TR EN

Dil Seçin

Ara

Kâinattan Haberler

Geçtiğimiz yüzyıl boyunca bilim biraz daha mütevazi olmaya başladı. Bir zamanlar bilimin sonsuz ve bilinmeyen her şeyi keşfedeceği varsayılırdı. Modern bilim olaylara daha mütevazı bir şekilde bakmaya başladı ve insanın olaylara son verici cevaplar bulamadığı veya tam anlamıyla tatminkâr sonuçlara ulaşamayacağı anlaşıldı. Bilim adamının şimdi Allah’a inanmak için elli yıl önce olduğundan daha fazla gerekçesi var; çünkü bilim şimdi sınırlarının farkında.”

Andrei Tarkovski

 

***

 

YAZ SESLERİ

Ağustos böceklerinin yaz gecelerini şenlendiren sesleri, biz insanlar için, değişmez bir yaz klasiğidir. Araştırmacılar merak edip böceklerin yakınına minik mikrofonlar koymuşlar. Amaçları bu sesin kaynağından ne kadar yüksek bir derecede çıktığını tesbit etmekmiş. Sonuçta bu küçük böceklerin 158 desibellik bir ses çıkardıkları tesbit edilmiş. Bu değer bir el bombasının patlamasıyla çıkan ses ile aynıymış. Ve, Rabbimiz onun işitme organını karnının uzağında ve bir kapsülün içinde korunmuş halde yarattığı içindir ki, ağustos böceği bu yüksek sesten dolayı daha ilk şarkısını bitiremeden sağır olmaktan kurtuluyormuş.

 

***

 

KURBAĞANIN GÖZLERİ

Tüm kurbağalar büyük gözlere ve göz kapaklarına sahiptirler. Birçoğunun da gözlerini yağlayacak ve temizleyecek özel bir zarı vardır. Ayrıca karadayken suyu kolay bulmalarını sağlayacak, mavi ışığa duyarlı göz yapıları da vardır.

 

***

 

Yaşamın en küçük biriminin evrim yoluyla meydana gelme ihtimali, bir hurda yığınını silip süpüren kasırganın toparladığı parçalarla bir Boeing 747 uçağı meydana getirmesi ihtimali kadardır.”

Sir Fred Hoyle

 

***

 

SÜPER KOLONİ!

Karıncaların koloniler halinde yaşadığını hepimiz biliriz. Ancak, yakın zamana kadar bilim adamlarının da bilmediği bir gerçek var ki, o da, Arjantin karıncası denilen bir karınca cinsinin Avrupa’da akıllara durgunluk veren bir ‘süper koloni’ kurdukları. Bu süper koloni, yapılan araştırmalara göre, binlerce kilometre (yanlış okumadınız; metre değil, kilometre!) uzunluğunda. İtalyan Riviera’sından başlayıp İspanya’nın kuzeybatı sahiline kadar uzanıyor. Kolonide milyonlarca karınca yuvası bulunuyor ve milyarlarca karınca yuvası birbiriyle işbirliği halinde yaşıyor.

Bu süper koloniyi ortaya çıkaran Fransız, İsviçreli, Danimarkalı bilim adamlarının belirttiğine göre, bu süper koloniyi mümkün kılan en temel özellik şu: Normalde, farklı yuvalardan karıncalar, birbiriyle çatışmaya girişiyorlar. Bu süper koloniyi teşkil eden karıncalar ise, farklı kraliçeleri olan farklı yuvalarda yaşıyor olmakla birlikte, genetik olarak birbirlerini tanıyıp kabullenmiş bulunuyorlar. Ancak, Arjantin karıncası olarak beraberce bunu yaparken, yuvalarının yakınını mekân tutmuş sair karıncalara
pek dostane davranmıyor, onları buralardan sürüyorlar.

Arjantin karıncası, isminden anlaşıldığı gibi, esasen Arjantin’de yaşayan bir karınca türü. Lozan Üniversitesi’nden Laurent Keller’in dediğine göre, Avrupa’ya gelmeleri 1920’de, muhtemelen bitki taşıyan gemiler üzerinden vuku bulmuş. Bu tür, anavatanında da bazan birkaç şehir büyüklüğünde koloniler kurmasıyla meşhur imiş. Ama ilk defa birkaç ülkeyi de içine alacak büyüklükte bir süper koloni keşfedilmiş.

Virginia Politeknik Enstitüsü’nden Richard D. Fell’in belirttiğine göre, bu karınca türünün koloniyi ‘süper’ derecede büyütme biçimi çok enteresan. Karıncalar, tabir yerindeyse ‘uydu koloniler’ kuruyorlar önce. Asıl kolonideki karıncaların bir kısmı oraya taşınıyorlar. Ama, asıl kolonileriyle teması da koruyorlar. Böylece, irtibat alanları ve süper koloninin hacmi gitgide genişliyor.

 

***

 

ALDATAN IŞIKLAR

Amerikalı çevrebilimcilerin yaptığı araştırmalara göre, gökdelenlerdeki ışıkların geceleri açık bırakılmasının kuşlara maliyeti hayli ağır. Bu ışıklar, milyonlarca kuşun hayatına mal oluyor! Zira, özellikle göç mevsiminde kalabalık kitleler halinde uçan kuşlar, gökdelenlerdeki ışıkları yıldızlarla karıştırarak üzerlerine doğru uçup binaların duvar ve camlarına çarpıyorlar.

Çevrebilimci Doug Stotz, gökdelenlerdeki ışıkları söndürmenin bu kuşların ölümünü yüzde 88 oranında azaltacağını söylüyor. Stotz, araştırmaları sonucunda 1297 kuşun ışık yanan pencerelere çarparak öldüğünü, buna karşın sadece 192 kuşun ışık yanmayan pencerelere çarptığını tespit etmiş.

O pırıl pırıl şehir manzaraları bir tek insanların akıllarını başlarından almıyormuş demek ki. Medeniyetin geceyi gündüze çeviren ışıkları, kuşları da yoldan çıkarıyor!