TR EN

Dil Seçin

Ara

İslam Yolu Huzur Yolu / Meryem’in Hikâyesi

İslam Yolu Huzur Yolu / Meryem’in Hikâyesi

İslam’a dönüş yaptıktan sonra Maria olan ismimi değiştirip Meryem adını aldım. İslam’ın daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmak düşüncesiyle dönüş hikâyemi sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Katolik gelenek üzere yetiştirildim. Eğer iyi bir insan olmazsam Tanrı tarafından şiddetli bir şekilde cezalandırılacağım korkusunu taşıyordum. Yazları annemin ailesini ziyaret etmek üzere güneye giderdim. Büyükbabam Baptist kilisesinde rahipti ve annem bu geleneğe göre yetiştirilmişti ancak Katolik olan babamla evlenebilmek için daha sonra kilise değiştirmişti. Bu nedenle güneye gittiğim zamanlar kiliseye ve İncil okuluna gider, teyzemin çaldığı org eşliğinde kuzenimle birlikte coşkulu bir şekilde Hıristiyan şarkıları söylerdim. O dönemi keyifli günler olarak hatırlıyorum. Yıllar geçti. Okul dönemi evde, yazlar güneyde geçiyordu. Dini hayatım bir çeşit ikilik arz ediyordu. Geriye dönüp baktığımda Katolik ve Baptist geleneğin sadece bir noktada ortak değere sahip olduğunu görüyorum: Hz. İsa. Bunun dışında benim için iki farklı dünya demektiler. 

İlk gençlik çağlarımda gerçeği kendi kendime aramaya karar verdim. Kilise’ye devam etmiyordum ama Hz. İsa ile ilgili okumalarımı hatırlıyorum. Ona karşı çok güçlü duygular taşıyor ve Onunla bir şekilde bağlantım olduğunu düşünüyordum. Kendime göre bir İsa düşüncesi ve inancı geliştirdim. O dünyada gerçekten yaşamış, çok özel bir misyonu olan çok özel bir insandı. Fakat bundan ötesini bilmiyordum. Sonuçta pek çok konu anlaşılmaz olduğu için Hıristiyanlık inancından uzaklaştım.

Yirmili yaşlara geldiğimde ruhumda ve yüreğimdeki huzursuzluğu dindirmek için arayışlarım devam etti. Budizm ile tanıştığımda, aradığımın bu olduğunu düşündüm. Bu inanç birçok açıdan kendimi daha iyi hissetmemi sağladıysa da, adını koyamadığım bir şeyler eksikti. O sıralarda iş nedeniyle Mısır’a gitmiştim. Burada Müslüman geleneğe göre yetiştirilmiş eşimle de tanışma fırsatı buldum. Kendisiyle evlendiğimde hala Budist inancı taşıyordum. Onu da kendi inancıma döndürmeye çalıştım. Anlattıklarımı sabırla dinlemesine bakarak bunu başaracağımı bile düşünmüştüm. Ancak sonraları kesinlikle benim dinime dönmeyeceğini anladım. 

Budist inancına sahip olduğumu iddia etsem de aslında kalben huzurlu değildim. Yerleşik bir aile düzeni kurana kadar epey vakit geçti. Kimi zaman Amerika’ya gittim, kimi zaman Mısır’a döndüm. İş şartları nedeniyle eşimle bir yıl kadar ayrı yaşamak zorunda kaldık. Bu yoğun ve stresli süreç neticesinde bir deri bir kemik kalacak kadar kilo kaybetmiş yatağa düşmüştüm. Hastalıkla mücadele ettiğim bu dönemde eşim hep yanımdaydı ve bana sabırla her şeyden önce Allah’a inanmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya devam ediyordu.  Bense Budizm Tanrı inancını reddettiği için her seferinde onunla tartışıyor, anlattıklarına karşı çıkıyordum. İnatçı bir kişi olarak dışardan hep karşı çıkıyormuş gibi duruyordum, ancak her şeye rağmen içten içe bir umut penceresi açılmaya başlamıştı... 

Eşim bana bazı İslami kitaplar temin etti ve beni onlarla baş başa bıraktı. Kur’an’ın İngilizce meali, İslam hakkında temel bilgiler veren bir kitap, tasavvufla ilgili bir diğer kitap... Kitaplar biraz ilgimi çekmiş olsa da, onları okumayı reddedip yattığım gece daha önce hiç görmediğim türden etkileyici bir rüya gördüm. Her yer bembeyaz ve parlak bir ışıkla aydınlanmıştı ve kulağıma Kur’an okunuşuna benzer bir ses geliyordu. O ışıktan kesinlikle rahatsız olmuyordum. İçimden taşan müthiş bir sevinç duyuyordum. Uyandıktan sonra rüyamı eşime anlattım. Bu rüyanın ne anlama geldiğini bilmesem de, zihnimde çok canlı bir şekilde yer almasının bana tuhaf geldiğini söyledim. Eşim “Bu, her Müslüman’ın görmek isteyeceği bir rüya” dedi. Allah’ın bu rüya ile bana bir şeyleri anlatmak istediğini ve çok şanslı biri olduğumu ekledi. Tüm bunlar beni son derece şaşırtmıştı. Bu rüyadan sonra İslam’la ilgili kitapları okumaya ve daha çok şey öğrenmeye karar verdim. 

