TR EN

Dil Seçin

Ara

Çiçek Yetiştirmeyi Unutma

Çiçek Yetiştirmeyi Unutma

Gökleri yıldızlarla, zemini çiçeklerle süsleyen Allah, bizim hayatımızı çiçeksiz, yıldızsız bırakır mı!..

Gökleri, yeryüzünü bizim için yarattı. Onlardaki hikmetlere, güzelliklere Allah adına bakalım; menfaat için, zevk için, günümüzü gün etmek için değil, Allah için bakalım ki hepsi bizim olsun.

Dünya cennet olmaz ama “ruhun cenneti olan hidayet”in aydınlığıyla, imanınla baksa, her şey cennet zevki verebilir insana…

Gökleri yıldızlarla, zemini çiçeklerle süsleyen Allah, bizim hayatımızı çiçeksiz, yıldızsız bırakır mı!.. Aç Kur’an’ı, aç hadisleri bahar içine dolsun, ömrün ebedi bahara yürüsün…

Yoksa üşüyoruz işte… Güneşten mahrum kalmış çiçek gibi titriyoruz, tükeniyoruz. Güneşi yanımızda hissedememek, yüzümüzü ona çevirememek, şeş cihetten Rabbimizin varlığını hissedememek, tecellilerini fark etmemek, üşütüyor bizi. En sıcak mekanlarda bile sıtmalanıyoruz. Güneşi yitirdikçe solan çiçek gibiyiz, rengimizi, kokumuzu kaybediyoruz…

Şefkatsiz kucakta ruhu acıkır bebeğin. Onu ne doyurabilir? Anne şefkatinin yerini hangi yorgan, hangi oyuncak alabilir? Bizler, Allah’ın sonsuz rahmetine muhtacız. O rahmeti bulmak için, rahmetin müjdecisi olan Rahmeten-lil-Âlemîn’in rehberliğine muhtacız. Resulün (asm) dilinden vahyi dinleyelim:

“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bakara, 186)

“Rahmetim her şeyi kuşatmıştır.” (A’raf, 156)

“Allah sizin için kolaylık istiyor, güçlük çekmenizi istemiyor.” (Bakara, 185)

Evet, ne bildiysek, Efendimizin (asm) bildirmesiyle bildik…

Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

Aziz ve Celil olan Allah buyurur: “Ey Âdemoğlu! Ancak Bana kul olup, Bana ibadet ettiğin, her şeyi Benden umduğun ve Bana, hiçbir şeyi ortak koşmadığın müddetçe, sende olan şeyi affederim. Eğer sen, yer ve gök dolusu hata ve günahla Beni karşılaşan da, Ben seni onların dolusu mağfiretle karşılarım ve seni affederim. Günahının çok oluşuna ehemmiyet vermem.” (Tirmizî, İman, 18) 

Allah her şeyi güzel yapar… Bütün güzel isimler Onundur. O ne güzel vekildir.

Bediüzzaman Hazretleri de Âlemlerin Rabbini ne güzel tarif etmiş: “Hayr-ı Mutlak’tan hayır gelir, Cemil-i Mutlak’tan güzellik gelir, Hakîm-i Mutlak’tan abes bir şey gelmez…”

Hz. Mevlana’nın ifadesiyle: “Hak’tan bahar fermanı gelmeden toprak sırrını açmaz.”

Her iş Onun (cc) fermanı ile olur.

Her şey Onun (cc) izni ve rızasına bağlıdır.

Hayatının bahar olmasını isteyen, çiçeklenmeyi özleyen, meyvedar olmak isteyen Hakk’ın fermanını okusun kendine.

Dikkat et; senin içinde bir dünya var. O dünyanın tarlalarına hangi tohumları ekiyorsun? Hangi tohumları besliyorsun? Hayatının sorusu bu.

Diken eken gül deremez…

Tarlanda güzel çiçeklerin tohumlarını büyüt, güzellikleri yaşat. Hz. Ebubekir gibi sıddıkiyetini büyüt; Hz. Ömer gibi farukiyetinle hakkı bâtılı ayır; Hz. Osman gibi ahiret zenginliğini ahirete taşı; Hz. Ali gibi ilmin şehri ol…

Ömür defterinin sayfaları tertemiz olarak verildi; güzel adımlarla güzel satırlar yaz o defterine… Ne güzel başarıdır o, Kur’an haber verir: “O gün Rabbinize sunulursunuz; hiçbir şeyiniz gizli kalmaz. Defteri sağından verilen, “Alın,” der, “okuyun kitabımı.” “Ben zaten hesaba çekileceğimi biliyordum.” Artık o hoşnut olacağı bir hayattadır. Yüksek bir Cennettedir. O Cennetin meyveleri hemen yakınındadır. (Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.” (Hâkka Suresi, 18-24)

Ne mutlu öyle olanlara… Rabbimiz bizleri, mahşer gününde büyük müjdeyle yüzleri ağaran, gerçek başarıya ulaşanlardan yapsın…