TR EN

Dil Seçin

Ara

Kedi Yavruları / Bir Hatıra

Kedi Yavruları / Bir Hatıra

Simav’da bir bayram günü yaşıyorduk.

Kurban Bayramı’nın dördüncü gününün ikindi vaktiydi. Evde canım sıkılınca çarşıya çıkayım dedim. 

Yolda yürürken kedi ve köpeklerin çöplüklerdeki kurban artıklarını yediklerini seyrettim. Adeta onlar da bayram ediyordu. 

Çarşıya varınca bir iki tanıdıkla bayramlaştıktan sonra Camcı Salih Abi’nin misafirhanesine yöneldim. Bu misafirhane, çarşı merkezindeki büyük çınarın yanındaydı. 

Salih Ural’ın arkadaşlarıyla görüşüp sohbet ettiği ve misafirlerini kabul edip ağırladığı küçük bir yerdi. 

Misafirhaneye girince ilginç bir tabloyla karşılaştım. Salih abi oğlu Sami’yle birlikte bir kediyi yere yatırmışlar, gözleri yeni açılmış iki kedi yavrusunu emziriyorlar. “Kedi kendisi emzirmiyor mu?” diye sordum. Kedinin bu yavruları emzirmek istemediğini, çünkü kedinin o yavruların gerçek annesi olmadığını söylediler.

Sami Abi şefkatli elleriyle sarımtırak yavru kedilerini tutarken hüzünlü gözleriyle de analık kediden süt emzirmesini istiyordu. Analık kedi de artık inadı bırakmış gibi, Salih Abi’nin isteklerini anlamış gibi, yavru kedileri emziriyordu. Emzirme işi bitince kedi gitti. 

Kedi gidince Salih Abi’ye: “Yavru kedilerin annesi ne oldu?” diye sordum. Salih Abi içini çekerek: “Hiç sorma hoca!” dedi. Dün yoldan geçerken arabanın biri çarpmış, hayvancağız oracıkta ölmüş. Bizim komşu, mezar taşı yapan Eşref Amca da onu çöp bidonuna atmış. Ben inanamadım. Gidip bidona baktım. Zavallıyı o halde, yavrularını bu halde görünce kendimi tutamadım. Gözlerim yaşlı yaşlı bir anne kedi aradım ve gördüğünüz bu kediyi buldum. Bunun da yavruları var. Önceleri bu yetim yavruları hiç emzirmedi. Şimdi yavaş yavaş alıştı. Önce anne kedinin karnını ciğerle doyuruyorum, sonra da yavruları emzirtiyorum. Yavrular küçük olduğu için hiçbir şey yemiyorlar, sadece ana sütü içiyorlar.”

Bulunduğu şefkat atmosferini bütün ruhuyla yaşayan Salih Abi, yavrulara yetim kalmış iki yavru gibi muamele ediyordu. Konuşmasına devam ederken bir ara derinden bir iç çekti: “Bu kedi yavruları yaşamaz, ölür.” dedi ve konuşmasına devam etti: “Götürüp bir yere atsam, ölür giderler. Burada da kalamazlar; çünkü bir aylığına Eynal Kaplıcaları’na gideceğim. Bilmiyorum ki bu yavruları ne yapmalı? 

Salih Abi bizi de hayli duygulandırmıştı. Biraz daha sohbet ettik. Aradan on, on beş dakika daha geçti. Biz içerideki odada oturuyorduk. Dış kapının yanında olan yavru kediler, miyavlamaya başladı. İçerideki üç dört kişi hemen fırlayarak yanlarına gittik. Biraz önce yavruları emziren annelik kendi, yetim yavrunun birini boynundan kapmış, kapıdan çıkmış gidiyordu. Hayret ettik doğrusu. Biraz daha bekledik, kedi tekrar döndü, diğer yavruyu da boynundan tutarak aldı götürdü. İyice merak ettik.

Salih Abi’nin oğlu Sami’yi kedinin arkasından gönderdik. Çocuk biraz sonra geldi: “Annelik kedi, evlatlık yavruları kendi yavrularının yanına götürmüş.”dedi. Hepimiz hayret ettik. Çok ibretlik bir durum yaşıyorduk.

Olaya bir yönüyle baktığımızdı, hayvan dahi olsa, sahipsiz ve kimsesiz yavrulara sahip çıkıldığını gördük ve böyle yapılması gerektiği dersini aldık. 

Olaya diğer yönüyle baktığımızda: “Allah yar ise her şey yarar.” sırrını anladık. Çünkü Allah annesiz yavrulara, önce Salih Abiyi yardımcı olarak göndermiş, sonra da annelik kediyi, bakıcı olarak görevlendirmişti. 

Ne demiş şair:

“Dost istersen Allah yeter”,

Acılar, kederler biter.

“O dost ise her şey dosttur.”

Dert de ayrılık da hoştur.