63 Yazı Mehmet Kırkıncı

Yazar Profili »

Her Şey Kur'an'da Olduğuna Göre Âlimlere Ne İhtiyaç Var?

Aralık 2013, 444 281 Görüntülenme Eklenme Tarih: 22 Mayıs 2020 23:27 Mehmet Kırkıncı

 

“Her şey Kur’an’da olduğuna göre, mezheb imamlarına ve diğer İslâm ulemâsına ne ihtiyacımız var?” diyenlerin bu fikirlerinin ne kadar anlamsız olduğunu şu örneklerle anlayabiliriz:

Bizler, Hâlik-ı Hakîm’in şu kâinat kitabında kudret kalemiyle yazdığı âyât-ı tekviniyesinden, yani yarattığı eserlerinden kendi aklımızla çok az şeyler anlayabildiğimiz gibi, Kur’ân-ı Kerîm’i sadece okumakla veya âyetlerinin kısaca anlamlarına bakmakla da çok az şey anlayabiliyoruz.


Kâinat kitabını çeşitli yönleriyle keşfedip bizlere anlatan bilim insanları olduğu gibi elbette ki, Kur’ân-ı Kerîm’i de bizlere ders verecek âlimler ve müçtehidler olmalıdır.


Cahil bir insan, güneşi bir elma kadar zannederken, bir astronom, o güneşin dünyanın ağırlığının bir milyon katında daha büyük olduğunu görebilmektedir.
Yine, okuma yazma bilmeyen bir insan, kanı, kırmızı bir su olarak görürken, bir doktor o kan içindeki milyarlarca alyuvar ve akyuvara ve daha nicelerine bakabilmektedir.


Bir insan, bir nehre baktığında sudan başka bir şey göremezken, bir elektrik mühendisi o nehrin arkasında barajları ve o barajların arkasında ise elektrik üretimini görebilmektedir.


Botanikten habersiz olan kimse, bir bitkinin sadece dış görünüşüne bakarken, o ilimde ilerlemiş bir insan, bitkilerde gizli olan pekçok sırları ortaya çıkarmakta ve bir eczacı ise onlardan ilâç yapmaktadır.


Şimdi, bir adam eczaneden ilâç almayıp, “madem ki bütün ilâçlar çeşitli bitkilerden yapılıyor; o halde bu ilâçları bir eczacıdan almak yerine bunların kaynağından alacağım” diyerek, dağlara çıkıp ot toplasa ne derece akılsızlık etmiş olur herkes anlar.


İşte, Kur’ân-ı Kerîm’in her bir âyetinde ne derece büyük nurlar, ne gibi şifalı ve ince mânâlar bulunduğunu ve her âyetin ne kadar azîm ve geniş anlamları olduğunu anlayabilmemiz ve hayatımıza taşıyabilmemiz için de elbette ki, onun uzmanı, eczacısı ve mühendisi olan zatların ilimlerinden faydalanmamız gerekir. Aksi halde, ne kadar cahil kalacağımız ve Kur’an’ın nurlarından ne derece mahrum olacağımız yukarıdaki örneklerden anlaşılır.

 

 

 


Aralık 2013, 444 Sayısı Tüm Yazıları


YAZARIN DİĞER YAZILARI

Kur’an’ın Benzeri Neden Yapılamaz?

Her kelâm (söz), kendisini söyleyenin mührünü taşımaktadır. Lisan aynı da olsa, yeteneklerin farklılığı, ilim ve belâgattaki farklılıklar gibi konular, sözlere ayrı ayrı mühürler kazandırmakta ve bilenler için, o sözün kime ait olduğunu âdeta haykırmaktadır. Meselâ, hepimiz Türkçe konuştuğumuz halde, Yunus Emre’nin veya Mehmed Âkif’in bir şiirini işittiğimizde bu şiirlerin şairlerini derhal tanıyabiliyoruz.

Devamı »

Süt

Hindistan cevizinin ağacı toprak yiyor, kendisi süt veriyor. Koyun ise ot yiyip süt veriyor. Başka bir anne de et yiyip süt veriyor. Demek ki bunların her biri birer sebeptir.

Devamı »

Göremediğimiz Harikalar

Bir düşünelim; biz bir tek organımızın aynısını yapamazken, toprağa attığımız bir buğdaydan on tane buğday alıyoruz. Yani bir buğday tanesi kendisi gibi on fert yapmış görünüyor.

Devamı »

Ahiret Olmasa Hayatı Anlamsız Olur

Bir bilim adamı, büyük bir özen ve çalışma sonucu her yaprağı binlerce lira değerinde, gayet güzel ve eşsiz çiçekler yapsa, fakat sonra bunla­rı adi bir saman çöpüymüş gibi keçilere yedirse, ne kadar abes olur!..

Devamı »