TR EN

Dil Seçin

Ara

Herkesin Keyfine Göre Bir İncil

New York Albany’de neşredilen Times Union Gazetesi’nin 4 Eylül 1993 tarihli sayısında “Tercümelerin Çokluğu” adlı bir yazıda yazar Lois Kaplan diyor ki:

Şu anda bir İncil kalabalığı günümüz Amerikalılarını beslemektedir. Zafere Giden Yol adlı yeni bir İncil’de Michael Charig ve Orel Hershiser gibi spor yıldızlarının beğendikleri ayetler hakkındaki görüşlerine de yer verilmektedir. Bir diğeri, Yaşayan İncil, o zamanlardaki olayları canlandıran 250 resim ihtiva etmektedir. Öğrenciler İçin Hayata Uygulamalı İncil’de tartışma soruları, gençlik problemlerini anlatan pasajlar ve önemli İncil karakterlerinin tarifleri vardır. Mesaj’da editörler İncil’i günümüz İngilizcesine tercüme etmişlerdir. Hz. İsa’nın (as) kendinin izleyenlere gizlice dua etmelerini ve fakirlere gizlice vermelerini söylediği Matta İncili’ndeki pasaj Mesaj’da şöyle tercüme edilmiş: “Ve Rabbin huzuruna geldiğiniz zaman, bunu bir tiyatro oyununa çevirmeyin. Dualarını düzenli bir şov haline sokan bütün bu insanlar ve yıldız olmayı umanlar! Rabbin bir locada oturduğunu mu sanıyorsunuz?” Yazar Lois Kaplan, hayretini gizleyemeyip şöyle diyor: “Vay canına! İsa bugün yaşasa böyle mi derdi acaba?” Bu meseleye mazeret olarak da Mesaj’ın editörü Janathan Stine şöyle söylüyor: “Görüşümüz o ki insanlar tekrar tekrar aynı şekilde duydukları şeylere alışıyorlar, sıkılıyorlar ve bunlara karşı duyarsızlaşıyorlar. Biz böyle İncil okumayan insanları dil yoluyla kazanmaya çalışıyoruz.

Zencileri muhatap alan, diğer bir İncil ise okuyucu çekmek için sokak dilini kullanıyor. İşte siyahî okurlar için hazırlanan İncil tercümesinde Genesis bölümünde Nuh Peygambere (as), tufan konusunda şöyle hitap ettiriliyor: “Burada olanlar artık canıma tak etti. Bu millet adam olmaz. Ben yapacağımı bilirim.. İşi kökünden halledeceğim. Bunların kökünü kazıyacağım.

Kendisine çok enteresan gelen bir mevzuda Lois Kaplan şöyle diyor: “Zenciler için yazılan bu İncil’e göre İsa da zenciydi. Hatta Âdem, Havva, Yahya ve Meryem de. Bu tür imajlar bazılarına acayip hatta bir devrim gibi gözükebilir, ama James Peebles’a göre bunlar gayet mantıklı. Eylül ayında yayımlanacak olan Orijinal Afrika’nın Mirası İncelemeleri İncili’nin yayıncısı Peebles: ‘İncil’in zamanında beyaz insan yoktu.’ diyor ve ilave ediyor: Bu Kral James tercümesini yapanların işaret etmeyi unuttukları bir husustu.

Editörlerin, İncil’i Afrika kökenli olarak değerlendirdikleri detaylı tasvirlerle dolu olan Peebles’in kitabı son zamanlarda çıkan alışılmamış İncil tercümelerinden biri. Peebles Orijinal Afrika’nın Mirası İncelemeleri İncili’nde daha muhafazakâr bir ifade deniyor. Editörler, Kral James İncili’nin metnini çok miktarda dipnotla destekliyor. Peebles’in dediğine göre Kral James, Afrikalı-Amerikalılar arasında en çok kullanılan ve en çok kabul gören versiyon. Dipnotlar İncil’in Afrika kökeni hakkında şaşırtıcı yorumlar meydana çıkarıyor. Antropologlar en eski insan kalıntılarını Doğu Afrika’da keşfettiklerine göre İncil’deki ilk erkek ve kadının Hz. Âdem (as) ve Hz. Havva’nın (as) koyu derili olduğu sonucuna varabiliriz. Afrikalı-Amerikalılar gerek laik gerekse dini kimlik olarak çarpıtılmış bir görüşe sahipler, bunun sebebi kısmen de olsa, kilisede gördükleri mavi gözlü sarışın İsa, diyen Peebles, şöyle devam ediyor: “Eski Ahit’in ne kadar büyük kısmının Afrika’da geçtiğini ve Afrikalılar’ın oynadığı aktif rolü görmek onları şaşırtıyor.”

Lois Kaplan, bu çeşitliliğe bakarak diyor ki: “Evet yaşınız ve dini eğitiminiz ne olursa olsun sizin için biçilmiş kaftan bir İncil mutlaka vardır. Colorado Springs’teki Hıristiyan Kitapları Satıcıları Birliği’nin başı olan Jim Retmann’a göre “Dinî Pazar’da çok çeşitli ihtiyaçlar var. Bazı insanlar, kendilerine özel zamanlarda yardımcı olacak, iyileşme konusuna ağırlık veren İnciller istiyorlar. Bazıları ayet-ayet bir yaklaşım veya pasajlarını hayatlarına uyduracakları bir İncil istiyorlar. Günümüzden 50 veya 75 yıl sonra bu ihtiyaçlar da değişecek.”

Yazar Lois Kaplan’ın tespitiyle herkes keyfine göre bir İncil uyduruyor.

Tahrife uğrayıp kudsiyetten uzaklaştırıldığı için manevi gıdaları tükenmeye yüz tutmuş kitaplardan bıkmış olan bu yorgun topluma taze, olgun ve dolgun mesajlar sunacak rehberlere ihtiyaç var. Eğer bu ihtiyaç giderilmezse manevi açlık böyle bir toplumu kıvrandırıp girdaplara sürüklerken, bütün insanlık bilhassa ruhları gerçeklere uyananlar da en büyük bir vebalin altına girmiş olacaklardır.