TR EN

Dil Seçin

Ara

Şiirin Ufku: Na’t

Şiirin Ufku: Na’t

Sezai Karakoç, bir na’t antolojisine şu cümleyle başlar: “Peygamber nasıl insanın ufkuysa, na’t da şiirin ufkudur.” Aynı yazı içerisinde devam eder: “Na’t, insanın insanı, kendini Peygamber’de araması, gerçeği O’nun çevresinde dolaşarak bulmaya çalışması, O’nu yakalamaya çalışarak yaradılışın sırrına erileceğini idrak edişidir.” demektedir.

Arapça bir kelime olan na’t “nitelemek, iyi ve güzel şeyleri abartılı biçimde dile getirmek; nitelik, vasıf” anlamındadır. Özellikle Fars ve Türk edebiyatlarında Resûlullah’ı (sav) öven şiirlerin yaygın adı haline gelmiştir. 

Hz. Peygamber’e duyulan samimî sevgi O’nun hayatının her safhası ve O’nunla ilgili bütün hususiyetler edebiyatımıza aksetmiştir. Nitekim edebiyatımızda esmâ-i Nebî, sîre, mevlid, mirâc-nâme, mucizat-ı Nebî, gazavât-ı Nebî, hilye, ahlâku’n-Nebî, hicretü’n-Nebî, şefâat-nâme, kırk hadis, yüz hadis, bin hadis olmak üzere Hz. Peygamber’i konu edinen manzum başka dinî türler de vardır.

…

Biz gelelim yazımızın konusu na’tlara. Bu şiirlerde şairler Hz. Peygamber’i tarif için bütün söz sanatlarını, belâgat kurallarını ve geleneğin kültür birikimini kullanarak hünerlerini gösterme imkânını bulmuşlardır. Özellikle Hz. Peygamber’in şefaatine nail olabilme isteği tarih boyunca şairleri na’t yazmaya sevk etmiştir.

Muhteva itibarıyla na’tlarda Hz. Peygamber’in isim ve sıfatları, yaratılışının amacı ve Allah’ın sevgili kulu oluşu, örnek ahlâkı, üstün vasıfları, fizikî özellikleri, mucizeleri, diğer peygamberlerden üstünlüğü, ayet ve hadislere dayanılarak dile getirilir.

Doğrusu edebiyatımız na’t konusunda bir deryadır, öyle ki Peygamber Edebiyatı diyebileceğimiz ölçüde bir birikim söz konusudur. Bu şiir ummanı içinde yazımızın sınırlarının el verdiği ölçüde Yunus Emre’den meşhur bir örneği sizlerle paylaşmak istiyoruz:

 

Canım kurban olsun senin yoluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Şefâat eyle bu kemter kuluna,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

Mü’min olanların çoktur cefâsı,

Ahirette olur zevk-u sefâsı,

On sekiz bin âlemin Mustafâ’sı,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

Yedi kat gökleri seyrân eyleyen,

Kûrsûnün üstünde cevlân eyleyen.

Mirâcda ümmetin Hak’dan dileyen,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

Ol çâriyâr anın gökler yâridir,

Anı seven günahlardan beridir,

On sekiz bin âlemin serveridir,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

 

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,

Sen Hak Peygambersin şeksiz, gümânsız

Sana uymayanlar gider imânsız,

Adı güzel, kendi güzel Muhammed

…

Sonuç olarak rahatlıkla ifade edebiliriz ki, başka hiçbir şahıs, hiçbir din veya müessese etrafında böyle asırlar boyunca devam eden zengin bir edebiyat teşekkül etmemiştir. Bu durum Hz. Peygamber’e duyulan samimî sevginin göstergesidir. Ve son söz: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed.”