TR EN

Dil Seçin

Ara

Gazze’de Balina Olmak…

Hikâye o ki! Ormanın birinde güllük gülistanlık hayat süren insanlar ve orman canlılarının hayatları, çıkan bir yangınla alt üst olur. Hayvanlar yanan ormanın dışında güvenli bölgelere kaçarken, ormanın içinde mahsur kalan insan dostlarını da kurtarmak için bir araya gelerek bir şeyler yapmaya karar verirler.

Filler hortumlarıyla yangına su tutup söndürmeye çalışırken, aslanlar ve çitalar da hazırladıkları düzenekleri mandalara bağlayarak ateşin adam boyu yükseldiği ormana dalarlar.

Çok meşakkatli ve bir o kadar da tehlikeli operasyonda herkes seferber olur. Gökyüzünde uçan kuşlar süreci baştan sona takip ederek yerdekileri bilgilendirir. Köstebekler, gelincikler, mirketler de tüneller açarak koridor oluşturup orman içine ilerleyen ekibe yardımcı olurlar.

Anlayacağınız normal hayatta asla bir araya gelmeyecek olan avcı ve av o gün bir araya gelirler ve tek bir amaç için güçlerini birleştirirler.

Hikâyenin güzel tarafı hayvanlar bu çalışmada başarılı da olur ve ormanın içinde mahsur kalan insanları kurtarırlar.

Ne kadar güzel bir hikâye değil mi?

İnsan, keşke gerçek hayatta da böyle olsa diyor…

Gelelim bu hikâyeye kaynak teşkil eden gerçekliğe.

Hepimizin yüreğini dağlayan ve bu yazıyı yazarken 264. gününe girdiğimiz İsrail’in Filistin’de yaptığı sınır tanımaz zulüm ve katliam gerçeğine.

Hikâyenin bu olayla ne bağlantısı var diyebilirsiniz.

Daha fazla meraklandırmadan konunun aslını paylaşıp yorumu sizlere bırakıyorum.

Evet, hepimiz iki savaşı yakından takip ediyoruz. Biri Ukrayna ve Rusya arasında devam eden diğeri ise İsrail’in Filistinli Müslümanlara yaptığı mezalim ve soykırım.

Birazdan paylaşacağım haber metnini okurken aklınıza Filistin’de yaşanan soykırımı getirmek aradaki ironik bağlantıya netlik kazandıracaktır.

İş gereği basını sürekli takip eden birisi olarak haber sitelerinde dolaşırken şöyle bir bültenle karşılaştım.

Manşet: “UKRAYNA’DA MAHSUR KALAN İKİ BALİNA ÖZEL OPERASYONLA KURTARILDI.”

Bir an bunun ironi içeren bir haber olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat haber içeriğinin tamamını okuyup fotoğrafları ve kurtarma videosunu da izleyince olayın gerçek olduğunu anlıyorsunuz.

Haber metninde verilen bilgiler şu şekilde:

Ukrayna’da devam eden çatışmalar ve bombardımanlardan etkilenen, Harkiv kentindeki akvaryumda yaşayan iki Beluga Balinası İspanya’ya nakledilmiş. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İspanya dâhil birçok ülkeden uzmanların katıldığı operasyonla 15 ve 14 yaşlarındaki iki balina kurtarılmış ve İspanya’da bulunan, Avrupa’nın en büyük akvaryumlarından Oceanogràfic de Valencia’ya taşımış.

Oceanogràfic de Valencia’nın direktörlerinden Daniel Garcia-Párrag’ın operasyon sonrası ifadesi ise şu şekilde: “Harkiv’de kalmaya devam etselerdi yaşam şansları çok az olurdu.”

12 saatlik bir yolculuk, özel uçak ve 6 kişilik bilimsel bir ekibin özverili çalışmaları sayesinde iki canlının kurtarılması tabii ki kıymetli.

Evet, bu haberi okurken hepimiz aynı duyguları hissediyoruzdur.

Belki de haberin en can alıcı cümlelerinden bir de şu olsa gerek: “Rusların Harkiv’e yönelik saldırılarının yol açtığı aksaklıktan ötürü balinaların hem soğuk su hem de günlük besin ihtiyacını karşılamakta güçlük yaşanıyordu.”

Peki, insan dediğimiz canlı ne olacak.

Hepimizin sıklıkla muhatap olduğu bir kelimedir Hümanizm. İnsan odaklılık veya insan merkezcilik; her şeyin özünde, merkezinde insanın olduğu ve insanı yücelten bir anlayış. Bu kavram 14. yy da Avrupa’da doğmuş ve günümüze kadar dünya genelinde meşhur olmuş bir olgudur.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin şu ifadeler yer almaktadır: “Hiç̧ kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tâbi tutulamaz.”

Doğu medeniyetlerinde ise insan, Cenab-ı Hakk’ın tüm isim ve sıfatlarına cami olması, en güzel şekilde yani ahsen-i takvim suretinde yaratılması sebebiyle bütün canlılardan daha üstündür. Elbette her canlı değerli ve önemlidir, ancak insan hepsinden üstün kılınmıştır.

Ayrıca insan, bütün ilahi dinlerde halife-i arz olarak nitelenmektedir.

Aklı, kalbinin nihayetsiz genişliği, duyguları, muhakeme yeteneği ve tüm âlemin üzerine almaktan çekindiği emaneti yüklenecek kadar yüksek bir önceliğe sahip olan insanın çok ama çok daha değerli olması gerekmez mi? Âlemdeki canlı, cansız her şeyle alakadar olan, Rabbinin rızası ile onlarda tasarrufta bulunan insanın daha öncelikli olması gerekmez mi?

Evet elbette gerekir fakat, bu haberi okuduktan sonra insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

“Kaç Filistinli iki beyaz balina eder?” ya da “Batı’nın nazarında, Müslüman olmak neden her türlü haksızlık ve katliama uğramak için yeterli bir sebep olur?”

 

 

Kaynaklar ve resimler:

1. https://www.ensonhaber.com/dunya/ukraynada-mahsur-kalan-iki-balina-ozel-operasyonla-kurtarildi

2. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israilin-263-gundur-saldirilarini-surdurdugu-gazzede-can-kaybi-37-bin-658e-cikti/3257660