72 Yazı Banu Yaşar
Psikolog/Psikoterapist

Yazar Profili »

Çocuklar Babayı Annenin Gözlerinden Tanır

Aralık 2013, 444 107 Görüntülenme Eklenme Tarih: 23 Mayıs 2020 Banu Yaşar

 

Kapitalist sistem, babayı ve onun emeğini eve yabancılaştırdı. Çocuklar babalarını hem yeterince göremiyor hem de ne iş yaptığına dair ayrıntılı bir fikirleri yok. Eskiden babanın emeği ve iş gücü çocuğun gözü önündeydi. Çocuk babasının ne iş yaptığını bilir, işin içeriğine tanıklık ederdi.

Babanın atölyesi, tarla, bahçe, dükkân emeğin gözle görülür mekânlarıydı. Özellikle erkek çocuk, babası çalışırken yanında durur, onu izlerdi. Baba daha bilinen, daha tanıdık biriydi. Nerde çalıştığı, ne iş yaptığı bilinirdi.

Babanın emeğinin yabancılaşmasıyla baba da yabancılaştı evlerimize... Evde geçirdiği vakit azaldı. Sınırsız varsayılan ihtiyaçları karşılamak için daha uzun çalışması gerekiyordu. Daha önce adını bile bilmediğimiz belki hiç aklımıza gelmeyen şeyler, ihtiyaç listesinde baş sıraları almaya başladı.

Şehir hayatı ve tüketime endeksli günlük yaşam, babayı eve yabancı bir adam haline getirdi. Eğer anne de çalışıyorsa ikisi birden dışarıda mesai harcarken, çocuklar kreşlere, bakıcılara, etütlü okullara kaldı.

Çocuklar babayı sabahları genellikle ya uyurken gördüler ya da çoktan kalkıp işine gitmiş olduğunu fark ettiler. Akşamları uyumadan önce biraz olsun oynayabilirlerse kendilerini şanslı hissettiler. Çoğu zaman baba eve yorgun argın, tahammülü azalmış olarak geldiği için, anneden çocukları başından almasını ister hale geldi.

Çocukların sesi onu rahatsız etmeye başladı. Anne, baba gelmeden çocukları yedirip, içirip hatta uyutup ortalığı sakinleştirmesi gereken kişi haline geldi. Çünkü kapitalist sistem kendini hiç de ucuza satmıyordu. Çalışmak için zaman bile yetersiz kalıyordu bazen.

Çocuklar böyle bir sürecin içinde babayı ancak annenin gözlerinden tanıyabildiler. Annenin gözlerinden, feminen çerçeveli bir gözlükten babayı anlamaya ve tanımaya çalıştılar. Anne, babayı nasıl tanıttı, çocukların gözünde onu saygın bir yere mi koydu yoksa sürekli şikâyet edilen bir adam profili mi çizdi? Baba annenin çizdiği çerçeveye ne kadar katkıda bulundu?

Baba çocuklarıyla geçireceği kısıtlı zamanda onlara ulaşmayı başaramadıysa ya da onları kendinden uzaklaştırarak sorumluluk almak istemediyse, çocuklar için babayı tanımak ancak anne aracılığıyla mümkün oldu.

Bugün erkek çocuklar babalarından kopuk büyümektedir. Baba ile çocuk arasında aracılık eden annedir. Baba oğul birbirini tanıyacak, sağlıklı sınırlar geliştirecek kadar birlikte olma fırsatı bulamıyorlar. Bunun sonucunda erkek çocuk babayı annenin gözleriyle, feminen bir bakış açısıyla tanımaya çalışıyor.

Çocuk, ‘baba’ ile mesaisi sınırlı olduğu için, ‘koca’ olan adamı tanır. Annesinin kocası olan ‘adam’a dair fikirleri vardır. Bir kadının eşini gördüğü pencereden babasını seyreder çocuk.

Babanın ne söylediğini, nasıl biri olduğunu annenin bakış açısından anlamaya çalışır. Sürekli kadınsı bir algılamaya muhatap olmak, erkek erkeğe iletişimi zorlaştırabilir. Baba oğul birbirine maruz kalmadıkça, birlikte geçinmeyi öğrenmedikçe gerçek anlamda birbirlerini tanıyamazlar. Babayı kadınsı bir bakış açısıyla tanımak yerine doğrudan onunla bir şeyler yapmak, birlikte vakit geçirmek, sohbet etmek aralarında daha sağlam bir iletişimin kurulmasına sebep olacaktır.

 

 


Aralık 2013, 444 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bu Günlerde Neyi Tüketiyorsunuz?

Devamı »

İnsanlar Değil, İmajlar Dolaşıyor Sokaklarda / Olduğun Gibi Görünmek

Kişilik, insanın bütün ilgi, yetenek, konuşma biçimi, tavır, görünüş ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini kapsar.

Devamı »

Yüz Çizgileri Ne Söyler?

“Elli yaşına geldiğinde herkes hak ettiği bir yüze sahip olur...” diyor, George Orwell. İlk okuyuşta çarpan bir cümle, biraz korkutan, biraz ürperten, hatta gidip aynaya baktıran cinsten... Neden elli yaşına geldiğinde, neden yirmisinde, otuzunda değil de, elli yaşına gelince hakettiğimiz bir yüze sahip oluruz. Neden başka bir kelime yerine hak etmek kelimesini kullanır George Orwell?

Devamı »

Aranızda Cennetin Rüzgarları Essin

Eş olmak yeni bir elbise giymek gibi, yeni bir rol ekler hayatımıza... Eskiden birinin kızı, oğlu, kardeşi, torunu, arkadaşı, teyzesi iken artık çok daha derin ve kalıcı bir isim eklenir. Hayatımız boyunca yeni isimler yeni etiketler alır ve bu duruma alışmaya çalışırız.

Devamı »