TR EN

Dil Seçin

Ara

Kayıp Çocukların Dönüşü / Hayalin İçinden Öyküler

2029 yılının son günlerinden biriydi. İnsanlar, dünyanın acınacak durumdaki haline aldırmadan yeni bir yılın gelişini çılgınlar gibi eğlenerek kutlamaya hazırlandıkları bir sırada, inanılması güç bir olayla sarsıldılar. Senenin bu vakitlerinde genellikle kutlamalar için toplandıkları bu büyük alana, şimdi kayıplarının bulunması için ve konu ile yeterince ilgilenmediklerini düşündükleri yetkilileri protesto etmeye ve onları, görevlerini layığı ile yerine getirmeye çağırmak için toplanmışlardı.

Devasa bir kalabalık, miting alanını tıka basa doldurmuştu ve ellerindeki pankartları olabildiğince yükseğe kaldırıp, bütün güçleri ile bağırarak, ahenkli bir şekilde aynı cümleyi tekrarlıyorlardı: Kayıp Çocuklar Bulunsun Tekrarı Durdurulsun. 

Araya bazı isimlerin istifasını isteyenlerin sesleri de karışıyordu. 

Her şey üç ay önce bir ilkokuldan aynı gün içinde yirmi beş çocuğun ortadan kaybolması ile başlamıştı. Çocukların yaşları 7 ile 10 arasında değişiyordu. İstisnasız her gün buna benzer bir vaka yaşanmaya başlandı. Bunun sadece ilkokul çocuklarının başına ve okulda iken gelmesi dikkat çekiciydi. Araştırmalar bu doğrultuda yoğunlaştırıldı. Öğretmenler ve okul idarecileri başta olmak üzere veliler dahil okullar ile bağlantılı olan herkes soruşturmaya dahil edildi. Yapılan uzun araştırma sonunda yetkililer ilginç bir tespitte bulundular: Çocukların ortak noktaları, anne ve babasının boşanmış olması ve ebeveynlerinden biri ile yaşıyor olmalarıydı. Diğeri ile genellikle kanunun belirlediği şartlarda görüşebiliyorlardı.

Aradan geçen bu üç ayda kayıp çocukların sayısında sürekli artış oldu. Kayıpların hayatta olup olmadıkları bile şüpheli hale gelmişti. 

Olayın gerçekleştiği ilk hafta, ebeveynleri boşanmış ve onlardan biri ile yaşayan çocuk sayısını ortaya koyan bir araştırma yapıldı. Çıkan sonuç o zamana kadar bu olayın bu seviyelere kadar gelmiş olduğu fark edilmediği için oldukça şaşırtıcı idi. Çünkü 7 ila 10 yaş aralığındaki her on çocuktan yedisi bu durumda idi. Dolayısı ile üç ayda kaybolan çocuk sayısı 1500’ü bulmuştu ve bu hızda devam ederse bir yıl içinde bu sayının on binli sayılara ulaşması öngörülüyordu.

Üç aylık bir zaman zarfında kaybolan çocukların bir tanesinden bile haber alınamamış, tüm çalışmalara rağmen en ufak bir iz bulunamamıştı. Konunun tüm ülkede gündem olması ve üst düzeyde ilgileniliyor olması da bir fayda sağlamadı. Kayıp çocuk sayının bu kadar çok olması, bunca seferberliğe ve üst yönetimce takip edilmesine rağmen hiçbir yere varılamaması halkta büyük bir tedirginliğe ve güvensizliğe neden olmuştu. Konunun insanüstü görünmeyen varlıklarca organize edildiğinden tutun da, ilahi adaletin tecelli ettiğine ya da bu çapta bir olayı uzaylıların gerçekleştirebileceğine ve çocukların başka bir gezegene götürüldüğüne dair görüşler oldukça fazla taraftar topluyordu. Eşinden ayrılmış velilerden bir kısmı çareyi çocuklarını okula göndermemekte buldular. Fakat bunun da işe yaramadığı sonradan anlaşılacaktı. 

