Tanıdık olmayan kentin karmaşık trafiğinde sıcak bir mekân arıyorum.
Önüm-arkam, sağım-solum ‘yaban’ dolu. Hiçbir yüzde adres okunmuyor.
Anlamdan soyunmuş soğuk bir telaşın orta yerinde gidiş ve gelişler...
Nereye böyle?
Burası neresi?
Niye buradayım?
...
Bir yüz beliriyor karşımda.
Tanımıyorum!
Bana doğru yürüyor, ona doğru gidiyorum. Biraz daha yaklaşıyor(um).
O an!...
Durmuyor, geçiyor(um).
Şimdi sırtlarımız birbirine dönük, uzaklaşıyoruz.
Ve işte biri daha görünüyor.
Biri daha...
Çok şey daha...
Birçok...
Kalabalık çoğalıyor, azalıyorum.
...
Günler akıyor, içimde yorgunluk birikiyor.
Her bakış, her temas ‘yaban’lığımı besliyor, yalnızlığım kabarıyor.
Kuytu bir yerde kendime yaslanıyorum.
Yorgunluktan gözlerim kapanıyor.
Başka bir yerdeyim; hem bir yol, hem de...
Hem oturuyor hem yürüyorum.
Fonda Wagner var.
Kafka G. Samsa’yı anlatıyor.
Az ileride Nietzsche çıkıyor karşıma; Zerdüşt’ten bahisler açıyor.
Çoğalıyorlar!
S. Beckett, Spinoza, Schopenhauer, Heidegger...
Hepsi bir ağızdan sesleniyor:
Çıkmazdayız!...
Ayrılıyorum oradan.
Bir ses duyuyorum.
Beni çağırıyor.
‘Dinle!’ diyor.
Sanki Anka kuşunun kanat çırptığı Kaf Dağın’dan sesleniyor:
‘Batı(lı) aşkı bilmez!...’
Bir ozandan bahsediyor, başka bir yere işaret ediyor.
Ardından gidiyorum; hatt’ın kıvraklığında yürüyoruz.
Simurg’a uçan kuşlara karışan bir kalbin atışlarını dinliyorum.
Işığın doğduğu yere varıyoruz.
Yeni Bir Dünyanın Eşiğinde Cemil Meriç sesleniyor!
Attar, Simurg diyor!
Sadî, Bostan ve Gülistan’a çağırıyor!
Mevlânâ Şems’ten bahsediyor!
Beydebâ, Debşelem Şah’ta duran kitabımı okuyun, diyor.
Hepsi bir şehre işaret ediyor, çıkar yoldan bahis açıyorlar.
Isınıyorum.
Bir koku yükseliyor sığındığım kuytu yerden.
Biri beni uyarıyor, gözlerimi açıyorum.
Wagner, G. Samsa, Zerdüşt, Hind, Simurg, Debşelem Şah...
Rüyaymış hepsi!
Bu kuytu yerde, ‘çıkmaz sokak’tayım.
Çıkmaz sokak!...
Çıkmak istiyor muyum buradan?
Bilmiyorum!...
Sahi ‘çıkmaz sokak’ta mıyım?
...
Size soruyorum.
Her yeni başlangıç gibi, zor bir yolculuk!...
Bu yolculuk, kopan ipin uçlarını yeniden birleştirebilecek mi?
Birleştirsin istiyorum.
Kanaatim o ki, buna ihtiyacımız var.
...
Yorgundum!...
Zor bir yol yürüyerek gelmiştim.
Sizi de yorgun buldum.
Kapatılması gereken bir parantezin içinden, kapatılması gereken parantezi olan birilerine yürümüş gibiyim.
Belki de, parantez içi cümleleri unutmak ve parantez dışı cümleler kurmak içindi bu buluşma.
Size soruyorum:
Çıkar sokakta mıyız?
