TR EN

Dil Seçin

Ara

Kar, İntihar, İnadına Yaşamak

Kar yağıyor. Ağır bir soğuk var dışarıda. S’nin kalbi ile dışarının soğuğu birleşiyor ve S’nin dünyası buz kesmeye başlıyor. Yaşamak giderek ağırlaşıyor. Arabalar zincir takmadan dışarı çıkamıyorlar. S’nin zincirleri yok. S’nin hayatı aynı kısır döngüde dönüp duruyor.

S önündeki gazetelere anlamsızca bakıyor. “İstanbul’da kar hayatı felç etti.” “İstanbul’da felaket.” Gazetelerin iri puntoları S’nin ruhuna siyah lekeler hâlinde dökülüyor.

S, fizik dersinin sınavına hazırlanmak zorunda. Doğadaki olayların nasıl oluştuğunu öğrenmeli, bunları ezberlemeli ve sonra kâğıda geçirmeli. Fizik dersi kitabı anlamsız bir bilgi yığını hâlinde önünde duruyor. Fizik kitabı ona olayların rastgeleliğini, ya da birtakım sebep-sonuç ilişkileri ile oluştuğunu anlatmaya çalışıyor. S bunları okudukça kilometrelerce hızla yere çakılıyor. Derslerde okudukları ile kendi varoluşu arasında bir ilgi kuramıyor. S her ders çalıştığında ders kitabının siyah mürekkepleri lekeler hâlinde ruhuna akıyor. Ölmeden önce önünde açık kitabının sayfalarını teker teker yırtıyor.

Bakışlarını tekrar kara yönlendiriyor S. Tane tane kar neden yağıyor? Bu anlamsız yaşamı karın neden güzelleştirdiğine inanamıyor S. S için her olay anlamsız. Karın güzelliği anlamsız. Yağmur anlamsız. Bir cismin yerçekimi nedeniyle düşmesi anlamsız. Cisimlerin bilmem ne kadar hızla dünyaya düşmesinin estetik ve mükemmelliğinin anlamsızlığı dünyasını karartıyor.

Annesi ile babası salonda televizyon seyrediyorlar. Spiker can havliyle kar yağışının hayatı nasıl altüst ettiğini anlatıyor. S’nin babası annesine “Bugün işe üç saatte varabildim.” diye dur durak bilmeden yakınıyor. İstanbul’a yılda kaç gün kar yağdığını düşünüyor S. Hadi diyelim bir hafta kar yağsın. İnsanlar bir hafta işlerine bir saatte değil de üç saatte gitsinler. S insanların neden bu kadar şikayet ettiklerini anlayamıyor. Kar ve yaşamla ilgili her şikayet S’nin ruhuna çöküyor. Çevresindeki insanların hiçbir şeyden memnun olmadıklarını, yaşanılan şeyleri bir memnuniyetsizlik nedeni olarak kullandıklarını gördükçe, S’nin can sıkıntısı daha da artıyor. S giderek kendini daha çaresiz hissediyor. Çevresinde hayata dair güzel şeyler duyacak kimsecikleri bulamıyor. S çevresindeki insanlardan nefret ediyor. Nefretini dahi kimseye söyleyemiyor, kimseyle paylaşamıyor.

Bu S’nin ruhunu daha da incitiyor. Çevresinde mutlu olan, yaşadığından memnun olan, karın yağışını güzel bir olay olarak anlatan bir insan bulamıyor S. Bu kadar güzel yağan karın hayatı altüst etti denmesine bir ara kızıyor. Ama televizyonda söylenenlere karşı gelecek gücü bulamıyor.

Fen öğretmenine bir gün saf saf gezegende olan bitenin anlamı nedir diye sormuştu. Öğretmen garip bakışlarla ona bakmış, bu anlamın çözülemeyeceğini söylemişti. Hemen ardından S ile ilgili bir araştırmaya girişmiş, rehberlik hocası ile görüşüp S’de birtakım gariplikler olup olmadığını sormuştu. Bir daha yetişkinlere hayatla ilgili sorular sormamaya başladı S. Sanki gizli bir el hayatın anlamının sorgulanmasını yasaklamıştı. Çevresindeki insanlar bu konuda gizlice anlaşmışlardı sanki.

