TR EN

Dil Seçin

Ara

Portakal Çiçekleri

Çukurova yemyeşildir. 

Derler ki: “Bu topraklarda insan ayağını gömse filizlenir.”

Çukurovada her mevsim canlılık kıpırdar durur toprakta. Portakal, mandalina, turunç ağaçları çicek açınca kokularla kodlanmış ve kaydedilmiş hatıralar uçuşur zihninizde.

Papatyalar, gelincikler topraktan fışkırır adeta.

İnsan bir ucu geçmişte bir ucu şimdide bir örgü tezgâhı gibidir. Bir geçmişten geçer ilmekler bir şimdiden. Kuzine sobalarda çıtır çıtır yanan meşe odunuyla tütsülenmiş mayalı ekmeklere kaydedilir hatıralar. 

Pamuk tarlalarında testilerden içilen suyun serinliğinde hatırlarsınız çocukluğunuzu, büyük dedenizin okuduğu eskimez yazılı kitaplarda.

Her zerresinden hayat coşar Çukurova’nın. 

Her mevsimin büründüğü renklerde ilahi sanata muhatap olur insan. Kilometrelerce her iki yanınızda uzar gider portakal bahçeleri. Çukurova’da zahmetsizce, binlerce Esmâ’nın tecellisini okur insan, eğer isterse.

İsterse diyorum çünkü görmek isteyene Mekke’nin dağı taşı yeter gafletten uyanmaya, lakin görmek istemeyene Çukurova’nın bağı bahçesi yetmez.

Çukurova tefekkürün kemâle erdiği yerdir o yüzden.

Bir sofra görsek ki kilometrelerce uzayıp gidiyor, meraktan aklımız çıkar da sorarız, “Bu sofrayı böyle harika kim kurmuş?” diye. 

Ah be insan! 

Ah be nisyanın kardeşi! 

Bir sen sormazsın, “Bunca doğal ve kusursuz sofraları, ağaçların kibar dallarıyla, her mevsimde kim önümüze seriyor?” diye.

Güzellik, sanat ve kudretli işler ne kadar fazlaysa, insan o derece çok merak etmez mi güzelliğin sahibini, sanatın sahibini ve kudretli işler yapan hükümdarı?

Dünyanın güzellikleri kiminin gaflet perdelerini artırır kat be kat, kiminin de imanını.

Modern çağın, imanı hapsettiği zifiri karanlık mahzenleri devirmenin, yıkmanın zamanı gelmedi mi ?

Bulaşık meşguliyetlerle, malayani işlerle yüzbinlerce kelimeyi israf etmenin bir anlamı yok, faydası da. Şimdi her zamankinden daha fazla anlıyoruz dünyanın sahteliğini.

Elinize Çukurova kokulu bir portakal alın, onu dilim dilim, lifli ve kokulu ve hiçbir laboratuvarda üretilemeyecek şekilde kusursuz ambalajlayan ve incecik bir dalın ucunda size sunan kudreti düşünerek, susturun zihninizdeki bütün gevezelikleri, ki hakikatin sesi duyulsun!

Hakikat bütün gücüyle sesleniyor! 

Haydi Bismillah!