TR EN

Dil Seçin

Ara

Bir Akdi Bozar Gibi... / Dünya Hâli

Şehir, başına yıkılmıştı...

İnadına hava soğuktu...

İnadına suratı asıktı bütün insanların...

 

Bu yağmuru tanımıyordu; hayret..

Bu rüzgar sanki alacaklıydı; döver gibi, sert...

Caddeler bile... Kaldırımlar bile kovuyordu sanki...

Sanki aldığı nefesle havayı, attığı adımla yeri ve baktığı her şeyi rahatsız ediyordu...

 

Ellerini cebine soktu...

Başını omuzlarının arasında yok etmek istercesine sindi...

Ve sanki, böyle olmayan bir başka yere çıkacakmış gibi hızlandı...

 

Kabus değil...

Biliyordu ama, açıp kapıyordu gözlerini bir yandan hırsla...

Kabus değil...

 

Sanki köşedeki simitçi her zamanki gibi bağırsa...

Sanki “vakittir” deyip müezzin ezan okusa...

Sanki tabelası tanıdık bir otobüs geçiverse önünden...

Sanki duruverse yağmur...

Bir nefes gibi...

Bir yudumcuk nefes gibi...

Sanki ne olurdu?..

 

Bir duvara yaslandı soluk soluğa....

Sırılsıklamdı şehirle beraber...

Saçlarından yüzüne süzülen damlalar bile griydi şehirle beraber...

Kasvet kaskatı tutmuştu şehirle beraber...

Şehir; kâinat...

Kâinat başına yıkılmıştı...

 

Ölmeyi düşündü...

Mezar yerini sonra...

Ve mezar taşını...

Hiçbir şeyim olmasa da; yatacak bir yerim, boynu bükük bir mezar taşım olacak ihtimal” dedi kendi kendine...

Boynu bükük bir mezar taşım olacak...”

 

İçindeki hırs, içindeki öfke, derin bir sessizliğin kucağında eridi...

Eridi... Eridi...

Ağlıyordu...

Boynu büküldü...

 

Kaldırıp kafasını baktı, her şeye doğru...

Hayata doğru...

Seninle işim olmaz artık” der gibi...

Bir akdi bozar gibi...

 

Yağmur dindi, müezzin çınlattı gök kubbeyi...

Simitler sıcacıktı...

Boynum bükük, mezar taşım gibi” dedi şehre...

Benim akdim mezar taşımla...” dedi.