Bu arada, bu şehirden başka şehirlerde henüz bu türden vakalara rastlanmaması da ayrı bir merak konusu olmuş fakat ulaşılan bir istatistiki bilgi bu duruma bir nebze de olsa mantıklı bir açıklama getirmişti. İlkokul seviyesinde olup da annesi ve babası boşanmış 7-10 yaş aralığındaki çocuk sayısının sadece bu ülkede değil dünyada en fazla olduğu şehir bu şehirdi. Ekonomik yönden çok gelişmiş, kişi başına düşen gelir seviyesi en yüksek, teknolojide öncü olan bir ülkenin başkentiydi bu şehir. Fakat diğer şehirlerde de bu tür vakaların her an başlayabileceği endişesi gün geçtikçe artıyordu.

Bugün yapılan kayıp çocuklar mitinginden sonra hiç beklenmedik bir şey oldu. Tüm haber kanallarında ilk sırada yer bulan bu olay ülkede umutların yeniden yeşermesine neden oldu. Kayıp çocuklardan biri evine geri dönmüştü. Annesi bunu ilgililere ve yakınlarına haber vermekte gecikmedi. Mutluluğunu ilk etapta bütün sevdikleri ile paylaşmıştı. Bu gelişme, bir anda tüm ülkede bayram havası esmesine neden oldu. Çocuk nasıl kaybolduğu ve şimdiye kadar nerede olduğu konusunda hiçbir şey hatırlamadığını söylüyor, nasıl öğrendiğini bilmediğini fakat anne ve babasının yeniden bir araya gelme kararı aldığını ve artık hep beraber yaşayacaklarını öğrendiğini söylüyordu. Bunu öğrenince hem çok sevinmiş hem de kendisini evlerinin kapı zilini çalarken bulmuştu. 

Gerçekten de annesi ve babası çocuklarının kaybından sonra bazı gerçeklerin farkına varmışlar ve evliliklerini kurtarmak için yeterince fedakarlık yapmadıklarının, çok da önemli olmayan konuları fazla büyüttüklerinin farkına varmışlardı. Sonradan bu konuyu detaylı olarak inceleyen sosyologların tespiti de bu yönde oldu: Kayıp çocukların ebeveynlerinin boşanma sebepleri, pireyi deve yapmak ile açıklanabilecek sebeplerdi. 

Çocuk, tıbbi bütün kontrollerden geçirildi. Verileri gayet iyi idi. Çok sağlıklı ve güvenli bir ortamda kalmış izlenimi veriyordu. Uygulanan testlerde sonuçlar psikolojik bir sıkıntı da yaşamadığını gösteriyordu. 

Sadece nikah masasına yeniden oturan eşlerin çocuklarının geri döndüğü, yaşanan onlarca örnekle artık kesinlik kazanınca, bu durumdaki çiftlerin yeniden bir araya gelmesini kolaylaştıracak uygulamalarda da artış olmuştu. Hükümet bu çiftlere yönelik, anne baba okulları kurdu. Öncelikle etkili iletişim eğitimleri vererek ve yeni istihdam sahaları oluşturarak sosyal ve ekonomik destekler uygulamaya başladı. Sonrasında aynı eğitim ve destekleri yeni evlenecek çiftlere de uygulayarak boşanmaların oranını büyük bir oranda düşürmeyi başardılar.

Üzerinden bunca zaman geçmesine ve çocukların hepsinin geri dönmesine rağmen bu olayın gizemi bir türlü çözülemedi. Bu çocukların hiçbiri nasıl kaybolduklarını ve onca zaman nerede alıkonulduklarını, nasıl bu kadar sağlıklı bir şekilde kalabildiklerini hatırlamıyorlardı. 18 yaşını doldurduktan sonra sorgulanmalarına karar verilerek ilgili dosya, o zaman tekrar açılmak üzere rafa kaldırıldı.