Tekrar karın yağışını seyrediyor. Kar lapa lapa yağıyor. Bir ara hızlanıyor, sonra tekrar sakinliyor. İki ihtimal var diye düşünüyor S. Kar güzel bir nesnedir. Çok güzel yağıyor. Bu kadar güzel yağmasının bir anlamı olmalıdır. Bu ihtimal doğru ise gazeteler neden bundan bahsetmiyor? Neden karın şehre felaket getirdiği söyleniyor? İkinci ihtimalde kar anlamsız, felaket getiren bir nesnedir. Ama karın yağışı bir felaket ise, neden bu kadar güzel yağıyor? Felaket bu kadar tane tane, düzenli, biçimli şekilde gökyüzünden yeryüzüne neden insin ki?

S’nin duyguları kendisine verilen çift mesajlardan bunalıyor. Kar ya güzeldir ya çirkin, ya anlamlı ya anlamsız, ya iyilik taşıyan bir nesne ya da felaket getiren bir nesnedir. Olaylar, nesneler hakkında çift mesajlar almaktan bıkıyor.

Beş gün önceki gazeteyi tekrar eline alıyor. İki gencin Boğaz Köprüsü’nden atlayarak intiharını tekrar okuyor. İntihar eden gençlerden birer nesne gibi bahsedilmesi, haber malzemesi olarak kullanılması S’nin midesini bulandırıyor. Sahteliğin her yana yayılmasını kaldıramıyor. Kendisi de intihar edince gazetelere haber malzemesi olacak. Acaba şunları bir kandırsa mı? Düzmece bir not bırakıp gitse? Günlerce yüzlerce uzmanın bıraktığı notlardan derin bilimsel anlamlar çıkarmaları ne komik olurdu! Gülümsüyor. Ama ölünce bu komikliği göremeyecek. Buna üzülüyor.

Yaşamaya artık dayanamıyor S. Hızla dolabını açıyor. Bir gün önce eczaneden aldığı üç kutu ilacı şişeden çıkarıyor. Toplam 90 tane ilaç var elinde. Dört kerede tüm ilaçları yutuyor.

Yarım saat sonra babaannesinin sesini duyuyor. Yapma kızım diyor. S’nin babaannesi üç yıl önce ölmüştü. S’ye hep seni koruyan iki melek var derdi. Yıllarca sağında ve solunda iki meleğinin varlığını hissetmişti S. S yapma diyen sesin meleklerden geldiğine inanıyor. Belki de babaannem meleklerle haber yolladı diyor. Yaşamaya devam edip etmemeye karar veremiyor. Ölmez ise yaşamaya dayanamayacağını hissediyor. Babaannesi gözünün önünde beliriyor. Sana hayatla ilgili iyi şeyler anlatılmayacak kızım demişti bir gün. Kimsecikler sana iyi ve güzel şeylerden, şükretmekten, memnun olmaktan bahsetmeyecek. Çevrendeki insanların hayattan hep şikayet ettiklerini göreceksin. Bir çok insanın ağzından felaket senaryoları dinleyeceksin. Bir gün gelecek, hiçbir şeyden memnun olmamak moda olacak. Sana hayatın çirkin olduğunu, memnun olacak bir şeylerin olmadığını söyleyecek ve senin elinden senin yaşamını çalmaya çalışacaklar. Lütfen kızım onlara inanma. İnsanlar sana var oluşunun değerli ve anlamlı olduğunu anlatmayacak. Bunu anlatacak olanlar aşağılanacak. Yaratıcının sana verdiği anlam ve önemi unutma. Onlara diren. Onların inadına yaşayacaksın kızım.

Birkaç sene babaannesinin söyledikleri hayata tutunmasına yetiyor. Sonra sonra etkisi giderek azalmaya başlıyor. Babaannenin lafları cılızlaşıyor, pili biten bir radyoda çıkan seslere dönüşüyor. Bu ses şimdi yeniden içinde güçlenmeye başlıyor.

S annesine sesleniyor. Lavaboya gidiyor, elini ağzına götürüyor, öğürüyor ve içtiği ilaçları kusuyor. İçinde bir ses iyi yaptın, inadına yaşamaya karar verdin diyor. Bundan babaannesinin huzur duyduğu kararına varıyor. Nereye kadar direneceğini bilmiyor, ama en azından şimdilik direnmeye ve inadına yaşamaya başlıyor.

Not: Bu öykü kurgusaldır. Gerçek yaşamla birebir karşılığı yoktur