TR EN

Dil Seçin

Ara

Kâinattan Haberler

GÖKYÜZÜ NEDEN MAVİ?

Yeryüzüne en yakın yıldız olan güneş, gündüzleri öylesine parlak görünür ki, bu nedenle geceleri gördüğümüz yıldızların hiçbirini gündüz göremeyiz. Güneş ışığında bulunan mavi ışık dünya atmosferinde süzülür ve yayılır. Böylece gündüz gökyüzü o rahatlatıcı maviliğiyle üstümüzde belirirken, gecenin parıltılı yıldızları bir süreliğine gözlerden gizlenir.


 

***


 

KARGANIN SADAKATİ

Küçük karga adıyla anılan bir karga türü, hayvanlar âleminin en sadık eşidir. Bu kuşlar bir yaşındayken kendilerine eş bulur, yani evlenirler ve ölünceye kadar, yani yaklaşık altmış beş yıl boyu hiç eş değiştirmeden yaşarlar.


 

***


 

BİR YUMURTA NASIL BOYANIR?

Kuşlar yumurtlayarak çoğalırlar ve bir kuş yumurtasında embriyonun sağlıklı bir şekilde gelişebilmesi için gerekli her şey var edilmiştir.

Meselâ su, yumurtanın sarısını çevreleyen yumurta akı (albümin) tarafından sağlanır. Başlangıçta ince bir zarla çevrili olan bu yığın, yumurtanın rahime giderken geçtiği kanal boyunca ilerler ve kireç salgılayan bezin bulunduğu bölüme gelir. Burada kabuk vücuda getirilir. Şu hâliyle yumurta beyazdır. Ama bütün yumurtalar beyaz değildir. Kanalın biraz daha aşağısında bulunan bezler, kandan ve safradan aldıkları pigmentlerle kabuğu boyarlar.

Çeşitli kuş türlerine ait o harikulâde renkler ve desenler, işte bu karanlık yerde, bir salgı bezinin kireçten mamul beyaz bir yumurta kabuğuna dokundurulmasıyla yaratılır ve her kuşun yumurtası bambaşka renkler ve bambaşka şekiller içinde süslenerek gözler önüne çıkarılır.


 

***


 

MENEKŞE VAKTİ

Menekşeyi en çok sevenlerin bile onun kokusunu bir süre sonra duymamaya başladıklarını biliyor muydunuz? Bu çiçeklerde bulunan “Jonone” denen bir madde geçici olarak insanın koku alma duygusunu köreltiyor. Bu yüzden menekşeleri az ama öz koklamakta fayda var.


 

***


 

EBE HAYVANLAR

İnsanlar için olduğu gibi hayvanlar için de doğum, oldukça özel ve oldukça zor bir iş. Hayvanlar dünyasında doğum genellikle insanların gözlerinden uzak yerlerde gerçekleşir. Fakat, sanıldığının aksine, hayvanların pek azı yalnız olarak doğum yapmayı tercih eder. Birçok hayvan, koskoca fillerden küçük farelere kadar memelilerin pek çoğu, doğum sırasında arkadaşlarından yardım alırlar.

Bir fil doğum yapacağı zaman, sürüdeki diğer dişi fillerden birkaçı tarafından önce tenha bir çalılığa alınır. Sonra bu zayıf anında ona bir zarar gelmemesi için etrafı dikkatlice gözetir, herhangi bir tehlike olup olmadığını kontrol ederler. Bazen ebe görevini gören filler kendi vücutlarını kullanarak doğumu kolaylaştırmaya çalışırlar.Yavru doğduğunda da, ayağa kalkmasına yardımcı olmak için hortumları ile onu dürtüklerler.

En iyi ebe hayvanlar fareler arasından çıkar. Meselâ Mısır’da yaşayan bir fare türünün doğumlarından çoğunda, ebelere büyük iş düşer. Doğan yavruların göbek bağını ısırarak koparır ve vücutlarını yalayarak temizlerler.

Kendilerine ebelik görevi verilen hayvanların çoğu dişidir. Avustralya’da yaşayan bir tür çalı faresi ise, bu genellemenin dışında enteresan bir örnektir. Erkek fare eşinin doğumuna yardım eder, yavrularını yalayarak temizler ve yuvanın sıcak kalması için onları ısıtır.


 

***


 

SU ALTINDA ÖRÜMCEK

Su örümceği bütün ömrünü su içinde geçirir. Su içinde yaşar, avlanır ve ürer. Buna rağmen bir su canlısı değildir. Yani, sudaki oksijeni balıklar gibi alıp kullanamaz. Suda yaşayabilmek için çok ilginç bir yönteme başvurur. Örümceğin su dışına çıktıktan sonra tekrar ani suya dalışlarında irili ufaklı hava kabarcıkları ayaklarına ve vücudunun çeşitli yerlerine asılı kalır. En çok hava kabarcığı da karnının altında kalır ki, örümcek bunu su altında ‘hava çanı’ olarak milyonlarca yıldan beri kullanmaktadır. Bu çan havayla dolduktan sonra böcek haftalarca su yüzeyine çıkmaz ve bu çanda depoladığı hava sayesinde su altında yaşar.


 

***


 

Eee, sonra?’ ruhu, tüm teknolojik Batı toplumunu sarmış. Bilim adamı olmayanlar bile kâinatın düzenli bir işleyişi olduğunu hiç düşünmeden kabul ediyor. Güneşin her sabah düzenle doğacağını, bir taşın hiç istisnasız yukarı değil de aşağı düşeceğini ve etrafındaki makinelerin mekanizmalarında bir hata olmadığı sürece düzenli çalışacaklarını biliyorlar. Fizik dünyanın rasyonelliği, güvenilirliği ve düzeni baştan kabul ediliyor. Bu öylesine alışılmış bir olgu ki, nadiren bir hayret duygusu uyandırıyor.

P. Davies