ARAMA SAYFASI

İslam Biliminin Kaynağı Neydi?

İslam Biliminin Kaynağı Neydi?

İslam vahyinin kendisinden hem ilim hem de amelin prensiplerinin çıkarıldığı asli tecellisi Kur’an-ı Kerim’dir.

 

İSLAM vahyinin kendisinden hem ilim hem de amelin prensiplerinin çıkarıldığı asli tecellisi Kur’an-ı Kerim’dir. Buna Hz. Resul’ün, Allah’ın Kitabındaki talimatın tefsir ve şerhi demek olan Hadis’i de eklemek gerekir. Kur’an ve hadis birlikte, hangi alanla ilgili olursa olsun İslami olan her şeyin ana kaynağıdır.

Daha özel bir planda bu kaynaklar ilimlerin ortaya konup gelişmesinde çifte bir rol oynamıştır. Her şeyden önce Müslümanlar tüm ilimlerin hiç şüphesiz ayrıntıları değil, prensibinin Kur’an’da ihtiva edildiği düşüncesindedirler ve Kur’an-ı Kerim’in kendi sırlarını keşfetme ve içinde tüm ilimlere ait prensiplerin yattığı iç anlamına sızma imkanı veren tefsirleri vardır. İkinci olarak Kur’an ve Hadis, İlahî Vahdet’in o veya bu alanda tasdiki demek olan ilim peşinde koşmanın faziletini vurgulamak suretiyle ilimlerin gelişmesi için bir atmosfer oluşturmuştur. Bu yüzden bütün bir metafizik ve kozmoloji, Kur’an ve Hadis’in bağrından çıkmış ve bütün İslam ilimlerinin üzerinde kurulduğu bir temel olmuştur.

Bu temel aynı zamanda, Kur’an ve Hadis’te ifade edildiği şekliyle İslam’ın ruhuyla uyum içinde olan bütün fikrî faaliyetleri teşvik edip geliştirici özel bir atmosfer oluşturmuştur. İslam’ın bu iki temel kaynağında ihtiva edilen direktiflerin İslam ilimlerinin İslam dini ve bu dinin meydana getirdiği medeniyet ile olan organik bağlarını anlamak açısından önemi üzerinde aşırı durmak anlamsız olur; çünkü bu sözler çağlar boyu ilim öğrenme konusunda Müslümanların zihni yapısını şekillendirmiş ve onlar için hem bilgi hem de ilham kaynağı olmuştur.

Öte taraftan, İslam Uzak Doğu dışında kalan bütün büyük medeniyetlerin fikri mirasını devralmış ve her ne kadar yeni bir manevi evren içinde değişikliğe uğradılarsa da, çeşitli fikri akımların içinde yeniden hayata döndüğü bir sığınak haline gelmiştir. Fakat İslam ilim tarihinde hiçbir şey hakikatten bağımsız değildi. Çünkü hiçbir fikir, teori ve doktrin önce İslamlaştırılmadan ve İslam’ın bütüncül dünya görüşüyle kaynaştırılmadan İslam’ın sınırları içine girmemiştir. İslam’la barış (selam) yapamayan her ne varsa er veya geç İslami fikir hayatından kovulmuş ya da bütünüyle İslam ilimler tasnifinin kenarlarına itilmiştir.

(Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr)

 

Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr