TR EN

Dil Seçin

Ara

Yeryüzünün Görünmeyen Mücevherleri: Diyatomeler

Denizden alınan bir damla su bir mikroskop altında incelenecek olursa görüntü alanında çeşit çeşit, renk renk, desen desen mikro boyutlarda cam görünümlü mücevherimsi canlılar dikkatimizi çekecektir. Diyatome denilen bu canlılar aslında mikroskobik alglerdir. En büyükleri 1 mm çapında olan bu minik canlılardan 1 cm3 deniz suyunda, yaklaşık 10 bin tane bulunur. Aslında bu mikro canlılar sadece deniz suyunda değil ışık, su, karbondioksit ve gerekli besinlerin olduğu her yerde bulunabilirler.

Diyatomelerin en etkileyici özellikleri kabuklarıdır. Diyatomeler son derece mükemmel bir mimari ile yaratılırlar. Silisyum içeren sert kabuklarının son derece simetrik bir görünümleri vardır. İlginç olan, her birinin birbirinden farklı, kusursuz bir geometrik düzene sahip olmasıdır. Öyle ki, on binlerin üzerinde çeşidi olan Diyatomelerin hiçbirinin kabuğu birbirine benzemez. Diyatomeler; küre, mekik, çomak, yarım ay, küp, testi, tabak vesaire aklımıza gelmedik daha nice şekiller ve süslerle bezenmiştir. 

 

Sanatkârane İşlenmiş Harika Bir Mücevher Kutusu 

Diyatomelerin hücre çeper yapıları ? oranında silis ihtiva ettiği için bunlara silisli su yosunları da denir. Hücre çeperi iç içe geçmiş kutu şeklinde kapanan bir yapıdadır. Yani canlı hücre bu silis kutu içerisindedir Sanatkârane işlenmiş harika bir mücevher kutusunu milimetrenin %1’i kadar küçültebilirseniz Diyatome hücre çeperine benzer bir yapı elde edebilirsiniz. 

Ortalama 10-60 mikron büyüklüğündeki bu mikroskobik canlıların hücre çeperlerinin üzeri girintili çıkıntılı, desen desen çizgilerle, noktalarla ve harika süslerle işlenmiştir. Bunlara denizlerin mücevherleri de denmektedir. Bir insanın 10 mikronluk bir alanda böylesine kusursuz bir estetik harikası meydana getirebilmesi neredeyse imkansızdır.

 

Diyatomelerin, denizdeki hayvanlara besin olabilmeleri ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için su içerisinde kalıp dibe çökmemeleri gerekir. Bilhassa fotosentez yapabilmeleri için güneş ışığının su içerisinde iyi nüfuz ettiği yer olan ‘fotik zon’da yaşamaları gerekir. Bunun için okyanuslarda ince hesaplarla hassas mizanlarla (ölçülerle) tasarruf eden Kudret, Diyatomeleri su içerisinde yaşayabilecek bir yapıda yaratır. Bir canlı su içerisinde kalabilmek için ya aktif hareket etmeli veya özgül ağırlığı suyunkine eşit veya yakın olmalıdır. Diyatomeler pasiftirler ve aktif hareket edemezler. Yüce Yaratıcı, Diyatomelere yağ biriktirme yeteneği vererek, özgül ağırlıklarını suyunkine yakın duruma getirmiştir. Ayrıca, yüzeyleri çeşit çeşit süslerle benzetilmiş, böylece nisbi yüzeyleri artırılmıştır.

 

Diyatomelerin Yeryüzündeki Vazifeleri

Diyatomelerin besin zincirinde de çok önemli yerleri var. Bu mikro canlılar küçüklükleriyle beraber denizlerin devasa hayvanları olan balina ve fok gibi canlıların ana besinlerini oluştururlar. Allah bu küçük canlıyı balıklara ve deniz memelilerine rızık olarak yaratmış, ardından onu balığa ve balığı besin olarak kullanan insana yararlı hale getirmiştir.

Birçoğumuz Amazon ormanlarının dünyanın akciğeri olduğunu düşünürüz. Oysa asıl oksijen kaynakları, okyanuslarda yaşayan trilyonlarca trilyon sayısınca diyatomelerdir. Diyatomeler oksijen üreten mikro fabrikalar gibi çalışırlar. Trilyonlarca diyatome, bu gaz değişimi sonunda kendi ihtiyaçlarının çok üzerinde oksijen üreterek atmosferdeki oksijen oranına son derece önemli bir katkıda bulunmakta çalıştırılırlar.

Petrolün meydana geliş temelinde de diyatomeler vardır. Birçok hikmete binaen diyatomelerin ölüp çökerek deniz diplerinde milyonlarca yıl süren bir süreç sonunda jeolojik ve biyolojik kuvvetlerin de etkisiyle petrol yataklarının oluşmasında kullanılırlar.

Diyatomelerin silisyumdioksit bileşimli kabukları, diyatomeler öldükten sonra deniz (ya da göl) tabanına çökelir ve kalın katmanlar oluşturacak kadar birikebilir. Bu da belli bir tortul sürecin ardından, diyatomit adı verilen, kumtaşı ya da kiltaşı gibi bir tür tortul kayaların oluşmasını sağlar. Görünüşüyle tebeşiri andıran diyatomit, ateşe dayanıklılığı ve hafifliği sayesinde eskiden beri tıpkı bir tuğla gibi kullanılagelmiştir. Örneğin, hepimizin bildiği, M.S. 532’de inşa edilen Ayasofya’nın kubbesi diyatomit tuğlasından örülmüştür. 

 

Çıplak Gözle Görülemeyen Bu Mikro Canlıların Dış Tabakasının Bu Kadar Özel Süslerle Donatılmış Olmasının Hikmeti Ne Olabilir? 

Varlıların yaratılmasında bir maksat ve gaye o varlığın nefsine bakar. Yani onun yaşaması ve gelişmesi için gerekli ihtiyaçları dikkate alınır. Bu açıdan bakılacak olursa diyatomelerin yüzeylerindeki bu süslemelerin hikmeti; nisbi yüzeyin artırılmasıyla suda askıda kalmalarını sağlamaktır.

Bir diğer hikmeti ise şuur sahibi diğer varlıkların bu süslemeli tasarımı mütalaa etmesi, o varlıktaki sanat inceliklerini ve güzelliklerini görüp onun Yaratıcısını takdir etmesidir. 

Bu süslü yaratılışın en önemli gayesi ise, bizzat Yaratıcısının kendi eserini seyretmesidir. Onun için her bir varlık hem çok sanatlı ve hem de çok inceliklere sahip olarak yaratılmıştır. 

 

 

Kaynak: 

Dirican M., Bilim ve Teknik. Sayı: 378 (1999)