ARAMA SAYFASI

İlahi Bir Emir ve Nebevi Bir Tavsiye Olarak SEYAHAT ETMEK

İlahi Bir Emir ve Nebevi Bir Tavsiye Olarak SEYAHAT ETMEK

Cenab-ı Hakk, Kuran-ı Kerîm’inde “De ki yeryüzünde gezip dolaşın ve olup bitenlere ibretle bakın” (Ankebut, 20) buyurmaktadır. Ve sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) “Seyahate çıkın ki sıhhat bulasınız ve rızkınız artsın” şeklinde tavsiyede bulunuyorlar. Şüphesiz bu ilahi emrin ve nebevi tavsiyenin birçok anlamı ve hikmeti vardır. Ancak biz olaya turizm paradigmasıyla (bakış açısı) bakacağız. Bu işin, ibret-tefekkür boyutu var, sıhhat boyutu var ve rızk boyutu var.

 

Günümüzde yaklaşık bir milyar insan seyahat hareketlerine katılarak yaklaşık bir trilyon dolar harcama yapmaktadırlar. Bilerek veya bilmeyerek bu ilahi emre ve nebevi tavsiyeye uymaktadırlar. Cenab-ı Hakk, Kuran-ı Kerîm’inde  “De ki yeryüzünde gezip dolaşın ve olup bitenlere ibretle bakın” (Ankebut, 20) buyurmaktadır. Ve sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (asm) “Seyahate çıkın ki sıhhat bulasınız ve rızkınız artsın” şeklinde tavsiyede bulunuyorlar.

Şüphesiz bu ilahi emrin ve nebevi tavsiyenin birçok anlamı ve hikmeti vardır. Ancak biz olaya turizm paradigmasıyla (bakış açısı) bakacağız. Bu işin, ibret-tefekkür boyutu var, sıhhat boyutu var ve rızk boyutu var. Bu üç boyuta kısaca bakalım.

 

1. İBRET-TEFEKKÜR BOYUTU

 

Kültür turizmi ile insanlar, eski yerleşim yerlerini, antik kentleri, antik yapıları ziyaret ederler. O muhteşem sarayların ve kentlerin yaşayan yöneticileri ve halklarıyla beraber nasıl da harap olduğunu ve bu dünyanın kimseye baki olmadığı görür ibret alırlar.

Doğa ve kültür turizmi ile envai çeşit denizleri, gölleri, akarsuları, şelaleleri, dağları, flora ve faunayı tefekkürle seyreder; o eserleri yaratan Âlemler Rabbini eserleriyle tanır. Cenab-ı Hakk’ın güzel isimlerini daha iyi bilir ve O’nu tekbir, tehlil ve tesbih eder.

İnanç turizmi ile birçok inanç merkezini, ibadethaneleri ziyaretgâhları ve türbeleri ziyaret eder. Hem ibret, hem tefekkür, hem de ibadet eder.

 

2. SAĞLIK BOYUTU

 

Sadece yer değiştirmenin, yani rutin hayatın dışına çıkmanın dahi insanı dinlendirdiği ve stresten arındırdığı bilinmektedir. Bununla birlikte sağlık turizmi adına yapılan faaliyetleri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

Termal turizm ve SPA-Wellnes: Talossoterapiler (deniz suyunda tedavi), hidroterapi (su ile tedavi), balneoterapi (kaplıca suyunda tedavi), peloidoterapi (çamur tedavisi), klimaterapi (iklim tedavisi), sıcak veya soğuk içmeler bazı hastalıkların tedavisi için kullanılmaktadır.

Medikal turizm (tıp turizmi): İleri tedaviler (kardiyovasküler cerrahi, radyoterapi, cyberknife vb.), transplantasyon, infertilite (tüp bebek İVF uygulamaları), estetik cerrahi, göz, diş, diyaliz tedavileri vb.

Yaşlı ve engelli turizmi: İleri yaş turizmi (gezi turları, meşguliyet terapileri), yaşlı bakımı hizmetleri (bakım evlerinde veya rehabilitasyon hizmetleri, klinik  otelde rehabilitasyon hizmetleri, engelliler için özel bakım ve gezi turları.

Klimatizm: İklimden faydalanmaya dayalı turizmdir. Örneğin Kuzey Avrupa ülkeleri için Türkiye’nin güneşi cazip iken, Arap ülkeleri için Türkiye’nin yaylaları ve yeşili daha cazip gelmektedir.

Üvalizm: Bazı yörelere özgü üretilen meyve ve sebzelerin kür (sağlık) amacıyla tüketilmesi.

Mağara turizmi: Özellikle astım hastalarının tedavileri için iyi gelmektedir.

 

3. RIZIK BOYUTU:

 

Rızık boyutunu maddi rızık ve manevi rızık olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Maddi rızık daha çok ekonomik boyutunu oluşturur. Dünya genelinde bir milyar insanın seyahate katılması ve yaptığı bir trilyon dolar harcama ile dünya GSMH’sının %11’ini, dünya genelinde 200 milyondan fazla insanın çalıştığı toplam işgücünün %8’ini tek başına oluşturmaktadır.

Manevi rızk olarak bakıldığında “çok gezen mi bilir, yoksa çok okuyan mı?” önermesinde olduğu gibi kişinin görgü ve bilgisine önemli kazanımlar sağlar.

Bir şairin şöyle bir sözü var: “Yavaş yavaş ölürler seyahat etmeyenler!” (Pablo Neruda)

Görüldüğü gibi herhangi bir sebeple seyahat etmek hayatımızın önemli bir parçasıdır. Hatta seyahat etmek, ahirette varacağımız menzile kadar, belki de cennet ehli için sonsuza dek devam edecektir. Bediüzzaman Hazretlerinin şu güzel sözü tam da buna işaret etmiyor mu?:

“İnsan bir yolcudur; sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.” (Mesnevi-i Nuriye, s. 189)