İslami prensipleri öğrenmeye başladığımda herhangi bir çelişki taşımadıkları dikkatimi çekti. Her şey bütün içinde bir anlam ifade ediyordu. İslami hayat tarzı, toplumsal açıdan kadınla erkeğin birbiriyle rakip değil, tamamlayıcı unsurlar olarak kabul edilmesi son derece makuldü. Bütün bu okumalarım sonrasında bir kadın olarak kendimle ilgili içgüdüsel hislerimin aslında gerçek doğama uygun olduğunu fark ettim. Okuduklarımı üzerinde düşündüğümde, sadece kadın kimliğimle değil, insan ırkının bir üyesi olarak da alçaltılmış veya bastırılmış olmadığımı, aksine yüceltildiğimi hissettim. Hayatımda ilk defa kendi gerçeğimi hissetmeye başlamıştım. Sanki yuvaya dönüyormuşum gibi bir histi bu. 

Kur’an’ı Arapça orijinal metninden değil de İngilizce mealinden okumakta idiysem de, bu huzur hissi çok yumuşak ve etkili bir şekilde içimi doldurmaktaydı. Ayetler hayatım boyunca net olarak cevap bulamadığım sorulara birer birer açıklama getiriyordu. Kur’an’ı okudukça gördüğüm kusursuz mantık ve üzerimde bıraktığı etki nedeniyle, bunun ancak Allah’ın eseri ve sözü olması gerektiğini anladım. Kur’an’ın bereketli ve insan ruhunu sakinleştiren bir özelliği olduğunu öğrenmiştim. El-Ezher camisini ziyaret edip Kur’an okuduğum gün dönüş yolunda yürürken, durup ayaklarıma bakma ihtiyacı hissettiğimi hatırlıyorum. Gerçekten yere basıp basmadığımdan emin olmak istiyordum. Sanki havada yürüyordum. İşte İslam’ın üzerimdeki etkisi böyleydi. Müthiş bir hafiflik hissi... Allah’ın büyük bir hediyesi olan kızımızın dünyaya gelmesinden sonraki yıl resmen Müslüman olduğumu beyan etmek üzere El-Ezher’de şehadet getirme merasimini yaptık elhamdülillah. Şu anda kırklı yaşlarımdayım. Gerçeği arayan biri olarak şahsi tecrübelerimle sonuçta şunu anladım ki, Allah TEK GERÇEKTİR. Gerçeği anlamak için sadece kulaklarımızı, gözlerimizi ve yüreklerimizi açmaya ihtiyacımız var. 

İslam’ı keşfetmek sanki bir hazineyi keşfetmeye benziyor—paha biçilemeyecek bir hazine. İslam ile kendimi buldum diyebilirim. Çok ciddi bir hayat tecrübesi sonrasında Allah’ın gerçekten var olduğunu anladım. O son derece şefkatli, kullarını esirgeyen ve bağışlayan, en önemlisi her an gözetimi altında olduğumuz yüce Allah’tır. Müslüman olmamla hayatım net bir anlam ve yön kazandı. Allah bana öyle güzellikler nasip etti ki… Bunların içinde hayallerimin ötesinde bir aileye sahip olmak ayrı bir değer taşıyor. Ruhumun ve yüreğimin en derin isteklerine cevap veren ve bana huzur getiren bir aile… Bunu bana ancak Allah lütfedebilirdi. Sadece İslam’ı ve Kur’an’ı yudum yudum içtiğim takdirde manen huzur bulabileceğimi düşünüyorum. Allah’ın bana en büyük lütfu şüphesiz ruhuma şöyle bir dokunması ve O’nun rahmetini, merhametini ve sevgisini hissetmeme izin vermesidir. 

Bizlerin en iyi, en üretken ve en merhametli kimseler olabilmemiz için, Allah biz insanoğluna son mesajını en mükemmel şekilde gönderdi—İslam yolu, huzur yolu. Hıristiyan bir ailede doğmuş olsam da gerçek huzuru İslam’da buldum. Başka bir deyişle sonunda yuvaya döndüm. Elhamdülillah.