64 Yazı Ümit Şimşek

Yazar Profili »

Kur'an'ın Bir Emri: Seyahat

Temmuz 2012, 427 182 Görüntülenme Eklenme Tarih: 02 Haziran 2020 21:38 Ümit Şimşek

 

İbret ve tefekkür amaçlı geziler, Kur’ân’ın sıkça tekrarladığı emirleri arasındadır; inanan insanın bu emirler karşısında kayıtsız kalması düşünülemez. Ancak zamanımızın turizm telâkkisi bu işi daha başka mecralara sürüklediği için, Kur’ân’ın çağrısı ruhlarımızda yeteri kadar yankılanamıyor.

İnsan yeryüzünde nereye adım atacak olsa, Kur’ân’ın uyarısını hatırlatacak bir manzarayla karşılaşır: ‘’Gezin de görün sizden öncekilerin âkıbetini!’’ Bu uyarının yönlendirdiği bir gezi, insana, belki pek çoklarının ilk anda hoşlanmayacağı bir fânilik gerçeğini bütün çıplaklığıyla hatırlatmaya yetecektir. Oysa zamanımızın anlayışı, dünyanın fâniliğini hatırlamak değil, unutmak esası üzerinde kurulu olduğu için, zamanımız insanının davranışı ya Kur’ân’ın uyarılarını umursamamak ya da seyahati asıl amacının tamamen tersine çevirerek kullanmak şeklinde ortaya çıkıyor.

Yeryüzünde gezmek, bu dünyanın gerçekleriyle yüzleşmek demektir. Bunun bir yanında dünyanın ve insanın fâniliği varsa, diğer tarafında da, bu fâniliğin işaret ettiği bâki güzellikler vardır. Kur’ân, bu gerçeğin her iki yüzünü de gözlerimizin önüne sermektedir.

Kur’ân’ın verdiği ibret gözlüğünü kafasına geçirerek yeryüzünde adım atmaya başlayan bir insan, kendisini apaçık bir fânilik gerçeğiyle karşı karşıya bulur. Zira şimdi dolaşmakta olduğu yerlerden daha önce nice nesiller gelip geçmiş, oralarda nice beldeler kurulmuştur. Bazen eskilerin bıraktıkları arasında dolaşır insan; ve tıpkı kendisi gibi, bir vakitler orada sapasağlam dolaşan insanları hatırlar. Ve gözüyle görmüşçesine bilir ki, bugün onun dolaştığı yerlerde, yarın da başkaları dolaşacaktır. Bazen de gelip geçmiş olanlardan bir iz bile bulamaz; kendileri gibi, kalıntıları da tüm izleriyle birlikte yok olup gitmiştir evvelce oralarda dolaşanların. Onlardan kimi, yeryüzünün en güzel köşelerini kapmış, kimi mazlumların sırtında saltanat sürmüştür. Ama hayret! Bütün bunların bir gün ellerinden uçup gideceğini nasıl olmuş da düşünememişler? Ya onların izleri üzerinde dolaşıp da onlarla aynı sonu paylaşacağını düşünmemek nasıl bir gaflettir?

Fakat Kur’ân’ın emirleri, bizi bu çıplak gerçeğin karşısında çaresiz bırakmaz; aynı emir ve aynı çıplak gerçek içinde bir müjdeyi de gözlerimizin önüne serer:

‘’De ki: Yeryüzünde gezin de Allah’ın mahlûkatı ilk önce nasıl yarattığını görün. Sonra Allah onları ikinci bir inşa ile tekrar yaratır. Çünkü Allah’ın gücü herşeye yeter.’’ (Ankebût, 20)

