TR EN

Dil Seçin

Ara

Sıcacık Cümleler

Bu üşümeme bir çare bulamıyorum. Elimde sıcak su torbası lahana gibi geziyorum evin içinde. Bütün kan değerlerim de normal ama üşüyorum işte.

Ihlamur almak için aktara girdim, benimki “belki üşümem” tesellisi işte... 

Ihlamuru aldım, diğer şeyleri incelerken kadının biri yanındakine dedi ki: “Abla ıhlamur da alsam mı Atilla çok sever?”

Abla, dili ile dişi arasında homurdanıp “aman o da içmeyiversin ıhlamur, eksik kalsın ondan da!” dedi.

Ablanın Atilla’yı neden sevmediğinin haklı gerekçeleri olabilir, bilemem. Belki Atilla gerçekten de ıhlamur içmeyi hak etmeyecek kadar kötü biri. 

Aslında oraya takılmadım ben...

Hayat sizi öyle bir yere getiriyor ki, çünkü bazen ölen mi suçlu yoksa katil mi kestiremiyorsunuz. 

Ama Atilla’yı gerçekten önemseyen ve düşünen o kadının manzarası o kadar tatlı ve güzeldi ki, gökdelenler ile silüeti bozulan ama İstanbul olmaktan da bir şey kaybetmeyen İstanbul gibiydi adeta. 

Birine “sever, hoşlanır, mutlu olur” diye bir şeyler yapmak ne kadar değerli diye düşündüm. Ne kadar da unuttuğum bir duygu... 

Çağımızda “İnsan” bir iş girişimi oldu biliyorsunuz. Sanki yaşamı onun parasal sermayesi ve görevi de sanki “bu sermayeyi en iyi yatırıma nasıl çeviririm?” sorusuna yanıt aramak için daha çok koşmak. Her şeye ve herkese bu yüzden kâr zarar açısından bakıyoruz artık. İnsanın nesne olması açısından bir felâket bence bu durum.

Karşılıksız bir sevgi kırıntısı görünce de insan sıcacık oluyor bu yüzden. 

Her şeyin meta haline dönüştüğü koskoca bir şirketin elemanları gibiyiz modern çağda. 

Ama;

“Sen seversin diye bu yemeği yaptım.”

“Portakalı görünce dayanamadım sen çok seversin diye iki kilo aldım hanım.” 

“Yarın size seversiniz diye menemen yapacağım.”

“Aslında bu elbisenin mavisi de vardı ama sen seversin diye sarı olanını aldım.”

“Geleceğinizi duyunca sen benim kekimi çok seviyorsun diye sana özel kek yaptım” gibi cümleleri hâlâ duyabiliyor olmak o kadar sıcacık ki... 

Elimde ıhlamur, içim sıcacık eve döndüm.

İçi üşümesin insanın yeter ki. 

Sonra oturup “sırf o sever ve mutlu olur” diye kime ne yapabilirim listesi yapmaya başladım, elimde ıhlamurum.

Hem ruhum hem bedenim sıcacık...