TR EN

Dil Seçin

Ara

Atomlar Arası Dostluk

Atomlar Arası Dostluk

İnsanlar arası ilişkilerde belli toplumsal kurallar geçerli olduğu gibi, atomlar arası ilişkilerde de belli kurallar vardır. Bir insanın iç âleminde birçok özelliği olduğu halde, insanlar arası ilişkilerde belli özellikleri etkilidir. Bunun gibi atomların da çok elektronları olsa bile, ancak diğer atomlarla değerlik elektronları ile etkileşirler. Bu elektronların bulunduğu enerji seviyesine değerlik kabuğu denir.

 

Atomlar arası dostluklarda ölçüler

İnsanlar, başkalarıyla bazı özelliklerini paylaşarak dostluklar kurdukları gibi, atomlar da başka atomlarla elektronlarını paylaşarak kimyasal bağ kurarlar. Mesela, iki H (hidrojen) atomu birer elektronlarını ortaklaşa kullanarak H-H bağı oluşturur ve böylece H2 molekülü meydana gelir.

Bir insanın karakterinde bulunan, fakat başkalarıyla paylaşmadığı özellikleri de vardır. Bu özellikler de dostlukların kurulmasında etkilidirler. Bu özellikler, atomun değerlik kabuğundaki ortaklaşmamış elektron çiftlerine benzer. Bu çiftler ve bağ oluşturan elektron çiftleri; çekirdeğe en uzak noktalarda bulunurlar (VSPER).1 Bağ kuracak diğer atomlar, bu özellikten faydalanarak bu atoma farklı açılarla bağlanırlar. Ve sonuçta, çok çeşitli geometrik yapıdaki moleküller oluşur. Bu muhteşem üç boyutlu yapıların her biri; hikmetli hareketleri ve anlamlı  yapılarıyla Yaratıcılarının hikmetini bildirirler. Ve kendi kendilerine değil, bir Alîm-i Mutlak’ın ilmi ile bir Âdil-i Hâkim’in ölçüsü ile bir Kadîr-i Hakîm’in kuvveti ile yapıldıklarını gösterirler.

 

Atomların dostluklarında hangi faktörler etkilidir?

İnsanlar arası ilişkilerde, karşıdaki insanın birçok özelliği etkilidir. Atomlar arasında kimyasal bağ oluşumunda da; atomların çekirdek yükleri, elektron sayıları ve değerlik kabuğu elektronları etkilidir. Mesela; iki H atomu birbirinden uzakta iken aralarında hiçbir etkileşim yoktur. Yani aralarındaki potansiyel enerji sıfırdır. Atomlar, H2 molekülü oluşturmak için birbirlerine yaklaştıkça birinci H atomunun (-) yüklü elektronları, ikinci H atomunun (+) yüklü çekirdeği tarafından çekilir. Aynı zamanda her iki atomun aynı yüklü elektronları ve çekirdekleri birbirini iterler. Aynen iki insan arasında muhabbet duyguları ile dostluk kurulacağı sırada, olumsuz ve şüphe duygularının bu dostluğu engellemeye çalışması gibi.

Atomlar, bağ oluşturmak üzere birbirlerine yaklaşırken; aralarındaki çekme kuvveti, itme kuvvetinden daha fazladır. Dolayısıyla potansiyel enerji yüksektir. Tıpkı insanlar arasında muhabbet hislerinin, düşmanlık hislerine galip geldiği gibi.

 

Atomlar arası dostluklar nasıl gerçekleşir?

Atomlar, birbirine bağ oluşturacak kadar yaklaştığında, potansiyel enerji azalır. Mesela; H atomları arasında H-H bağı kurularak H2 molekülü meydana geldiğinde; en düşük enerji ve en kararlı hale ulaşılmıştır. İki insanın; aralarındaki düşmanlıkları bırakıp, dost olduklarında rahatladıkları gibi.

Atomların, birleşmeden önceki potansiyel enerjilerinin bir kısmı, bağ oluşumu ile dışarı ısı olarak salıverilir. Burada kâinatta câri olan “Enerjinin Korunumu Kanunu”2 geçerlidir. Bu da her bir kimyasal bağ üzerinde, bütün atomları aynı kanuna itaat ettiren Cenâb-ı Hakk’ın Vahid  ismini gösterir.

H-H bağı oluşurken açığa çıkan enerji;  H-F, H-Cl ve H-Br bağ enerjilerinden farklıdır.  Bunun tersi olarak; bu bağlardan her bir bağın kopması için verilmesi gereken enerjiler de farklıdır. Bu gerçek de;  her bir kimyasal bağ üzerinde onlar için özel kurallar koyan Cenâb-ı Hakk’ın Ehad isminin eserini gösterir.

 

Molekül Dostluğu Atomlara Neler Kazandırır?

Evlenen insanlar; iki farklı hayatı ortak bir noktada birleştirerek yeni bir hayat kurarlar. “Molekül Orbital Modeli”2ne göre molekül oluşturan atomlar da; kendi değerlik elektronlarını moleküle devrederler. Bunun sonucunda moleküle ait orbitaller ve elektronlar kazanılır. İki atomun hareketi, bir molekül hareketi haline gelir.

Atomlar arası dostluklar, bilinen atom teorileri ışığında basitçe bu şekilde izah edilebilir. Elbette ki insan canlı, şuurlu, bilinçli ve akıllı bir yaratık iken, atom cansız, şuursuz ve akılsız bir yaratıktır. Fakat ikisi de yaratılmış mahlûklar olduğundan, birinde geçerli olan kanunlar diğeriyle karşılaştırılabilir.

1930’lu yıllarda Üstad Bediüzzaman: “…Sâni-i Hakîm, fenn-i kimyada aşk-ı kimyevî tabir edilen bir münasebet-i şedideyi müvellidü’l-humuza (oksijen) ile karbona vermiş ki; O iki unsur (karbon ile oksijen) birbirine yakın olduğu vakit, o Kanun-u İlahi ile, o iki unsur imtizaç ederler (birleşirler). Fennen sabittir ki imtizaçtan hararet hâsıl olur (ısı açığa çıkar). Çünkü imtizaç, bir nevi ihtiraktır (oksijen ile birleşme bir çeşit yanmadır).

Şu sırrın hikmeti budur ki; o iki unsurun her birisinin zerrelerinin ayrı ayrı hareketleri var. İmtizaç vaktinde her iki zerre, yani onun zerresi, bunun zerresiyle (karbon ile oksijen atomu) imtizaç eder, bir tek hareketle hareket eder. Bir hareket muallak (açıkta) kalır. Çünkü imtizaçtan önce iki hareket idi; şimdi iki zerre bir oldu. Her iki zerre, bir zerre hükmünde bir hareket aldı. Diğer hareket, Sani-i Hakim’in bir kanunu ile hararete inkılab eder (sıcaklığa dönüşür). Zaten “Hareket, harareti tevlid eder” (hareketten sıcaklık çıkar) bir kanun-u mukarreredir (devamlı bir kanundur)…”3 diyerek; yıllar öncesinden, henüz yeni görebildiğimiz bilimsel gerçeklere Kur’an’ın nuru ile ışık tutmaktadır.

        

                                                                                    

Kaynaklar:

1. Petrucci, R.H., Harwood, W.S. and Herring, F.G., General Chemistry.

2. Chang, R. , General Chemistry

3. Nursî, B.S., Sözler.