Yeryüzünün gerçekten de gezilmeye, görülmeye, üzerinde tefekkür edilmeye lâyık bir yer olduğunu bilenler için, bu emre uymaktan ve Allah’ın eserlerini seyretmek için seyahat etmeyi bir ibadet telâkki etmekten daha doğal ne vardır? Kur’ân’ın muhatabı olan insan bilir ki, bu dünya, bütün fâniliğiyle birlikte, üzerinde İlâhî sanatın eserlerini alabildiğine bir zenginlikle sergileyen muhteşem bir galeridir. Bu galerinin her köşesi tekrar tekrar gezilmek, görülmek, tefekkür ve teneffüs edilmek ister. İnanan insan ise, bu galerinin özel bir davetlisidir; buraya, bu eserleri görmek ve galerinin her tarafını, Bediüzzaman’ın tabiriyle, ‘’teftiş etmek’’ üzere çağırılmıştır. Bu bakımdan, seyahat kültürünün, bir mü’minin dünyasında önemli bir yer işgal etmesi gerekir. Bunun aksini düşünmek­­-ister seyahatin önemini küçümsemek, isterse onu başka amaçlara yönlendirmek şeklinde olsun-bu muhteşem galeriye ve onun sergilediklerine aldırış etmemekten başka anlam taşımaz. Özellikle şu günlerde, Anadolu’nun dağlarında ve bağlarında âlemin yeniden yaratılışını o harikulâde renk zenginliği içinde seyredemeyen insanlar, beşer âleminin sinek vızıltıları karşısında sarsılmadan durabilecek bir iman gücüne nasıl kavuşacaklarını sanıyorlar?

Dünyamızın hali de açıkça gösteriyor ki, seyahati, ciddi bir unsur olarak kültürümüze yerleştirmeye ihtiyacımız var. Hiç gezmediğimiz için değil; yeteri kadar gezmediğimiz ve doğru bir amaç uğrunda gezmediğimiz için. Kur’ân’ın övdüğü insanlar arasında ‘’seyahat edenlerin’’ de yer almış olması, bizi bu konuda köklü bir muhasebeye ve etkili davranışlara sevk etmelidir:

‘’Onlar tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, seyahat edenler, rükûa varanlar, secdeye kapananlar, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıran ve Allah’ın koyduğu sınırlara riayet edenlerdir. Müjdele o mü’minleri!’’ (Tevbe, 112)

 

 


Temmuz 2012, 427 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kur’ân-ı Mübîn / Doğruyu Yanlıştan, Hakkı Bâtıldan Ayırt Eden Kitap

O, doğruyu yanlıştan, hakkı bâtıldan ayırt eder. Ona yönelen ve onda hidayet arayan kimse, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu onda apaçık görür, izlenecek yolu apaçık şekilde onda bulur.

Devamı »

Cevaplarını Bulan Bir Hayatı Nasıl Değişti? / Fırıncı Ağabey’in Ardından

Ne yazık ki, böyle büyük şahsiyetlerin müddet-i hayatlarında insanlar onların yokluğunu tasavvur edemiyor. Bu yüzden, onlar gibi olmak ve onlara benzer insanlar yetiştirmek ihtiyacı çok fazla hissedilmiyor. Ama hayatın en büyük gerçeği bir gün o büyük insanları aramızdan alıp götürdüğünde, bir başka büyük gerçeğin ister istemez farkına varıveriyoruz: Büyük ve küçük âlemlerin her ikisinde birden böyle hedeflerin peşinde koşacak ideal sahiplerine meğer pek çok ihtiyacımız varmış!

Devamı »

Kur'an Kıssalarındaki Terapi

KUR’ÂN-I KERÎM’İN kıssaları, içerdikleri pek çok dersin yanı sıra, inananlar için büyük bir güç kaynağı teşkil ederler. O kıssalar, her şeyden önce, hakkın tâ kendisidir, tümüyle yaşanmış gerçeklerdir. Onlarda hiçbir kuşkuya yer yoktur. Onun için, o kıssaları okuyanlar, herhangi bir tereddüde kapılmaksızın, kendilerini bu dünyada yaşanmış gerçek olayların içinde bulurlar.

Devamı »

Allah Bu Özel Nimeti Kimlere Veriyor? / Furkan Sahibi Olanlar

KUR’ÂN-I KERÎM’İN öyle âyetleri vardır ki, daha ilk bakışta, “İşte bu bana yeter” dedirtir. Gerçekten de, o birkaç kelimelik özlü cümle içinde, insana hayattan beklediği her şeyi verebilecek bir kapasite vardır. İşte bu âyet de, öyle âyetlerden biridir ve insana, hayatının bütün aşamalarında yol gösterecek hedefleri ve bu hedeflere ulaşmasını sağlayacak bir altın formülü sunmaktadır...

Devamı »