından, vitamin deposu olmasına kadar çok ince bir sanatla yaratılan portakalın, asıl bizi mest eden yanı, o harika kokusudur elbette...

Bu kusursuz meyvenin koku sistemi öyle hassastır ki, ufacık bir ölçü hatası yapılsa onu bu kadar zevkle yememiz mümkün değildi. Üç ayrı elementin farklı şekilde bağlanmasıyla yaratılan portakalın koku molekülleri, kimya dilinde “CH3COOC8H17” olarak ifade edilir.

Her nesneden etrafa buhar şeklindeki koku molekülleri yayılır. Ve Rabbimiz yarattığı kokuları böylece bize koku olarak ulaştırır ve algılatır. Havalar sıcak olduğunda, çiçeklerin kokusunun bize daha kolay gelmesinin nedeni de bu buharlaşma olayıdır. Sıcakta daha çok buharlaşan ve hızlı hareket eden koku molekülleri, burnumuza daha hızlı ulaştırılır. Bir portakalın yüzeyinden buharlaşan moleküller de, burnumuzda yaratılmış olan posta pulu büyüklüğündeki özel dokulara gelir. Orada çalıştırılan koku alıcılarla da işlem tamamlanır. Ve biz içimize derin bir nefes çekerken portakalın enfes kokusunu duyar ve bunu böyle yaratıp bize böyle zevkler yaşatan Rabbimize şükrederiz.

Rabbimizin bu ince sanatı, yüzlerce sayfada anlatılabilecek bu işlerin ardından saniyeden daha kısa bir sürede yaratılmış olur ve biz onu portakal kokusu olarak algılarız.

Hani derler ya, “Portakal, orda kal!..” Evet, bu nimetin bu harika dizaynı karşısında bu sözü söylemeden geçemeyeceğiz. Portakalın karşısında durup kalacağız. Yemeden önce biraz olsun onun kimden gelmiş bir hediye paketi olduğunu düşünerek bakacağız. O zaman, onun sadece midemize değil, aynı zamanda pekçok duygumuza da seslendiğini göreceğiz.

Ne dersiniz; portakalı elimize alıp yemeden önce bir defa da bu gözle bakalım mı? “Portakal, orda kal!” deyip kalalım mı? “Allah’ın sanatı karşısında akıl hayrettedir.” Öylece bakıp şaşalım mı? Ne dersiniz?