ARAMA SAYFASI

Mevsimine Göre Meyveler

Her mevsim toprak, hava ve iklim değiştiği gibi bedenimizin ihtiyaçları da değişmektedir. Bu yüzden sonsuz şefkat sahibi Rabbimiz bedenimizin ihtiyaçlarına uygun olarak Rahmet hazinesinden bizler için her mevsime uygun meyve ve sebzeler yaratmaktadır.

 

Her mevsim toprak, hava ve iklim değiştiği gibi bedenimizin ihtiyaçları da değişmektedir. Bu yüzden sonsuz şefkat sahibi Rabbimiz bedenimizin ihtiyaçlarına uygun olarak Rahmet hazinesinden bizler için her mevsime uygun meyve ve sebzeler yaratmaktadır.

Sağlıklı beslenmenin en önemli ve temel koşulu güvenli ve sağlıklı yiyecek seçimidir. Bunun için sebze ve meyvelerin gerçek mevsimlerinde, bol bulunduğu aylarda yenilmesi çok önemlidir.

Meyve ve sebze çeşitliliği kışın yaza göre daha kısıtlıdır. Ancak kış aylarında tükettiğimiz meyve sebzeler de çok yararlı olup hastalıklara karşı koruyucudur. Kış aylarında grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklarda artış olur. Ancak C vitamini, bu hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirir. Rabbimiz, hazine-i Rahmet’inden, bu dengeye uygun bir şekilde kış aylarında bize mandalina, portakal, greyfurt, kivi gibi C vitamini kaynaklarını sunar. Yaz aylarında ise hava sıcak olduğundan ve vücudun daha fazla suya ihtiyacı olduğundan kavun, karpuz, üzüm gibi su oranı yüksek meyveler sunulur.

Risale-i Nur’da bu hakikate işaret edilerek; “Birisi var ki, bize, zemin yüzünü rahmetin binlerle hediyeleriyle doldurmuş, bir ziyafetgâh yapmış ve Rahmâniyetin yüz binlerle ayrı ayrı lezzetli taamları içinde dizilmiş bir sofra etmiş; ve zemin içini rahîmiyet ve hakîmiyetin binlerle kıymettar ihsanlarını câmi’ bir mahzen yapmış; ve zemini, devr-i senevîsinde, bir ticaret gemisi hükmünde, her sene âlem-i gaybdan levazımat-ı insaniye ve hayatiyenin yüz bin çeşitlerinden en güzellerini içine alarak yüklenmiş bir nevi sefine veya şimendifer gibi ve her baharı ise, erzak ve elbisemizi taşıyan bir vagon hükmünde olarak bizlere gönderir, bizi gayet rahîmâne beslettirir” denilmektedir.

 

Nimeti verip de iştiha vermeseydi?

Elbette bu nimetlerin istifademize sunulması tek başına yeterli olmazdı. Eğer verilen bu nimetlere karşı bizlerde iştiha yaratılmasaydı nasıl bunlardan istifade edecektik? Cenab-ı Hakk’ın rahmetine bakın ki, bütün o hediyelerden, o nimetlerden istifade etmemiz için bize yüzlerle ve binlerle iştihalar, ihtiyaçlar, duygular, hissiyatlar, hisler vermiş.

Sonbahar ile birlikte havaların soğuması ve mevsim geçişinin de verdiği yorgunluk halsizlik gibi sağlık sorunlarına maruz kalacağız. Öyle ki daha sonrasında da kış mevsimi karşılayacak bizi. Soğuk algınlığına bağlı olarak boğaz şişkinlikleri, burun tıkanıklıkları, nezle ve grip gibi hastalıklar ile mücadele edebilmek, vücudun direncini artırmak için Rahmet hazinesinden bize mevsiminde sunulan meyve sebzelerden bolca tüketmemiz gerekir.

Kur’an’da, “İnsan aldığı gıdalara bir baksın! Biz yağmuru gökten bol bol yağdırdık. Sonra (bitkiler bitsin diye) toprağı nasıl yardık. Kendinize ve hayvanlarınıza bir gıda ve fayda olması için yeryüzünde ekinler, üzüm bağları, yoncalar, zeytinler, hurmalar, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik” (Abese Suresi, 24-32) buyurulmuştur. Tabiatta yaratılmış olan her şeyin bir anlam ve önemi olduğu gibi bu ayette bitki, meyve, sebze ve diğer gıdaların da aslında insanoğlunun yararlanması için yaratıldığı, hastalıklardan korunmasında ve tedavisindeki önemi ve gereği anlatılmaktadır.

 

Bu meyveleri kim halk ve terbiye etmişse,

benim Rabbim ve Halık’ım da O’dur.

Elbette aklı ve şuuru olmayan ağaçlar bizi bilmez ki, ihtiyacımız olan gıdaları bize sunsun. Demek her bir ağaç, ‘Bismillah’ der. Hazine-i Rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor. Her bir bostan, Bismillah der. Matbaha-i Kudret’ten bir kazan olur ki: Çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Bizlere, Rezzak namına en latif, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.

Tüm bu işlerin, bahar mevsimini bir vagon tarzında yüz bin nevi taamlarla doldurup kış ahirinde erzakları biten muhtaç zihayatlara yetiştiren bir Rezzak-ı Rahîm’in işleri olduğunu, zerre kadar aklı bulunan tasdik eder.

Ey insan! Aklını başına al. Hiç mümkün müdür ki: Bütün enva’-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hacetlerine “Lebbeyk!” dedirten Zât-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin? Madem seni biliyor, rahmetiyle bildiğini bildiriyor. Sen de onu bil, hürmetle bildiğini bildir… Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister.