ARAMA SAYFASI

“Allah Emri”

“Allah Emri”

Ecdadımız tabiatperestlik kokan kelimeleri kullanmaktan imtina etmişler. Sebeplerden ziyade sebeplerin yaratıcısı olan Allah’ı hatırlatan kelimeler icad ederek bunları kullanmaya çalışmışlar.

 

Çocukluğumda 1967 Adapazarı depremini yaşamıştım. Merkez üssü Adapazarı olmakla birlikte merkeze 70 km mesafede olan köyümüz de depremden etkilenmiş ve evimiz hasar görmüştü. Depremden hemen sonra insanlar evlerinden dışarı çıkmış ve herkes heyecan ve korku dolu bakışlarla “Allah emri oldu geçmiş olsun” diyordu. Ben ilk depremi yaşadığım için pek bir şey anlamadım ama aklımda kalan bu kelimelerdi. İnsanlar “Allah emri” oldu diyordu. Daha sonraki yıllarda bunun yerine zelzele denildi. Sonra da deprem ve doğal felaket gibi kelimeler takip etti. 

Ecdadımız tabiatperestlik kokan kelimeleri kullanmaktan imtina etmişler. Sebeplerden ziyade sebeplerin yaratıcısı olan Allah’ı hatırlatan kelimeler icad ederek bunları kullanmaya çalışmışlar.

Çok eski değil bundan 40 yıl kadar önce, deprem yerine “Allah emri” deniliyordu. Çünkü deprem deprenmekten kımıldamaktan geliyor. Kendi kendine kımıldanıyormuş gibi bir anlam veriyor akla. Evet, kımıldayan yerdir ama onu kımıldatan kim? Kimin gücü yeter bunu yapmaya ve durdurmaya Allah’tan başka?

Dağlarda bitip büyüyen ceviz, döngel, ahlat gibi bitkilere Allah’ın bitirdiği anlamında “hüday-ı nabit” denildiğini bizzat duymuştum.

Yağmura, rahmet denildiğini biliyorum.

Yine olumsuz etki bırakan hastane (hasta evi) yerine iyileşmeyi çağrıştıran şifahane (şifa evi) kelimesinin kullanıldığını biliyoruz.

İyice araştırılsa bunlar gibi yüzlerce örnek bulunabilir.

Son yıllarda şahit olduğumuz bir furya var. Çocuklara olan hitap şekliyle ilgili. Çocuğa annem, teyzem veya anneciğim, teyzeciğim gibi kelimelerle hitap edilmesi. Bu Türkçeyi alt üst etmekten başka bir şey değildir. Yavrucuğum, evladım, annesinin, teyzesinin kelimelerinin suyu mu çıktı! 

Kasıtlı veya kasıtsız olsun. Dilde sadeleştirme adı altındaki kelime katliamları maalesef bugün dede ile torununu birbirinin dilinden anlamaz hale getirdi. Geçmişte yazılan kitapları okuyup anlayamaz hale geldik. Böyle giderse zaman gelecek baba ile oğul da anlaşamayacak.

Elbette ihtiyaç halinde yeni kelimeler icad edilebilir. Ancak yeni kelimeleri seçerken insanda pozitif duygular uyandıran kelimeleri kullanmak veya en azından tabiatperestlik ve şirk ifade eden kelimeleri kullanmamak gerekir.

İnsanın hal ve davranışları üzerinde, yaşadığı iklimin, yediği ve içtiği şeylerin etkisi olduğu gibi günlük hayatta kullanılan söz ve kelimelerin de tesiri vardır. Tabiat Risalesinde bu hususta “Ey insan! Bil ki, insanların ağzından çıkan ve dinsizliği işmam eden dehşetli kelimeler var; ehl-i iman bilmeyerek istimal ediyor” denilmektedir. “İnşallah” yerine “tabii tabii” demek gibi farkında olmadan sıkça söylenen kelimeler yüzünden sıkça istiğfar getirmemiz gerektiğinin farkında mıyız?

Rastgele şeyleri yiyip içmediğimiz gibi, konuşurken de rastgele kelimeleri değil, uygun kelimeleri kullanmak gerekir. Bu hususta hangi konumdaysak etrafımızı aydınlatmak ve bilgilendirmek durumundayız.