34 Yazı Selim Gündüzalp
Genel Yayın Yönetmeni

Yazar Profili »

Gençlik Bir Kuşmuş, Ötüp de Uçmuş

Ocak 2018, 493 1148 Görüntülenme Eklenme Tarih: 08 Şubat 2018 14:52 Selim Gündüzalp

Ne yaptın, ne ettin gençliğini!?

Sorarlar bir gün...

O dem geldiğinde sorarlar...

Soracaklar da...

İster inan, ister inanma...

Biri çıkıp da söylemedi demeyesin sakın...

Söylüyoruz bak...

Ne demişti Yunus:

“Sabret!”

Sabrın sonu selamet...

Bir gün olanı sen de keşfedeceksin...

Huzuru bulacak ve sevineceksin... 

Hem de o güne kadar hiç öyle sevinmemişçesine...

Kıyıya vuran dalganın, esen rüzgârın farkına varacaksın...

Yıldızlara uzanacaksın tutmak için...

Coştu mu bir kere için, durduramazsın kendini... 

Acele etme...

Önce pencereni aç nazikçe...

Gözlerini kapa...

Bırak kendini serin havaya...

Bir nefes al derinden şöyle...

Gönlündeki sızıyı bir dindir...

Yüreğini sakinleştir...

Bırak şimdi o huzuru aramayı; o seni bulsun...

Önce endişelerini at birer birer...

Hayatın ve yaşamanın bir mucize olduğunu anlıyorsun değil mi?

Dünyaları versen alamayacağın şeyler de var...

Senin, hepsi senin elinin altında şimdi...

Altın bir tepsinin içinde...

Kralların hazineleri senin sahip olduğunun yanında bir hiç...

Kendi değerini bilmeyen, o ‘hiç’leri hazine sanır…

Şeytan sendeki o hazinenin peşinde işte...

Senin haberin yok ama o farkında, sende neyin değerli olduğunun...

Bunun için peşinde...

Farkında mısın sen?

Değerini bilirsen kaybetmeden kazanacaksın.

Hep yitik, hep bitik rollerdesin... Artık bırak.

Hayatın gerçekleri oyuna dönerse elinde...

Oyunlar da gerçeğin olacak... Hayatın bir oyun, bir eyleşmeden ibaret kalacak.

Bu oyun öyle yalancı bir uyku ki, ne uyumak olacak sana ne de uyanmak...

Şu dünyada çılgınca peşinden koştuğun ne varsa bir an olsun bırak...

Bak, sokaktan geçen bir satıcı sesi: “Eskiciiiii…”

Ver, kurtul...

Hayret! Üstüne bir şey istemediklerine şükret…

Unut onları, mecbur değilsin onlarla beraber yaşamaya...

Beynini allak bullak eden boş düşüncelerden hele bir uzaklaş... 

Zevk dediğin, eğlence dediğin şeylerin esiri olmuşsun, hem de gönüllü esiri...

Fatih önce kendini fetheder...

Bir neşter vurman gerekir yaraya...

Kargaşanın tam da ortasındasın...

Ne kış, ne de yaz...

Tam iki bahar arasındasın...

Arafta kalmak kolay değil ama oluyor işte...

Kalıyorsun birden, orta yerde kalakalıyorsun...

İstesen de istemesen de...

Şehrin göbeğinde binlerce insan arasında bir başına kalıyorsun işte...

Gençlik gemisinin yolcuları binip de gitmiş...

Bizim de nasibimiz bu kadarmış...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

Cennet

Hepimiz gelecekte neler yaşayacağımızı merak ederiz. Özellikle de kabri, ötesini, mahşeri ve cenneti… Aslında bizim her günümüz, yarından bir habercidir...

Devamı »

Elvedâ Ey Şehr-i Ramazan!..

Devamı »

Bahara Merhaba

Unutmuştuk neredeyse kelebekleri. Önümüzden geçerlerken zarif bir eda ile. Resmigeçit yaparlar adeta hayran hayran seyrederiz. Çiçek midir uçan, yoksa kelebek midir? Hayretle izleriz...

Devamı »

Gel Yirmi Nisan…

Birbirine yakın, âdeta iç içe geçmiş çay bahçeleri vardı, gençlik yıllarımızda şehrimizin orta yerinde. Bunlar arasında bizim mekân tuttuğumuz yer ise, ‘Şemsiyeli Çay Bahçesi’ diye bilinirdi. Bu bahçenin arkasında, bir avuç idealist gencin etrafında toplandığı bir masaydı bizimkisi. Bu masayı asırlık ağaçlar kuşatıyordu...

Devamı »